DOLAR
47,2000
EURO
53,9564
ALTIN
6.179,41
BIST
14.077,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

‘Belleği araba anahtarınınki kadar’: Voyager 1 nasıl uzayın en derinliklerine ilerledi?

Fırlatılmasından neredeyse 50 yıl sonra, Voyager misyonunun ikiz araçlarından biri bizden bir ışık günü uzaklığa ulaşmak üzere ve hala değerli veriler gönderiyor.

‘Belleği araba anahtarınınki kadar’: Voyager 1 nasıl uzayın en derinliklerine ilerledi?
28.06.2026 13:40
8
A+
A-

NASA tarafından 1977’de fırlatılan ikiz uzay araçlarından biri olan Voyager 1, kasım ayında Dünya’dan bir ışık günü uzaklığa erişecek. Bu mesafe, ışığın bir günde katettiği yola, yani yaklaşık 26 milyar kilometreye denk geliyor.

Voyager 1, insan yapımı diğer tüm nesnelerden daha uzağa gitmiş durumda. Ancak katettiği mesafeden daha dikkat çekici olan, NASA’nın bu araçtan hala sinyal almaya devam etmesi.

Beş yıllık bir ömür için tasarlanan Voyager 1 ve 2, uzayda geçen yaklaşık 50 yılın ardından hala faal durumdalar ve gökbilimcilere Evren hakkında paha biçilmez bilgiler gönderiyorlar. Üstelik tüm bunları, günümüz standartlarına göre ilkel sayılabilecek bir teknolojiyle yapıyorlar.

Görevin şu andaki proje bilimcisi Dr. Linda Spilker, BBC’ye yaptığı açıklamada “Voyager’daki bilgisayarlarda bulunan bellek kapasitesi, arabanızın kapısını açan anahtarlığınızdakiyle hemen hemen aynı” diyor.

“Bu, o dönem için gerçekten olağanüstü bir başarıydı” diye de ekliyor.

  • Voyager 1 ve 2’nin uzay yolculuklarının 40 yılı
  • Yıldızlararasına yolculuk: Kuşaklar boyu sürecek bir proje
AFP via Getty Images Dr. Linda Spilker, 1977’de başlatılan Voyager misyonuna katıldı, başka görevlerde çalıştıktan sonra 2022’de projenin bilim insanı olarak geri döndü.

Büyük Tur

Voyager uzay araçları, Güneş Sistemimizin insanlı keşfinde ilerleme kaydedilmesinin ardından geldi.

Fırlatılmalarından 15 yıl önce, NASA 1962’de Mariner 2’nin Venüs’ün yanından geçmesiyle başka bir gezegene ilk başarılı görevi tamamlamıştı.

Üç yıl sonra, Mariner 4 Mars’ın yanından geçti ve Dünya’nın ötesindeki bir gezegenin ilk yakın mesafeli fotoğraflarını çekti.

Dört dev gezegene, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün, ulaşma planları ABD’li uzay mühendisi Gary Flandro’nun 1970’lerin sonlarında bu gezegenlerin nadir görülen hizalanmasını tahmin etmesinin ardından başladı.

Bu, potansiyel bir uzay aracının gezegenleri gitmesine olanak tanıyacak ve bilim insanlarının “Büyük Tur” olarak adlandırdığı, hayatta bir kez yaşanacak bir fırsat sunacaktı.

Nasa/JPL-Caltech Mariner 4 uzay aracı, 1965 yılında başka bir gezegenin —Mars’ın— o zamana kadarki ilk yakın plan fotoğrafını çekti. O dönemde bu bölgeye dair bilgimiz sınırlıydı.

Uzay tarihçisi ve yazar Amy Shira Teitel “Antik Yunanlılar Jüpiter ve Satürn’ün varlığından haberdardı… ancak bunlar sadece birer ışık noktasıydı” diyor.

Ancak Voyager göreviyle birlikte “gezegenlere dair o belirsizlikten… bir anda her sınıfta görsellerinin yer aldığı bir aşamaya geçtik” diye ekliyor.

NASA’nın dış gezegenlere yönelik ilk görevi olan Pioneer 10, 1973’te Jüpiter’in yakınından geçerek Mars ile Jüpiter arasındaki asteroit kuşağını başarıyla aşabileceğini ve milyonlarca kilometre uzaktan Dünya ile iletişim kurabileceğini kanıtladı.

Kardeş aracı Pioneer 11 ise altı yıl sonra Satürn’ün yakınından geçti.

Her iki uzay aracı da Voyager’lara kıyasla son derece basit yapıdaydı.

ABD’nin 1969’da Ay’a iniş konusunda Sovyetler Birliği’ni geride bırakarak başarıya ulaşmasının ardından, NASA gelecekteki görevler için sağlanan siyasi destek ve finansman açısından bir duraklama dönemi yaşadı.

Voyager’ın “Büyük Tur” (Grand Tour) projesine dair ilk planlar, dış gezegenlerden yalnızca ikisini kapsayan daha mütevazı bir ziyaret planıyla değiştirilmek zorunda kalındı.

Suzette Cummings/Nasa Alan Cummings, 1977’deki fırlatmadan önce Voyager teleskoplarının pencerelerini test etmek üzere yukarı tırmandığını hatırlıyor.

Ancak perde arkasında bilim insanları, Voyager’ları daha da ileriye gitmek için sessizce hazırlıyordu.

Hala Voyager görevi üzerinde çalışan astrofizikçi Dr. Alan Cummings “Resmi olarak Jüpiter ve Satürn’e yönelik beş yıllık bir görev için uzay araçları tasarlıyorduk ama ne olur ne olmaz diye, araçları biraz daha uzun süre dayanacak şekilde inşa ettiğimizi söyleyebiliriz” diye itiraf ediyor.

Birbirinin eşi olarak üretilen uzay araçlarından Voyager 2 Ağustos 1977’de, Voyager 1 ise bir sonraki ay fırlatıldı. İkisi farklı rotalara yerleştirildi ve Voyager 1, o yılın sonuna gelindiğinde ikizini geride bıraktı.

Voyager yeni dünyaları gösterdi

Sonuçta ise uzay aracı kendi kaderini tayin etmişti. Gökbilimcilerin yakın çevremiz hakkında bildiklerini sandıkları şeyleri yeniden yazmaya başlamalarıyla birlikte, tüm dünyada insanlar hayretten donup kaldı.

Örneğin Voyager 1, Jüpiter’in uydusu Io üzerinde, Dünya dışında tespit edilen ilk aktif yanardağları görüntüledi. Ayrıca Jüpiter’de şimşekler de keşfetti ve bu da gezegenimizin dışındaki bir ilk daha demekti.

Nasa/JPL Voyager 1, Io’daki volkanik aktiviteyi ilk kez ortaya çıkardı.

Voyager 2’den gönderilen görüntüler, Jüpiter’in uydularından bir diğeri olan Europa’nın, çatlak buz kabuğunun altında sıvı su okyanusu barındırabileceğine dair ipuçları sunuyordu.

Bu durum, gökbilimcilerin uydunun yaşam barındırabileceği yönünde varsayımlarda bulunmasına neden oldu.

Cummings, Io’yu ilk gördüğü anı ve bunun kendisinde yarattığı ürpertiyi hatırlıyor.

“Aslında kampüsteydim ve bir video yayını vardı” diye anımsıyor.

“Io tüm ihtişamıyla karşımdaydı ve gözlerime inanamıyordum… Bizim Ayımız son derece gri ve sıradan bir yapıdayken… uydular arasında bu denli büyük bir çeşitlilik olacağını hiç düşünmemiştim.”

Görevin başlamasından dört yıl sonra NASA, Voyager 2’nin Uranüs ve Neptün’ü ziyaret eden ilk uzay aracı olması yönünde karar aldı.

Böylece araç 1986 ve 1989’da bu gezegenlerin yakınından geçiş yaparak “Büyük Tur”u (Grand Tour) tamamladı.

‘Solgun mavi benek’

Voyager uzay araçları, hedeflerine yaratıcılık ve teknolojinin birleşimiyle ulaştı.

“Sapan manevrası” (kütleçekimsel sapan etkisi) adı verilen yöntemler, bir sonraki hedeflerine ulaşmak üzere hız kazanmak ve yön değiştirmek amacıyla her bir gezegenin kütleçekiminden yararlanmalarını sağladı. Bu sayede Neptün’e seyahat süresi 30 yıldan sadece 12 yıla indi.

Araçlar plütonyum tabanlı nükleer pillerle donatılmıştı. Ancak bu piller her yıl yaklaşık 4 watt güç kaybediyor ve bilimsel cihazların çoğu birer birer kapatılmış durumda.

Nasa/JPL-Caltech “Soluk Mavi Nokta”, 1990 yılında Voyager 1 tarafından çekilen ve 30. yıl dönümünü kutlamak amacıyla 2020’de NASA tarafından yeniden yayımlanan Dünya fotoğrafı.

Voyager 1, 1990 yılında zaten Neptün’ün ötesine geçmişken kamerasını kalıcı olarak kapatmadan hemen önce geriye dönüp, Dünya’nın bir fotoğrafını çekti. Gezegenimiz, uzayın enginliğinde küçücük, soluk mavi bir nokta gibi görünüyordu.

Bu, gökbilimci Carl Sagan’ın fikriydi.

Spilker o anları şöyle anımsıyor:

“Carl Sagan, ‘Bu soluk mavi nokta, gelmiş geçmiş herkesin, tanıdığınız herkesin üzerinde yaşadığı yer,’ demişti; ayrıca gezegenimize iyi bakmamız gerektiği düşüncesini de dile getirmişti.”

Yıldızlararası uzay

Voyager 1, 2012’de Güneş rüzgarının dış sınırları olan “helyosfer”den çıkıp, yıldızlararası uzaya giren ilk insan yapımı nesne oldu. İkiz aracı da altı yıl sonra onu takip etti.

Her iki araç da manyetik alanlar gibi konularda Dünya’ya veri göndermeye devam ederek, uzayın daha önce keşfedilmemiş bir bölgesine dair yeni bilgiler sunuyor.

Voyager’ın devam eden araştırmalarından birinde görev yapan Dr. Bill Kurth, “Şu anda Voyager, yıldızlararası ortamda yerinde gözlemler yapan tek araç” diyor.

“Okyanusun ne olduğunu anlamak için okyanusa bizzat adım atmaktan daha iyi bir yol yok” diye de ekliyor.

Nasa/JPL Voyager 2, Uranüs ve Neptün’ü ziyaret edip ardından yıldızlararası uzaya doğru yol almadan önce, 1981’de Satürn’ün yakınından geçti ve gezegenin halkalarını görüntüledi.

NASA, her iki uzay aracının da 2030’lu yıllara kadar en az bir bilimsel cihazı çalıştırmaya devam edeceğini öngörüyor.

Spilker “Görevi sürdürmek adına elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz” diyor.

“Kapatma düğmesine basmayacağız, bunun yerine, zamanının geldiğine Voyager’ın karar vermesine izin vereceğiz.”

‘Muazzam bir buluş’

Kurth, “Voyager, insanlığın en büyük keşif başarısı demek… Bu, gerçekten de insanlığın Evren’deki yerini anlama çabasını barındıran bir macera” diyor.

Kendisi, Voyager’ın dış gezegenlerin “başlangıçta varsaydığımız kadar basit olmadığını” gösterdiğine ve böylece sonraki görevlere zemin hazırladığına inanıyor.

NASA’nın Europa Clipper aracı şu anda Jüpiter’in uydusu Europa’ya doğru yol alırken, Avrupa Uzay Ajansı’nın Jüpiter Buzlu Aylar Keşfi (Juice) görevinin de 2031 yılında hedefine ulaşması bekleniyor.

Voyager araçlarına gelince. Mesele sadece Dünya’ya veri aktarmaktan ibaret değil.

Nasa/JPL-Caltech Altın plağın kapağının sol alt kısmında, Güneş Sistemimizin konumunu 14 pulsara —yani kendi ekseni etrafında dönen nötron yıldızlarına— göre gösteren bir harita yer alıyor.

Her birinde, Dünya halklarından 55 dilde sözlü selamlamalar, 115 görüntü ve gezegenimizi temsil eden gök gürültüsü ve farklı bölgelerden ve çağlardan müzik gibi sayısız ses içeren 12 inçlik, altın kaplama bir disk bulunuyor.

Diskler, potansiyel uzaylılar tarafından bulunmaları halinde insanlığın tanıtım mektubu olarak hizmet etmek üzere yerleştirildi.

Spilker, bunun “inanılmaz bir keşif” olacağını ve “belki de geri dönüp Dünya’nın nasıl olabileceğini görebilecekleri”ni söylüyor.

“Altından yapılmış bu kayıt belki bir milyar yıl; insanlığın kendisinden bile daha uzun süre dayanabilir” diyor.

Ve eğer uzaylılar Voyager’a rastlarlarsa, başka bir gizemli mesaj daha bulabilirler.

1970’lerde Cummings, tasarlamasına yardımcı olduğu aletlerden birine baş harflerini kazıma cazibesine karşı koyamadı.

“Bu onaylanmış bir şey değildi ama şimdi bana ne yapabililer kii?” diye şaka yapıyor.

( BBC )

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.