Yaklaşık 130 silahlı grup tek çatı altında toplanırken, Şam yönetimi komuta kademesini yeniden oluşturuyor; yeni ordunun silahlandırılmasında ise Türkiye, Rusya ve ABD’nin rolü tartışılıyor

Suriye’de Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından yeni yönetimin en kapsamlı adımlarından biri olan ordunun yeniden yapılandırılması süreci hız kazanıyor. Savunma Bakanlığı, yaklaşık 130 silahlı oluşumu tek çatı altında toplayarak düzenli bir ordu kurmayı hedeflerken, askeri yapılanma Beş Kolordu modeli temelinde yeniden şekillendiriliyor. Aynı süreçte askeri liderlik yeniden belirlenirken, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) entegrasyonu da yeni ordunun inşasında kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak Şam’ın önündeki en önemli sorulardan biri ise yeni ordunun hangi ülke veya ülkelerin desteğiyle silahlandırılacağı.
İdlib modeli ülke geneline taşındı
Yeni askeri yapılanmanın temelleri, Hayat Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) 2020 ateşkesinden sonra İdlib’de geliştirdiği merkezi komuta modeline dayanıyor. O dönemde farklı silahlı gruplar ortak eğitim, birleşik komuta ve standart askeri organizasyon altında toplanırken, yeni yönetim bu modeli bugün ülke geneline yaymaya çalışıyor. Esad yönetiminin devrilmesinin ardından yaklaşık 130 farklı askeri oluşum doğrudan Savunma Bakanlığı bünyesine alındı. Bu gruplar dağıtılmak yerine mevcut yapılarıyla sisteme dahil edildi, komutanlarına resmi rütbeler verildi ve birlikler yeni ordunun tümenlerine dönüştürüldü. Böylece kara, hava ve deniz kuvvetlerini kapsayan toplam 22 tümenlik yeni askeri yapı oluşturuldu.
Asker alma ve subay değerlendirmesi başladı
Yeniden yapılanmanın ikinci aşamasında Savunma Bakanlığı ülke genelinde askere alma merkezleri açtı. Mart 2026’da ise mevcut subay kadroları için kapsamlı değerlendirme süreci başlatıldı. Amaç, farklı gruplardan gelen komutanları ortak disiplin, liyakat ve profesyonel askeri standartlar temelinde yeniden organize etmek olarak açıklandı. Aynı dönemde komuta kademesinde de kapsamlı görev değişikliklerine gidildi.
Ordu beş kolorduya ayrıldı
Şam yönetiminin hazırladığı yeni modele göre ordu, coğrafi sorumluluk esasına göre beş kolordu halinde yapılandırılıyor. Birinci Kolordu doğu bölgesinden,İkinci Kolordu kuzeyden, Üçüncü Kolordu orta bölgeden, Dördüncü Kolordu Şam ve çevresinden, Beşinci Kolordu ise batı ve Akdeniz kıyılarından sorumlu olacak. Bu sistemle hem komuta zincirinin sadeleştirilmesi hem de operasyonel etkinliğin artırılması hedefleniyor.
HTŞ kökenli isimler dikkat çekiyor
Yeni kolorduların başına getirilen komutanların önemli bölümünün HTŞ’nin askeri yapılanması içinde yetişen isimlerden oluşması dikkat çekiyor. Ahmed el-Cessem (Ebu Muhammed Şura), Evd el-Cessem (Ebu Kuteiba el-Şami), Haytham el-Ali (Ebu Müslim Afes), Ömer Cefçi (Muhtar el-Turki) ve Münir el-Şeyh (Ebu Usame) yeni kolordu komutanları arasında yer alıyor. Buna karşın HTŞ dışında kalan bazı silahlı grupların liderleri de yeni görevler verilerek sistem içinde tutuluyor.
SDG’nin entegrasyonu sürüyor
Yeni ordunun inşasında en kritik başlıklardan biri de SDG’nin Savunma Bakanlığı bünyesine entegrasyonu olarak görülüyor. Doğu Bölgesi Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hamo, şu ana kadar SDG bünyesindeki dört tugayın resmen orduya katıldığını açıkladı. Kobani, Haseke, Kamışlı ve Derik’te konuşlandırılan bu birliklerin ardından diğer unsurların da tabur ve tugaylar halinde sisteme dahil edilmesi planlanıyor. Hamo, hedeflerinin “hizipçiliği sona erdiren, tek komuta altında birleşik bir Suriye ordusu kurmak” olduğunu belirtirken, gelecekte hiçbir silahlı yapının Savunma Bakanlığı dışında kalmayacağını vurguladı.
Yeni orduyu kim silahlandıracak?
Askeri yapılanma kadar tartışılan bir diğer konu ise yeni ordunun hangi ülkenin desteğiyle silahlandırılacağı. Suriye ordusunun mevcut ağır silah envanterinin büyük ölçüde Sovyet ve Rus sistemlerinden oluşması nedeniyle teknik bakım ve modernizasyon açısından Moskova’nın rolü önemini koruyor. Yeni yönetim de Rusya ile askeri temaslarını sürdürürken, Rus üslerinin eğitim merkezi olarak kullanılmasını gündemde tutuyor. Buna karşın Şam yönetiminin tek bir ülkeye bağımlı kalmak istemediği, dış politikada denge stratejisi izlediği değerlendiriliyor. Bu çerçevede Türkiye’nin askeri eğitim ve doktrin oluşturulmasında, Körfez ülkelerinin mali destek sağlamasında, ABD’nin ise güvenlik reformu ve siyasi meşruiyet alanında rol üstlenebileceği belirtiliyor.
Çok kaynaklı model öne çıkıyor
Uzmanlara göre en güçlü senaryo; Türkiye’nin eğitim ve organizasyonda, Rusya’nın teknik altyapı ve mevcut silah sistemlerinin modernizasyonunda, ABD’nin ise siyasi ve güvenlik desteğinde rol aldığı çok kaynaklı bir model. Bununla birlikte İsrail’in özellikle hava savunma sistemleri ve ağır silahlanma konusunda koyabileceği güvenlik sınırlamalarının, yeni ordunun kapasitesini belirleyecek temel faktörlerden biri olacağı değerlendiriliyor. Yeni yönetimin yaklaşık 130 farklı silahlı yapıyı tek bir komuta altında toplama hedefi, Suriye’nin yakın tarihindeki en kapsamlı askeri dönüşüm olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, yeni ordunun başarısının yalnızca örgütsel reformlara değil, farklı grupların ortak bir askeri kimlik altında bütünleşebilmesine ve bu yapının sahada göstereceği performansa bağlı olacağı görüşünde.