Diyarbakır Barosu Başkanı Eren’den Bakan Tunç’a Tahir Elçi cevabı: Linç edilmesi ve Sur’da yaşananlar suikastın taşlarını döşedi

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, Tahir Elçi davasında beraat kararlarını MLSA TV’de değerlendirdi. Yıldız Tar ile Söz Hakkı canlı yayınına bağlanan Av. Eren, “Tahir Elçi suikastı yalnızca Dört Ayaklı Minare’de olanlara hapsedilemez. Katledilmeden önce hedef gösterilmesi, katledildikten sonra Sur’da yaşananlar, sokağa çıkma yasaklarından farklı düşünemeyiz. Karanlık bir devirde yaşananları aydınlatabilecek bir davaydı” dedi.
“Şaşırdığımız bir karar değil. Bu davanın bu türlü bir kararla sonuçlanacağını hem soruşturma aşamasında savcılığın yapmadıkları hem de mahkemenin bütün talepleri reddetmesinden biliyorduk” diyen Av. Eren, hukuki mücadelelerinin devam edeceğini belirtti. Kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar taşıyacaklarını vurgulayan Av. Eren, soruşturma aşamasındaki eksiklere dikkat çekti:
“Tahir Elçi’nin vurulduğu sokakta özel işletmeye ait kamera var.fakat ne hikmetse Tahir Elçi’nin vurulduğu anı çok net gördüğüne kuşkumuz olmayan kameraya ait kaydın yapılmamış olduğu ve bozuk olduğu yönünde tutanak tutuldu. Her basın açıklamasında güvenlik şube görüntü kaydı alır. ama ne tesadüfse o kayıtlarda tam da Tahir Elçi’nin vurulma anına denk gelen 12 saniyelik bir görüntü kaybı var. PTT’ye ait kameranın da arıza nedeniyle çekim yapmadığı yönünde tespit var. Biz kamera kayıtlarına müdahale edildiği yönünde kuşkularımızı sayısız defa dile getirdik. Biz kolluğun orjinal kayıtlarına dahi ulaşamadık.”
“Tahir Elçi suikastı davası aynı vakitte karanlık bir devrin aydınlatılması için çok önemli bir dava”
Av. Eren, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un kararla ilgili “Bu, ilk derecenin kararı. Bunun istinafı, temyiz süreci var” sözlerine de tepki göstererek şöyle konuştu:
“Tahir Elçi dosyası ülkede yıllardır kamu vazifelilerinin işlediği ağır insan hakları ihlallerine bahis yaygın cezasızlık siyasetinin tam da tezahürü bir dosya. Artık devlet siyasetine dönüştüğü konusunda hiçbir kuşkumuz yok. Tahir Elçi suikastı yalnızca Dört Ayaklı Minare’ye hapsedilecek bir suikast değildir. Tahir Elçi’nin bir televizyon programında sarfettiği kelamlardan ötürü linç kampanyasına uğraması, yargının bu linç kampanyasına dahil olması, derhal bir gözaltı ve soruşturma süreci, kısa sürede hazırlanan bir iddianame ile davaya dönüşmesi Tahir Elçi’ye dönük suikastın yol taşlarını döşedi. Tahir Elçi katledildikten sonra Sur’da yaşananlar, uzun yıllar süren sokağa çıkma yasakları ve yaşanan hak ihlallerini düşündüğümüz zaman… Tahir Elçi suikastını bu süreçlerden de başka düşünemeyiz. Tahir Elçi suikastı davası benzer vakitte karanlık bir periyodun aydınlatılması için çok önemli bir dava.”
“Siyasal iktidar ve bütün yargı bürokrasisi bu cinayetin aydınlatılması yönünde bir irade ortaya koymadı”
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun da cinayeti “siyasi suikast” olarak ifade ettiğini, Davutoğlu’nu dinleme kararından vazgeçildiğini hatırlatan Av. Eren, “Tahir Elçi suikastını o süreçte yaşananlardan bağımsız düşünemeyeceğimiz, faillerin tam manasıyla tespitinin de birilerini rahatsız ettiğini söyleyebiliriz” dedi ve ekledi:
“Beraat kararı verilmişse karanlık geçmişle yüzleşme konusunda siyasal irade olmadığını söyleyebiliriz. Sayın Bakanın dediklerinin biz de farkındayız. Evet istinaf var. ama asıl mesele yargı makamının cinayetin aydınlatılması konusunda gerekli çalışma yürütmemiş olması, yargılama faaliyeti yapmamış olması. Adalet Bakanımızın önce bu mahkemenin yapmadıklarını görmesi lazım. Soruşturmayı yürütenlerle ilgili tüm şikayetler Hakim Savcılar Kurulu’ndan geri döndü. Bize göre siyasal iktidar ve bütün yargı bürokrasisi bu cinayetin aydınlatılması yönünde bir irade ortaya koymadı.”