DOLAR
44,4779
EURO
51,7699
ALTIN
6.807,61
BIST
12.937,87
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ertuğrul Özkök: Urla ve Bodrum’a Mıchelin geliyor; özel tahmin, kaç yıldız gelebilir?

Ertuğrul Özkök: Urla ve Bodrum’a Mıchelin geliyor; özel tahmin, kaç yıldız gelebilir?

Ertuğrul Özkök: Urla ve Bodrum’a Mıchelin geliyor; özel tahmin, kaç yıldız gelebilir?
02.07.2023 08:30
92
A+
A-

Ertuğrul Özkök, “Küçük hoş şeyler dükkânı” başlığıyla ve “newsletter” olarak paylaştığı yazısında bugün, Michelin’in bilinmeyen müfettişlerinin Urla’ya girip çalışmalarına başladıklarını yazdı. “Hatta en geç Eylül başında, en geç Ekim’de  Urla’nın Michelin yıldızlı restoranlarının açıklanması bekleniyormuş” diyen Özkök, gündeme getirdiği “Urla’da kaç restoran kaç Mıchelin alabilir?” sorusuna, “Benim varsayımım Urla’da en az iki restoranın yıldız alacağı şeklinde. Bu üç de olabilir. ama asıl sürprizi küçük esnaf ve aile lokantalarında bekliyorum” diye karşılık verdi.

Ertuğrul Özkök’ün “Urla ve Bodrum’a Mıchelın geliyor; özel tahmin, kaç yıldız gelebilir?” başlıklı yazısı şöyle:

Urla ve Bodrum’a Mıchelin geliyor; özel tahmin, kaç yıldız gelebilir?

İlk işaretini 21 Mayıs’ta Sabah gazetesinde TÜRYİD (Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi Derneği) Başkanı Kaya Demirer verdi.

Gazeteden Sonat Bahar’a verdiği mülakatta, “Sezonun açılışı itibarıyla Michelin yıldız avcılarının Urla’ya ziyaretlerinin ayak izlerini hissederyiz” dedi.

Kaya Demirer Türkiye’de genel olarak yeme içme, özel olarak da “Fine Dining” bölümünü en iyi bilen insandır bile diyebilirim. Pandemi döneminde Türk yeme içme bölümünü ve çalışanlarını kurtarmak için yaptığı olağanüstü çalışmalar herhalde unutulmayacak.

Kaya bunu dediyse bir bildiği vardır

Kendi kendime “Kaya bunu diyorsa, arkasında bir şey vardır” dedim.

Michelin geçen yıl Türkiye’ye geldifakat yıldızlama çalışmasını İstanbul’la sınırlı tuttu.

O bile dala büyük canlılık getirdi.

Ancak bildiğim bir diğer şey daha vardı.

Michelin bir ülkeyle bir bölgeden girdi mi, ikinci bölgeyi açması için en az 2 yıl geçerdi.

O nedenle, “Acaba” diyerek biraz araştırdım.

Bu mekanizmayı iyi bilen insanlarla konuştum.

Mıchelin’in bilinmeyen müfettişleri saha çalışmasını bitirmiş bile

Gerçekten Michelin’in kapalı müfettişleri Urla’ya girip çalışmalarına başlamışlar bile.

Hatta en geç Eylül başında, en geç Ekim’de  Urla’nın Michelin yıldızlı restoranlarının açıklanması bekleniyormuş.

Bir adım daha ötesi var.

Bir ihtimal bu yıldızlama çalışmasına Bodrum’un da katılmış olma ihtimali yüksek.

Tabii Urla deyince, İzmir, Çeşme ve Alaçatı’yı da bu çerçevede düşünebilirsiniz.

Urla Mıchein alanına girmeyi çoktan hakketti

Bakın işte buna sevindim.

Yıllardan beri Urla üzerine yazıyorum.

Bu bölge benim için Türkiye’nin Toskana’sı…

Hayat şekli, tarımı, tarihi, kültürü ile farklılaşan bir mikro kültür burası.

Bütün bunlar, Michelin’in gelmesi için kâfi bir faktör müdür?

Değil tabii ki…

İşte o nedenle asıl Urla’yı Urla yapan özelliklerin geleceğim.

Urla’yı Toskana gibi yapan birinci faktör

Birinci neden Urla’nın neredeyse sıfırdan başlayıp, Türkiye’nin en özgün şarap bölgelerinden biri haline gelmesi…

Can Ortabaş ve Bülent Akgerman’ın, Urla’nın şarap bölgesi olarak marka haline gelmesinde gerek yatırım, gerek vizyon olarak çok büyük katkısı oldu.

Keza Sevilen grubunun da İzmir’in bir şarap bölgesi haline gelmesinde büyük tesiri var.

Ve tabii ki Lucien Arkas’ın o eşsiz şarap bilgisi ile şarap üretimine girmesi bölgeyi gastronomi bakımından öne çıkardı. 

Urla’yı san Sebastian yapan ikinci faktör

Ama Urla beni şaşırtan ikinci bir şey daha yaptı.

Yine sıfırdan başlayıp bir gastronomi bölgesi haline geldi.

Bugün Urla’nın “Gastronomi Rotası” diye bir güzergâhı var.

Bu güzergâhta 7 çok önemli restoran bulunuyor.

Bağyolu ismi altında düzenlenen şarap bağları güzergâhında da 9 çok önemli marka var.

Bunun yanında Urla’nın çok güçlü bir “esnaf restoranı” kültürü var.

Benim bilebildiğim 60’a yıkın bu türlü küçük aile işletmesi lokantası bulunuyor.

Urla’yı Mıchelin’lik yapan üçüncü faktör

Urla’nın tekrar sıfırdan yaratmaya başladığı bir üçüncü özelliği de şu.

Önemli bir kültür bölgesi haline geliyor.

Bunun başını da Lucien Arkas’ın Urla’da şahsi koleksiyonlarının sergilendiği olağanüstü müze.

17-18’inci Yüzyıl Felemenk ve İngiliz deniz ressamlarından, Fransız empresyonistlerine, ilk dönem Türk fotoğrafına kadar çok varlıklı bir müze burası.

Rodin heykellerini de unutmamak gerekir.

Şimdi Ahmet Güneştekin de oraya bir müze atölye kuruyor.

Bu da kültür güzergahının en çok önemli duraklarından biri olacak.

İşte bu nedenlerle bana göre Urla, İstanbul’dan sonra Türkiye’de Michelin ağına girecek banko ikinci bölge.

İzmir ve Antalya da Mıchelin ağına giriyor

Gelen bilgiler Michelin’in yıldızlama ağının, Urla dışında İzmir, Çeşme ve Alaçatı’yı da kapsayacağı şeklinde.

Ayrıca Bodrum ve bir ihtimal Antalya da girecek.

Şimdi gelelim yanıtı merakla beklenen soruya

Kaç restoran yıldız alabilir…

Urla’da kaç restoran kaç Mıchelin alabilir?

Michelin yıldızlarını evvelden tahmin etmek hem kolay hem çok zor.

Bu mevzuda Kaya Demirer’in kestirimi şöyle:

“Bu yaz sonu itibariyle bahsettiğim bölgelerde 7-8 adet Michelin yıldızlı restoran görürsek şaşırmayız. Bir ya da iki noktada ise iki yıldız gelirse sürpriz olmaz.”

Benim varsayımım Urla’da en az iki restoranın yıldız alacağı şeklinde.

Bu üç de olabilir.

Ama asıl sürprizi küçük esnaf ve aile lokantalarında bekliyorum.

Mıchelin’ın keşfettiği semt lokantası Seraf şu anda Fıne Dınıng’e de yayıldı

Michelin İstanbul’da Bağcılar’da bir semt restoranı olan Seraf’ı keşfetti.

Seraf şu anda Vadi İstanbul’da ikinci bir restoranını açtı.

Burada içki de var. Hatta epeyce varlıklı bir şarap kavı bulunuyor.

Dekoru, servisi, estetiği ile çok hoş bir fine dining restoran oldu.

Geçenlerde gittim.

Beni şaşırtan bir kalabalık vardı. Müşteri profili de dikkat cazipti.

Yani Michelin, bir semt lokantası markasını uçurdu.

Ama vakitte o kaliteyi fine dining’e de taşıdı.

Samimi olun Mıchelin Yıldızlı restorana kaç defa gidersiniz?

Son haftalarda okuduğum en iyi gastronomi kültürü yazılarından biri “Aposto” sitesinde Reyhan Ülker’in “En iyi’leri açıklayan liste her istikametiyle gereğince iyi mi” başlıklı yazıydı.

Şu an dünyada değerlendirme yapan iki çok önemli kuruluş var.

Tabi ki 1 numara Michelin, öteki ise “The World Best 50.”

Bu sonuncusu bu yılki dünyanın e iyi 50 restoran listesini üç hafta önce açıkladı.

Best 5, bir manada Michelin’in çok fazla Fransız yüklü artık klasikleşmiş değerlendirme anlayışına alternatif olarak doğdu.

Bütün dünyadan 1000’den fazla şef, restoran işletmecisi, yemek yazarı, eleştirmen ve gurmenin oylarıyla belirleniyor.

Best 50, Michelin’den farklı olarak değerlendirmeye ideoloji ve coğrafik bir boyut ta kattı.

Beni hayal kırıklığına uğratan 3 yıldız da var

Michelin ise kendi belirlediği bâtın müfettiş sistemi ile çalışıyor.

Kendi hisseme Michelin yıldızları konusunda hep sorgulayıcı bir duyguya sahip oldum.

Gittiğim birtakım üç Michelin yıldızlı restoranlarda büyük hayal kırıklığına uğradım.

Ama kimileri da beni hayran bıraktı.

Kafamda hep şu soru vardı.

Gittiğin bir 3 Michelin yıldızlı restorana bir sefer daha masraf misin?

İkinci sefer gitmek istediğim Mıchelin Yıldızlı 2 restoran

Mesela Massimo Bottura’nın “Osteria  Francescaana’sı…”

Mesela Paris’te Christien Le Squer’in  “Le Cinq’i…”

Bunlara tekrar gitmeyi istedim.

Özellikle Bottura…

Massimo Bottura’yı restoranından önce yazdığı kitapla tanıdım.

“Never Trust to a Skinny Italian Chef” (Sıska bir İtalyan Şefe Asla Güvenme) isimli kitabı bana göre yalnızca bir gastronomi kitabı değil.

Bir edebiyat, sanat, kültür eseri…

Yemeği, tarihî, kültürel ve coğrafik boyutu içinde öylesine hoş bir kıssa içinde sokuyor ki, müellif olarak hayran oldum.

Sonra Modena’daki restoranına gittim.

Yemekten sonra ekibi ile restoranın arka kapısının açıldığı sokakta futbol oynayışını seyrettim.

En iyi yemek kitabını yazan şef bir faşistti

Massimo daha sonra yemekte israfa karşı uluslararası bir kampanya başlattı.

Rio de Jeneiro’nun favellalarındaki fakir insanlara yemek veren ücretsiz restoranlar konseptini yarattı.

Modena’daki Balsamico müzesinin ve Parmesan peynirlerinin gelişmesine büyük katkılar yaptı.

Üstelik benim aynıi büyük bir rock müzik hastası.

Evinde muazzam bir vinil plak koleksiyonu var.

Kitabında okuduğum bir cümle beni şaşırtmıştı.

Ona göre bugüne kadarki en iyi yemek kitabını Faşist Mussolini’ye çok yakın ve ona büyük destekleyici bir İtalyan şef yazmış.

İnsan yaşlanınca gastronomik alışkanlıkları değişmeye mi başlar?

Geldiğim yaşta artık gastronomi ile ilgili his ve alışkanlıklarım değişmeye başladı.

Artık konutumda yapılan yemeklere daha düşkün bir noktaya geldim.

Artık bir restorana yalnızca iyi yemek yemek için gitmiyorum.

İç yerin ışığı, estetiği, bana verdiği his çok ehemmiyet kazandı.

Mesela bardaklar…

Özellikle şarap bardakları.

Kalın cam bardağa tahammül edemez hale geldim.

Servisin kalitesi, servisi yapan insanların zarafeti, dostluğu çok kıymet kazandı.

Ve tabi ki gittiğim yerde gördüğüm insanlar…

Dost bir çevre arıyor gözlerim.

Cem Yılmaz’ın “Lıttle Lıttle In The Mıddle”ı bana uyar

Bir de menüden yemek seçmek.

Çok tembelleştim.

Masamdaki biri, tam da Cem Yılmaz’ın dalga geçtiği benzeri ortaya bir şeyler ısmarladığı zaman çok mutlu oluyorum.

Çünkü bilhassa 4 kişiyi geçen masada menüden yemek ısmarlamak ve beklemek bana zor geliyor.

Michelin müfettişlerinin buna vereceği yıldız var mı bilmiyorum.

Ama şunu da çok iyi biliyorum.

Michelin hala çok çok önemli bir sistem.

Çok eleştirilse de, gastronomi dünyasının çıtasını yükseltiyor.

Şefleri yeni arayışlara yöneltiyor.

O nedenle Michelin’in Urla’ya, Bodrum’a, Çeşme’ye, İzmir’e, Antalya’ya gelmesi çok önemli.

Fransızca Liberal formülle temennimi dile getireyim.

“Que le meilleur gagne…”

İyi olanlar kazansın…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.