2007 yılı ile 2024 arasında yaşananlar açısından milim değişen bir şey yok. benzer baskınlar, vefatlar, aynı yansılar, açıklamalar. Niçin hiçbir şey değişmiyor?

Mehmet Altan*
100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir kısmına şahit olmuş iseniz, şimdiki gelişmelerdeki umutlu ihtimalleri daha heyecansız izlemeyi öğreniyorsunuz. Umut dopinglerine kolayından kapılmıyorsunuz.
Nihayetinde yüz yıldır demokratikleşmeyi reddeden bir Cumhuriyet var… O nedenle de hiçbir temel problemini çözemiyor. Bu yüzden güncel siyasal propagandanın salvoları artarken biz de gittikçe ağırlaşan bir hayatın kölesi oluyoruz.
* * *
Yerel seçimlere 10 gün kala Kürt meselesinin tahlil ihtimali etrafında yüksek bir umut gücü oluştu. 1 Nisan’dan sonra bu gücün nasıl ve nereye evrileceği daha netleşecek.
* * *
Temkinli ve deneyimli bir Türkiye vatandaşı olarak 2007 yılında Kürt sorununda neler oluyormuş diye baktım. 2007 yılında ülkeyi ve medyayı sarsan Dağlıca Baskını var. Yaşananları sanal ansiklopediden aktarayım:
“21 Ekim 2007 tarihinde saat 00.20’de PKK‘nın, Hakkâri ilinin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca köyünde konuşlu Türk Silahlı Kuvvetleri Komando Taburuna karşı ağır silahlarla düzenlediği akındır.
Devlete yakın kaynaklara göre Kuzey Irak‘tan gelen yaklaşık 150 kişilik bir PKK grubu, sona 4 kilometre uzaklıkta olan Komando Taburuna ağır silahlarla saldırmıştır.
İlk tezlere göre 16 askerin öldüğü, 10 askerin de kayıp olduğu haberi gelse de sonradan, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 12 can kaybı ve 10 kayıp olarak açıklanmıştır.
Genelkurmay Başkanlığının açıklamasına göre çatışmanın akabinde yapılan takip operasyonlarında 34 PKK militanı etkisiz hâle getirilmiştir.”
* * *
Sonrasını da Ekim 2007 gazetelerinin haberlerinden okuyalım:
“Kaçırılan askerler 16 gün sonra terör örgütü tarafından serbest bırakıldılar. Serbest bırakılan 8 asker Diyarbakır ve Van’da istihbarat üniteleri tarafından sorgulandıktan sonra askeri savcılık tarafından sorguya alındı.
Askerler çıkarıldığı Askeri Mahkeme’de askerlik disiplini zayıflatmak, emre itaatsizlikte ısrar ve yurt dışına firar suçlarından tutuklanarak askeri cezaevine gönderildiler.”
* * *
“Dağlıca saldırısından sonra hükümet sınır ötesi operasyon için Meclis’ten tezkere kararı aldı.
Tezkere kararından sonra Başbakan Erdoğan 5 Kasım’da ABD’ye giderek Başkan Bush ile görüştü.
Görüşmede PKK terör örgütü ortak düşman olarak ifade edildi. ABD yönetimi Türkiye’ye istihbarat paylaşımı yapma kararı aldı.”
* * *
“Türk Hava Kuvvetleri Kuzey Irak’taki PKK kamplarını bombaladı.
Irak’ın kuzeyindeki Zap, Avaşin, Hakurk bölgeleri ile derinlikteki Kandil Dağı’nın Irak tarafında kalan kısımlarında tespit edilen terör örgütüne ait amaçlar, 16 Aralık Türk Hava Kuvvetleri savaş uçaklarının saat 01.00’den itibaren uyguladığı geniş kapsamlı hava harekâtı, akabinde da Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uzun menzilli silahlarla vuruldu.
Bu ataktan sonra 22 Aralık’ta ikinci bir hava saldırısı yapıldı. F-16’larla PKK’lı teröristlerin gizlendikleri kampları ve mağaraları yok etti.
Operasyon sonrası Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre 175 yer bombalandı, yaklaşık 200 terörist etkisiz hale getirildiği açıklandı.”
* * *
2007 yılından bugüne 17 yıl geçti… 17 uzun yıl.
Dağlıca baskınının neredeyse birebirini yeniden yaşadık… Kuzey Irak’ta Pençe Kilit operasyonunda 22 Aralık 2023’de 12 askerin şehit edilmesinin akabinde 12 Ocak 2024’de de 9 asker daha şehit edildi.
1 ayda 21 askerin şehit edilmesi üs bölgelerinde zaafiyet tartışmalarına yol açtı.
Ve Dağlıca sonrası “alınan önlemler” ile ilgili neler okuduysak neredeyse tıpa tıplarını bu yıl yeniden okuduk.
* * *
Bugünlerde ABD’de Suriye ve Kürt sorunu ile ilgili tartışmalar var… ABD’nin Suriye’den çekilip çekilmemesi konuşuluyor.
Türkiye ile Irak arasındaki görüşmelerin akabinde Irak’ta PKK konusunda tutum değişikliği söz konusu.
İç siyasette “masaya oturma” etrafında gücü artan bir siyasi hareketlenme bulunuyor.
Farklı yorumlar, umut ile ümitsizlik arasında gidip gelen toplumsal bir salıncakta sallanıp duruyor.
* * *
Hep söylüyorum… Basın tarihi çok öğretici.
2007 yılı ile 2024 arasında yaşananlar açısından milim değişen bir şey yok. baskınlar, aynı vefatlar, reaksiyonlar, benzer açıklamalar.
Niye hiçbir şey değişmiyor?
Çünkü gerçek bir hukuk devleti olmayı, demokratik cumhuriyete dönüşmeyi ısrarla reddediyoruz.
* * *
Evrensel hukuku ve demokratikleşmeyi inkâr eden Ankara ile meseleler yıllardır çözülemiyor…acılar yaşanıp duruyor.
Tek umut, bu yük taşınamaz hale geldiği için yaşadığı sefalete daha fazla dayanamayan toplumun içinden doğacak demokrasi talebinde.
Sorunlar çözülecekse bu sayede çözülecek.
Yok şayet bu toplum kendi içinden bu türlü bir talep çıkaramazsa o zaman hep birlikte acıların içinde boğulup gideceğiz.
* P24’ten alınmıştır.