DOLAR
46,1187
EURO
53,3887
ALTIN
6.431,11
BIST
13.873,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

“İran Lübnan’ı kart olarak kullanıyor, Trump çıkmaz sokakta”

Musa Özuğurlu’ya göre İran, İsrail’in Lübnan’a dönük saldırılarını hem Trump’a hem de İsrail’e karşı bir baskı aracı olarak kullanıyor. Özuğurlu, aktif mücadelesini sürdüren Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının mümkün olmadığı görüşünde.

“İran Lübnan’ı kart olarak kullanıyor, Trump çıkmaz sokakta”
09.06.2026 16:00
0
A+
A-

ABD ile İran arasındaki güç savaşının ana sahası haline gelen Lübnan‘da, ateşkes sürecindeki tıkanıklıklar ve tarafların stratejik hamleleri ülkeyi yeni bir iç çatışma ve kaos eşiğine taşırken İsrail’in Lübnan saldırıları, bölgesel ve yerel dinamikleri tamamen sarsıyor. ABD ile İran arasındaki ateşkes süreci nihayete ermeden Hizbullah’ı izole edip büyük bir parça koparma telaşındaki İsrail Başbakanı Netanyahu‘nun aceleciliği ile uluslararası baskılardan kurtulmak için Hizbullah’a yönelik saldırıları bağımsız bir kart olarak kullanan ABD Başkanı Trump’ın hamleleri, Lübnan iç siyasetinde de tehlikeli kırılmalara yol açıyor; Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve Hizbullah’ın yalnız kalmasını fırsat bilen Joseph Avn ve Nevaf Selam liderliğindeki Lübnan cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık kanadı, örgütün silahsızlandırılması ve tamamen elimine edilmesi yönünde somut adımlar atmaya çalışıyor. Buna karşın beklenmedik füze saldırılarıyla askeri açıdan halen operasyonel ve aktif olduğunu kanıtlayan Hizbullah’ın silah teslim etmeye niyetinin olmaması, ABD’nin yürüttüğü diplomatik temasları işlevsiz kılıyor.

İran-İsrail’in yeni kapışmasını ve Lübnan’ın etkisini gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.

‘İran, İsrail’in Lübnan saldırılarını kart olarak kullanıyor’

İran’ın, İsrail’in Lübnan’a dönük saldırılarını bir kart olarak kullandığını ifade eden Özuğurlu, Trump’ın mevcut krizden çıkış yolu aradığı görüşünde. Özuğurlu; ABD’nin, Netanyahu’yu sakinleştirme telaşı içinde olduğunu söyledi:

“ABD ile İran arasındaki savaş, Lübnan üzerinden devam ettiriliyor. Görüşmelerde oluşan tıkanmalarla ilgili özellikle İran’ın Lübnan kartını oynamaya çalıştığını görüyoruz. Trump belli ki Lübnan ile ilgili ateşkesin İran ile ilgili ateşkes konusunda elzem olduğunu Netanyahu’ya anlatamadı. Netanyahu’nun ise fırsat kaçırma telaşı var. Hizbullah’ın izole edilmesi, bölgeden çıkartılması ve tehlike oluşturmaması için bir ortam oluşmuştu. Netanyahu bundan sonra böyle bir saldırıyı gerçekleştiremeyeceğini biliyor. Dolayısıyla ABD-İran arasındaki ateşkes süreci sona ermeden büyük bir parça kopartmaya çalışıyor. Hizbullah’ı da etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Netanyahu’nun bu konuda acelesi var. Ayrıca Trump’ın da acelesi var. Çünkü İran krizi Trump’ın istediği şekilde gitmedi. Uluslararası piyasalar ve siyasal dengeler açısından da baskı giderek artıyor. Trump da buradan çıkış yolu arıyor. ABD ile İran’ın anlaşmanın olması için tarafların çaba sarf ettiği diğer yandan üçüncü bir tarafın bu işleri bozduğu bir ortamdayız. İran buna çok sabretti. Ateşkes başladıktan sonra da İsrail, Lübnan’a saldırmaya devam etti. İran bunları bir şekilde tolere etti. Ateşkes ihlal edilmiş oldu. İran ile Amerika arasındaki birtakım pazarlıklarda bir noktaya ulaşılamadığını da görüyoruz. İran da birtakım şeyleri kabul ettiremiyor. Baskı aracı olarak İran, İsrail’in Lübnan’a dönük saldırılarını kart olarak kullanıyor. Krizi tırmandırabileceği mesajını da vermiş oluyor. Hem İran-İsrail arasındaki rekabet hem Netanyahu-Trump arasındaki problemler İran’ın Amerika’ya karşı kullanmak istediği bir koz. ABD’nin ise Netanyahu’yu teskin etme ve İran’a sürecin yönetilebileceği mesajını verme telaşı içinde olduğunu görüyoruz.”

“Hizbullah’ın silah teslim etmesi mümkün görünmüyor”

Özuğurlu’ya göre Trump’ın İran ile anlaşmaya yakın olduğu şeklindeki açıklamalarının altı dolu değil. Lübnan yönetiminin Hizbullah karşıtlığına işaret eden Özuğurlu, silahsızlanmanın gündemde olmadığını kaydetti:

“Ben Trump’ın söylemlerinin altının çok dolu olduğunu düşünmüyorum. Trump’ın İran ile anlaşmaya yakın olduğu şeklinde bir çıkarımda bulunmak zor. Trump da bir şekilde İran’ın rahatsız olduğu, İsrail’in Lübnan’a dönük saldırılarını bir koz olarak kullanabilir. Ancak bu bir çıkmaz sokak. Üçü de bu sokağa girdi ve Trump buradan çıkmak zorunda.İran’ı ikna ettiği noktada İsrail’e çok daha net bir tavır koyabileceği düşüncesindeyim. Trump da bunu İran’a karşı kullanmak isteyebilir. Trump’ın Netanyahu’ya ‘İran’ı rahatsız et, bunlar anlaşmaya yanaşmıyor’ gibi bir tavır içinde olduğunu düşünmüyorum. Trump’ın Netanyahu’dan bağımsız şekilde Hizbullah’a yönelik saldırıları sürdürmesini bir kart olarak kullanmak istediğini düşünüyorum. Amerika ve İsrail bir araya gelince oyun bitmez elbet. Bunu da bilmek lazım. Mişel Avn’ın on yıllardan gelen tecrübesiyle Hizbullah gerçeğini ve Suriye’deki gerçeği kabul ettiğini biliyoruz. Bu gerçeklerden yola çıkarak hareket ediyordu. Ancak Joseph Avn ve Nevaf Selam, Hizbullah’a karşı isimler. Hizbullah’ın bu cumhurbaşkanının seçilmesinde krizden ötürü onayı söz konusuydu. Ancak Lübnan yönetiminde meclis başkanı haricinde cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık Hizbullah’a karşı isimlerden oluşuyor. Hizbullah’ın zayıflamasıyla beraber onlar için de Hizbullah’ın elimine edilmesi fırsatı yaşanıyor.Hizbullah’ın Lübnan içinde bir aktör olarak kalmasını istemiyor ve bu fırsatı elde etmiş durumdalar. Hamas’ın saldırıları, Esad’ın düşmesi ve Hizbullah’ın yalnız kalması sonrası bunu bir fırsat olarak görüyorlar. Bunu hayata geçirmeye çalışıyorlar. Lübnan Cumhurbaşkanı ‘İran, kendi işlerine baksın bize karışmasın’ diyor. Başbakan da aynı düşünce içinde. Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının şu an gündeme gelmesi tesadüf değil.Uzun yıllardır söyleniyordu ancak kimse somut bir adım atmaya cesaret edemiyordu. Şu an Hizbullah’ın zayıfladığı düşüncesiyle böyle bir adım atılması gerektiğini savunuyorlar. Hizbullah ise buna karşı koyuyor. Hizbullah kimsenin beklemediği şekilde İsrail’e karşılık verdi. Bu karşılığı kimse beklemiyordu. Hizbullah operasyonel olarak aktif olabileceğini gösterdi. Hizbullah’ın silah teslim etmesi çok da mümkün görünmüyor. Bu yüzden ABD’nin Lübnan ve İsrailli yetkilileri bir araya getirmesinin bir anlamı kalmıyor.”

“ABD’nin İsrail ordusunu eğitmesi Hizbullah ve Şiileri rahatsız eder”

Lübnan’ın toplumsal yapısına da değinen Özuğurlu, ABD’nin İsrail ordusunu eğittiği bir tablonun Hizbullah ve Şiiler’de rahatsızlığa sebep olacağı görüşünde. Özuğurlu, Lübnan’daki tarafların birbirleriyle de çatışma ihtimaline vurgu yaptı:

“Bir tarafta Hizbullah diğer tarafta Lübnan devleti var. İsrail, Hizbullah’a dönük saldırılarını Lübnan’a saldırı olarak sunuyor. Lübnan hükümeti ise İsrail ile muhatap oluyor. İsrail krizin bitmesi için Hizbullah’a saldırırken Lübnanlı yetkilileri telaffuz ediyor. Lübnan’da Hristiyanlar ile Müslümanların yarı yarıya olduğunu belirtmek gerek. Hristiyanların da silahlı grupları var ancak bunlara göre ve hatta Lübnan ordusuna göre Hizbullah’ın çok daha güçlü bir konumda olduğunu görüyoruz. Hizbullah Müslümanlar içinde de önemli bir ağırlık oluşturuyor. Hristiyanların egemen olduğu bir düzen istiyorlar Lübnan’da. Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerin etkisiyle Sünniler üzerinde de etkili olmak istiyorlar. Ancak bu Şiilerin yüz yıl önceden beri verdiği mücadele içindeki tablonun aynısı olan Şiilerin yalnız kalması sonucunu verebilir. Hizbullah’ı sadece bir örgüt olarak tanımlamak istemiyorum. Koca bir silahlı toplumdan bahsediyoruz. Bunları izole etmeye çalışabilirler. Bu da Lübnan içinde ciddi bir rahatsızlık doğurabilir. Beyrut’un güney mahalleleri ve Litani Nehri’nin ötesine gidene kadarki coğrafyada Şii yoğunluğundan bahsediyoruz. İsrail’in Lübnan ile yapmak istediği anlaşma hayata geçirilirse Şiiler Litani’den dışlanıp kuzeyine püskürtülmeye çalışılırsa toplumsal gerginlik daha da artar ve patlama sürecine gidilebilir. ABD’nin İsrail ordusunu eğiteceği yönünde iddialar var. Barış bildirisine bu da eklendi. Bunların her biri ayrı ayrı Hizbullah’ı ve Şiileri rahatsız edecek birtakım süreçleri başlatacaktır. Hizbullah hemen silah teslim edecek bir örgüt değil. Çatışmalar Lübnan’da tekrar baş gösterebilir. 1975’ten 1990’a kadar yaşanan iç savaşın şiddetinde bir durum olup olmayacağını bilemeyiz. Ancak birtakım rahatsızlıkların yaşanacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Emel Hareketi’ni de eklemek lazım. İsrail karşıtı Dürzi gruplar var. Bazı Hristiyan gruplar ise İsrail ile hareket edebilir. O zaman tarafların birbiriyle çatışacağı bir süreç başlayabilir.”

“Alevi-Sünni çatışması başlayabilir”

Suriye’deki mevcut yönetimin Lübnan’a müdahale ettiği bir tablonun farklı çatışmalar doğurabileceğini belirten Özuğurlu, Alevi-Sünni çatışmalarına işaret etti. Özuğurlu’ya göre Suudiler’in yer alacağı keskin konumun da Lübnan’da kaos yaratabilir:

“Suriye’nin buraya girebileceğini düşünmüyorum. Karşılarında Hizbullah var. Suriye’de bir ordu zaten yok. Üniformalı birtakım insanlar ortalıkta dolaşıyor ve bunların etkisi olmayacak. El Nusra olarak görünecekler. El Nusra’nın Lübnan’a müdahalesi çok farklı birtakım çatışmaları da doğuracaktır. Lübnan’ın kuzeyinde şiddetli çatışmalar yaşayan Aleviler ve Süniilerin olduğunu görüyoruz. Şu an gerginlik daha da fazla. Esad’dan sonra Lübnan’da göç yaşandı. Şiilerden de o bölgeye akanlar var. Sünni bölge, şeyhlerin Lübnan ordusu tarafından yapılan operasyonlarla yakalandığı bölgelerden biri ve Suudi Arabistan’ın doğrudan etkisi var. Burada bir tartışma yaşanabilir ve Alevi-Sünni çatışması başlayabilir. Bu yüzden Suriye’nin doğrudan bir müdahalesi olabileceğini düşünmüyorum. Trump bunları ifade ediyor ancak kendisinin de bunu inandırıcı bulduğunu sanmıyorum. Güneyde hristiyanları Şiileri konuştuk ancak kuzeyde de Alevi-Sünni gerginliği var. Suudi Arabistan ise ABD ile birlikte hareket ediyor. Suudilerin denge yürütmeye çalışacağını düşünüyorum. Suudiler İran gündeminde kenarda durmayı tercih ettiler. Suudi Arabistan İran’ın ipinin çekilmesi kurulacak koalisyonda yer alırsa Lübnan’da İran ve İsrail başlığı altındaki taraflar arasında da keskin bir konumda yer alabilir. Bu durumda da Lübnan için kaotik bir sürecin başlayacağını söyleyebiliriz.”
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.