Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyon hesaplamasında kullanılan bu yıla ilişkin madde ağırlıkları konusunda yaptığı paylaşımları gerekçe göstererek kendisine açtığı manevi tazminat davasının reddedildiğini yazdı …

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyon hesaplamasında kullanılan bu yıla ilişkin madde ağırlıkları konusunda yaptığı paylaşımları gerekçe göstererek kendisine açtığı manevi tazminat davasının reddedildiğini yazdı.
TÜİK’in kendisine karşı açtığı davada özet olarak kurumun kişilik haklarına ağır bir saldırı gerçekleştirdiğini öne sürdüğünü aktaran Aktaş, şunları yazdı:
”TÜİK, daha sonra o paylaşımlarımı sildiğimi ve düzeltme yaptığımı da biliyor, çünkü dava dilekçesinde söz konusu paylaşımlar için “Silinmekle birlikte” diye bir ifade var.
Demek ki TÜİK o mesajların daha kısa zamanda silinmesini sağlayabilecekken bunu yapmadı. Oysa ben bir telefon mesafesindeyim.
TÜİK bunu niye yapmadı acaba?
Ne yani TÜİK “kişilik haklarına yapıldığını ileri sürdüğü ağır saldırı”nın daha da pekişmesini mi bekledi? “Alaattin Aktaş bunca yıldır bizi eleştiren bir dizi sosyal medya paylaşımı yaptı, köşesinde onlarca yazı yazdı, hiçbirinde bir hata bulamadık, işte şimdi sosyal medyadaki paylaşımında hata var, biz sessiz kalıp kendisini uyarmayalım ve bu mesajlar sistemde dursun, biz de kopyasını alıp ‘Kurumumuzun kişilik hakkına ağır saldırı’ gerekçesiyle kendisini mahkemeye verip en azından manevi tazminat talep edelim!”
Bu mu yani, TÜİK bunu mu düşündü?
Eğer yazdıklarım TÜİK’in kişilik haklarına ağır saldırıysa (öyle olmadığı kesinlikle ortada da), kurum bundan zarar görüyor ve itibar kaybına uğruyorsa, ben ya da bir başka meslektaşım yanlış yapmışsak TÜİK’e düşen bu yanlışın hemen düzeltilmesine katkıda bulunmak değil mi?
Ama yok! Sessizce bekle, belgeleri topla ve doğru mahkemeye!
Amaç TÜİK’i korumak mı, medyaya gözdağı vermek mi?”
Yazının tamamı için
( ALINTI )