DOLAR
45,1846
EURO
52,9954
ALTIN
6.703,28
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: Muhalefet rehavete kapıldıkça iktidar cephesinin işleri kolaylaşıyor

“Galiba öfkelenmemek için kendisini zor tutanlar, boşuna uğraş gösterildiğini düşünenler ve yeni bir söz ve siyaseti bekleyenler çoğalıyor…”

Fehmi Koru: Muhalefet rehavete kapıldıkça iktidar cephesinin işleri kolaylaşıyor
29.08.2023 06:40
52
A+
A-

Fehi Koru*

Politikacıları çok rahat görüyorum, bilhassa de muhalefet politikacılarını… İçimden, hiçbirini ayırt etmeksizin, “Bu ne rahatlık” demek geçiyor…

Benim karşılaştığım insanlar ise -yalnız muhalif bildiklerim değil, iktidara yakın olanlar da- onların rahatlığını paylaşmıyor. Ben “Müsterih olun, bir bildikleri vardır” dedikçe, kimi tebessüm ediyor kimi benim latife yaptığımı sandığını yüzüme vuruyor. Beni saf bulanlar da var.

Hissettiğimi en başta kayda geçireyim: Son seçimde muhalefet partileri ile muhalefetin adayına oy vermiş olanlar, galiba şimdilerde önemli ciddi sandığa gitmemeyi düşünüyorlar.

İnsanlar kaybedecek at üstüne bahse girmezler; onu hasta kumarbazlar yapar…

Geçen seçim ufukta şimdi görülmüşken, sandığa yansıyacak oyun bir matematik işi olduğunu yazmaya başlamıştım. Aslında bu sebeple, pek çok seçimin sonucu, daha en baştan tahmin edilebilir.

Son seçimde şaşırtan olan, AK Parti’nin oyunun ilk katıldığı seçimde (2002) aldığı oya düşmesi değildi. Tayyip Erdoğan’ın seçilmesinin ikinci çeşide kalması ve ikinci tıpta kazanması da değildi.

Ya neydi?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci tıpta yüzde 48 oy almasıydı şaşırtan olan…

Öyle sanıyorum ki, o sonuca benim şaşıranlar arasında şahsen Kılıçdaroğlu da var. Seçim sonrasında, o şaşırmışlıkla ben, pek çok yorumcudan farklı olarak, Kılıçdaroğlu’nun aldığı oyun küçümsenmemesi gerektiğini yazarken, alınan sonucu büyük bir yenilgi olarak gören siyasetçiler karşısında bir tek Kılıçdaroğlu kendisini başarılı bulmuştu.

CHP lideri de aldığı sonuca şaşırmış; o kadar oy alabileceğini düşünmüyormuş demek ki…

Haklı. CHP’nin oyu, son 20 yıl boyunca, tek başına girdiği seçimlerde derhal çoğu zaman yüzde 20-25 bandında kaldı. CHP’nin kendi adayıyla girdiği 2018 cumhurbaşkanı seçiminde alabildiği oy yüzde 30.64’te kalmış, 2014 seçiminde MHP’nin de desteklediği CHP adayı yüzde 38.44 oy alabilmişti.

Son cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda Kılıçdaroğlu yüzde 44.88, ikinci turunda da yüzde 47.82 oyu yakaladı. Meğer ilk tur günü yapılan genel seçimde CHP’nin oyu yüzde 25.35’te kalmıştı.

Cumhur İttifakı partileri -AK Parti, MHP, BBP, DSP, Yeniden Refah- dışında kalan partilerin seçmenleri, hatta bir kısım AK Parti ve MHP seçmeni de, anlaşılan o ki, Kılıçdaroğlu’na oy kullanabilmiş… 

Yerel seçim gelecek yılın mart ayında yapılacak; o seçime şunun şurasında 7 ay kaldı. Ülkemizde şu sıralarda siyaset alanına yakın ortamda ne oluyor -ve hatta ne olmuyorsa- çabucak hepsi yerel seçimle bir biçimde irtibatlı.

En bariz örnek iktisatta yaşanıyor: Kendisini ‘faiz-enflasyon’ istikrarıyla ilgili tezine ölesiye bağlamış görünen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ansızın hal değiştirdi ve enflasyonla mücadeleyi faizi yükselterek yapmayı öngören ‘ortodoks’ usule onay verdi.

Onayı vermeden önce her bölüme ‘seyyanen’ ismi altında lütuflarda bulunuluyordu, ‘yeni kadro’nun iş başına gelmesi, emeklilerin zam beklediği günlere denk düştü ve ne oldu biliyoruz: Beklenen zam gelmedi.

Ortodoks usul, enflasyonla mücadeleyi talebi azaltarak yürütmeyi öngörüyor zira.

Para dağıtılmayacak, bilakis para muslukları kapanacak…

Asgari ücretliler, memurlar bu manada şanslı, emekliler ise şanssız.

Yılbaşında -hatta yılbaşı öncesinde bile- büyük zam bekleyenler var…

Göreceğiz.

Hele bir yerel seçim de kazanılsın, iktidarın lütuf dağıtmasını gerektirecek hiçbir sebep kalmayacak…

Çizdiğim bu tablo muhalefet için ne yapmaları gerektiğini de düşündürebilecek ögeler içeriyor; fakat muhalefet güya yerel seçimi fazla umursamaz havalarında. Telaffuz olarak önemser görünseler bile, siyasetçilerin rahat davranışları bana umursamadıkları hissini veriyor.

Her parti seçime kendi adayıyla katılacakmış…

Söylenen hep bu.

Ya matematik bilmiyor bunu söyleyenler yahut gözleri önlerini göremeyecek kadar arızalı.

Matematik, seçimi halktan en çok oy alan adayın kazanacağını bildiriyor. Cumhur İttifakı partilerinin üzerinde uzlaşacağı adaylar, muhalefet partilerinin -CHP, HDP/YSP, DEVA, Saadet, Gelecek- her birinin çıkaracağı adaylar karşısında ipi hiç zorlanmadan göğüsleyeceklerdir.

“2 defa 2 = 4” kadar kesin bu.

Ha, İYİ Parti, kapıyı, vilayetleri ve ilçeleri CHP ile bölüşmeyi amaçlayan bir formüle açık tutuyor. Kimi vilayetlerde İYİ Partililer CHP adayına, diğer kimilerinde CHP’liler de İYİ Parti adayına oy verecekler varsayımına dayalı bir formül bu.

Seçmeni hafife alma rahatlığına iktidar cephesi ellerini oğuşturarak selam çakıyordur.

Muhalefete yakın duranların yeni seçimde oy kullanma konusunda isteksiz olabilecekleri hissim, biraz önce göz gezdirdiğim birtakım yorumcuların şimdiki yazılarıyla da destekleniyor gibime geldi.

Yazıların başlıkları şöyle:

İlki: “Öfkelenmenin tam vaktidir.”

Biri de şu: “Demokrasi için boşuna mı uğraşıyoruz?”

Ve sonuncusu: “Şimdi inadına yeni bir söz, inadına yeni bir siyaset lazım.”

Galiba öfkelenmemek için kendisini zor tutanlar, boşuna uğraş gösterildiğini düşünenler ve yeni bir söz ve siyaseti bekleyenler çoğalıyor…

*Bu yazı fehm,koru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.