DOLAR
45,1848
EURO
53,0864
ALTIN
6.719,72
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ertuğrul Özkök: Duvarımdaki soğuk kadına kimler sırılsıklam aşıktı ya da hayrandı?

Allah’tan Akdeniz’in bu tarafında Güniz Sokak, öteki tarafında da Chelsea ve Camden’in çocukları var, ona en hoş ağıtları yakacak

Ertuğrul Özkök: Duvarımdaki soğuk kadına kimler sırılsıklam aşıktı ya da hayrandı?
13.06.2024 06:20
12
A+
A-

Bu fotoğraf, 1967 yılında Ankara Güniz Sokak’taki küçük öğrenci odamda çekildi.

Yirmi yaşındayım.

Duvarlarım, 20 yaş çocukluğu ve heyecanı ile astığım posterlerle kaplı.

Bu odanın gördüğünüz tarafı… Bir de görmediğiniz tarafı var.

Orada devasa bir Karl Marx ve onun kadar devasa bir Mick Jagger posteri asılı.


“Moonrise Kingdom” filminden

Duvarımda posteri asılı o soğuk bayan dün öldü

Görünen tarafımın en büyük fotoğrafı ise Françoise Hardy…

“Tous Les Garçons et Les Filles” müziğini söyleyen şahane kız.

Yani bizi, “Bütün oğlanları ve kızları” anlatan bir müzik.

İşte o kız dün öldü.

Seksen yaşındaydı…

Saçları bembeyazdı ve hayatının son yıllarını, “İnsanın kendi hayatına son verme hakkını” savunarak geçirdi.

Uzun müddettir hastaydı. Tek isteği acı çekmeden ölebilmekti.  

Bunu söyledikten 6 ay sonra gitti bu dünyadan…


Françoise Hardy

Ona son kez ‘Yükselen Ay Krallığı’nda rastlamıştım

Aradan 50 yıl geçti.

Hala aklımdan çıkmıyor bu kız.

Son sefer Wes Anderson’un “Moonrise Kingdom” sinemasında karşılaşmıştım.

Söylediği “Le Temps de l’Amour” müziği güya sinemanın baş oyuncusuydu.

Filmin 12 yaşındaki kız çocuğu kahramanı Suzy Bishop, küçük bir 45 bölümlük plakçalarla konutundan kaçıyor ve gittiği her yerde bu şarkıyı çalıp dans ediyordu.

Nasıl da hoş gitmişti sinemaya bu müzik.

Filmin Türkçe ismi ‘Yükselen Ay Krallığı’ydı…

Meğer Salvador Kolu ona hayranmış

1960’ların sembolü bir kız seçmek gerekirse…

Benim için oydu Françoise Hardy.

Oysa ne büyük bir çelişki…

Beat müziğin dünyayı sarstığı günlerin tam ortasında olabilecek en romantik baladlarla gelip oturmuştu ortamıza.

Ben, Ankara’nın bir mahallesinde saklı zımnî ona hayranlığımı yaşarken, oysaki benimle birlikte kimler aşıkmış, hayranmış o kıza…

Meğer Salvador Dali ona hayranmış.

1968’de onu Cadraques’daki evine davet etmiş ve bir hafta geçirmişler o evde.

Ama diğer kimileri var ki…

O zaman daha iyi anlıyorum ben nasıl hayran olmuşum bu kıza…


Bob Dylan “O gelmezse konsere çıkmam” demiş

Benden öbür kimlerin duvarında da vardı o poster?

Benim, 1960’larda yeni İngiliz müziğinin nabzının attığı Chelsea’de, Camden’da yeni yükselen popçularının birçoklarının duvarında da onun posteri asılıymış…

Rolling Stones’un 29 yaşında ölen üyesi Brian Jones ve Morrisey de onun aşıkları listesindeymiş meğerse.

Fraançoise Hardy, hastalığının belirlendiğu 2018’de Bob Dylan ve Mick Jagger’dan kendisine gelen müzik tabirleri denemelerinin olduğunu açıklamıştı.

Bob Dylan “O gelmezse konsere çıkmam” demiş

Bob Dylan 1964’deki “Another Side of Bob Dylan” albümünün kapağına ona ithaf ettiği bir şiirden dizeler koymuştu.

Ama en enteresan öykü Bob Dylan’la Paris’te Olimpia’daki konserinde yaşadıklarıydı.

Dylan “Françoise buraya yanıma gelmezse konserin ikinci kısmına çıkmayacağım” diye tutturmuştu.

O ve öbür birtakım sanatkarlar daha sonra kaldığı Geogre V Oteli’ndeki odasına yanına gitmişlerdi.

İşte orada Dylan şimdi baskıdan çıkan iki plağını Françoise Hardy’e göstermişti:

“Just Like A Woman” ve “I Want You…”

Belki de onun için yazılmış iki müzikti.

Kimse hiçbir zaman bilemedi.


Françoise Hardy ile Bob Dylan

Mic Jagger’ın ülküsündeki bayandı, o da Hardy’nin ülküsündeki erkek

Mick Jagger’a gelince…

Françoise için “İdealimdeki kadın” diyordu her yerde.

Ve bu tek taraflı değildi.

Françoise, Hardy için de “İdeal erkekti…”

Ama bu iki ideal hiçbir zaman fiziken birlikte olmadılar.

Tıpkı şu sıralarda Disney Plus’da gösterimde olan “Lagarfeld” belgesel dramasında, Karl Lagarfeld ile Jacques de Bascher arasındaki büyük aşk gibi…

Lagarfeld ona meczup gibi tutkundu. ama yıllar sonra “Aralarında hiçbir fizikî alakanın olmadığını” söylemişti.


Françoise Hardy ile Rolling Stones’tan Brian Jones ve Mick Jagger

John Lennon ve Paul Mccartney çok uğraşmıştıbaşaramamıştı

Tabii bir de devrin en büyükleri var…

Beatles’ın iki üyesi John Lennon ve Paul McCartney de onun bâtın hayranları ortasındaydı.

Chelsea dedikodularına bakılırsa, ikisi de bahtlarını denemiş ama başaramamışlardı.

David Bowie ve ünlü Japon tasarımcı 

Ya David Bowie

O hünsa adam…

Onun da Chelsea’deki odasının duvarında bir Françoise Hardy posteri varmış.

Japon dizayncı Rei Tawakubo…

Halen dünyanın en çok önemli genç markalarından biri olan ‘Comme des Garçons’u, ondan ve müziği “Tous Les Garçons et les Filles” müziğinden esinlenerek koymuştu.


Françoise Hardy, Serge Gainsbourg

Soğuk yıldızın gölgesinde doğan bir oğlak kızı

Françoise Hardy, 17 Ocak 1944 günü doğmuştu.

Oğlak burcuydu ve Satürn’ün gölgesinde gelmişti bu dünyaya…

Yani “Soğuk Gezegen”in karanlık yüzünde doğmuştu.

Belki de o yüzden bütün hayatı boyunca hep aralıklı, soğuk bir insan aynıi durdu.

Onu Serge Gainsbourg’la yan yana getiren de işte bu baştan çıkarıcı aralıktı.

Veya bize o denli göründü.

Kırmızı ruj sürmeden Fransız kızı şekli yaratılabilir mi?

Kırmızı ruj sürmeyen, sigara içmeyen, bir Amerikalı editörün deyişiyle “Mini etekli bir ceylandı” o.

Mini eteğin ve pantolonunun en yakıştığı kızdı o günlerimde…

Haute Coutur’den ilk giydiği elbise bir Coureges’di…

1960’larda “Fransız genç kız tarzını” o yaratmıştı.


“Anti-Bardot”

“Blow Up” sinemasından fırlamış anti-Bardot bir karakter

Brigitte Bardot yıllarıydı.

O ise tam bir “Anti-Bardot” olarak çıktı…

Bardot bayanlığını ne kadar cömertçe ve cüretle teşhir ediyorduysa…

O da o kadar cömertçe saklıyordu…

Antonioni’nin “Blow Up” sinemasından fırlamış bir kahramandı.

Fransız medyası Françoise Hardy’i ne kadar ruhsuz haberle uğurluyor

Peki 1960’ların yeni Fransa’sını yaratan bu bayanı Fransa nasıl uğurluyor?

İki en çok önemli gazetesi Le Monde ve Le Figaro’ya bakıyorum.

Aşırı sağın yükselmesi bütün birinci sayfaların üzerine abanmış.

Benim jenerasyonumun yeni insanını mahveden bayana altlarda küçücük bir yer kalmış.

Haberlerse…

Duygusuz bir lisanla yazılmış.

3 bin kilometre ötede beni kaplayan ağlamaklı hüznün onda biri yok…

Demek ki popülist siyasetçilerin yarattığı vasatlık, Saint Germain ruhunu da alıp götürmüş.

Allah’tan Akdeniz’in bu tarafında Güniz Sokak, öteki tarafında da Chelsea ve Camden’in çocukları var, ona en hoş ağıtları yakacak.

En çok dinlediğim 10 Françoıse Hardy şarkısı

(*) “Mon Amie La Rose”

(*) “Le Temps de l’Amour”

(*) “Tous les Garçons et les Filles” (*) “Comment Te Dire Adieu”

(*) “Ma Jeunesse Fout le Camp”

(*) “Le Large”

(*) Un Peu d’Eau”

(*) “Suzanne” (Leonard Cohen’in müziğini çok hoş söylüyor)

(*) “Que Reste t-il de nos Amours”

(*) “Tant de Belles Chosses”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.