“Evet, Gökçek düne kadar işlevi olduğu ve ona dokunmanın maliyetinin ağır olacağı düşünüldüğü için korundu. Ancak düzen artık, Gökçek gibileri korumanın maliyetinin, korumamanın maliyetinden daha ağır olduğuna karar vermiş olabilir.”

BirGün yazarı Berkant Gültekin, eski Ankara Büyükşehir Başkanı Melih Gökçek hakkında soruşturma başlatılmasına ilişkin, “Her şey bir maliyet hesabına dayanır. Bugün Gökçek hakkında başlatılan soruşturmanın bir dönemin sonuna işaret ettiği söylenebilir. Elbette soruşturmanın nasıl seyredeceğini bugünden bilebilmek imkânsız. Ancak şunu net olarak vurgulayabiliriz, bu soruşturma, herkese dokunulabileceği ya da yargının muhalif-yandaş ayrımı yapmadan hareket ettiği anlamına kesinlikle gelmiyor” diye yazdı.
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında, Almanya’da 18 daireli bir apartman aldığı iddiası nedeniyle soruşturma başlatıldı. Gazeteci Murat Ağırel’in konuya ilişkin yazısı ve televizyon programında yaptığı açıklamaları ihbar kabul eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gökçek hakkında inceleme başlattı.
Konuyu bugünkü köşesine taşıyan BirGün yazarı Berkant Gültekin, Gökçek’in ANAP’tan AKP’ye uzanan siyasi kariyerini hatırlatarak, şunları yazdı:
“1994’ten 2017’ye, 23 yılı aşkın süre boyunca ABB Başkanlığı görevini yürüten Gökçek’in adı hep yolsuzluk iddialarıyla gündeme geldi. Çeyrek asra yaklaşan belediye başkanlığı döneminin yarısından fazlasında göğsünde AKP rozeti taşıdı. AKP’nin de Gökçek’ten başka Ankara’da seçim kazanabilen bir adayı olmadı. Gökçek’le ilgili iddialar bugüne kadar hep duvara çarptı. Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Ankara’yı bu yapıya (FETÖ) parsel parsel sattı” sözleri üzerine soruşturma başlatıldı ama o da takipsizlikle sonuçlandı. Çünkü Gökçek’i o zamanlar soruşturmak kolay değildi ve işin ucu başka yerlere çıkabilirdi.
Haliyle bugün Gökçek hakkında başlatılan soruşturmanın bir dönemin sonuna işaret ettiği söylenebilir. Elbette soruşturmanın nasıl seyredeceğini bugünden bilebilmek imkânsız. Ancak şunu net olarak vurgulayabiliriz, bu soruşturma, herkese dokunulabileceği ya da yargının muhalif-yandaş ayrımı yapmadan hareket ettiği anlamına kesinlikle gelmiyor.
Çünkü Gökçek derken, neredeyse 10 yıl önce ıskartaya çıkarılmış, siyaseten fonksiyonu kalmamış, güncel saflaşmalar içinde belirleyici bir pozisyonu bulunmayan, tek faaliyeti sosyal medyada gevezelik yapmak olan, varlığı yokluğuna denk bir isimden bahsediyoruz. Yani, muhalefetin cumhurbaşkanı adayını hapse atmak ya da seçilmiş belediye başkanlarını görevlerinden uzaklaştırmakla, Gökçek gibi bir profile dokunmak siyaseten aynı şey değil. Soruşturmanın sınırları da ona göre çizilecektir.
Her şey bir maliyet hesabına dayanır. Evet, Gökçek düne kadar işlevi olduğu ve ona dokunmanın maliyetinin ağır olacağı düşünüldüğü için korundu. Ancak düzen artık, Gökçek gibileri korumanın maliyetinin, korumamanın maliyetinden daha ağır olduğuna karar vermiş olabilir. Bunu ancak soruşturmanın seyrine bakarak anlayabiliriz.
Herkese dokunabilen değil, herkese dokunulduğu izlemini uyandıran bir yargı stratejisinin izlerini önümüzdeki dönemde çokça göreceğiz gibi duruyor. “Gökçek’e bile soruşturma açıldı, yargıya güven geri gelecek” demeden önce sistemin hareket sistematiğini ve hukuku nasıl seçici bir kurguyla araçsallaştırdığını anlamak gerekiyor.”
Yazının tamamını okumak için .
( ALINTI www.birgun.net/makale/melih-gokceke-dokunmanin-anlami-732330 )