DOLAR
46,0408
EURO
53,0791
ALTIN
6.409,16
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Mahfi Eğilmez: Yeni vergi paketi için bir öneri

Servet ve Masraf Bildirimlerinin en baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte vergi dairesine verilmesi gerekir

Mahfi Eğilmez: Yeni vergi paketi için bir öneri
23.06.2024 08:40
4
A+
A-

* Mahfi Eğilmez

Basında yer aldığı biçimiyle getirilmesi planlanan vergi paketine bakınca faturanın son üç yılda yaşanan yanlış ekonomi siyasetine ve onları yürütenlere değil, çoğu zaman olduğu vatandaşa çıktığı görülüyor. Pakette yer alan birtakım düzenlemelere katılmak mümkün değil. Bahşişleri vergilendirmek vatandaşla vergi yönetimi ve kontrolünü karşı karşıya getirmeye asla değmeyecek bir düzenleme. Yurt dışı çıkış harcının artırılması da yanlış. Bu türlü bir harç alınması baştan beri yanlıştı esasen. Vergi, vatandaştan kamu hizmetlerine katkı olsun diye karşılıksız alınır, buna karşılık harç, vatandaştan, aldığı kamu hizmetinin karşılığı olarak tahsil edilir. Vatandaşın yurt dışına çıkışında kamu kısmının sunduğu bir hizmet yoktur. Pasaport düzenlemesinde zati pasaport harcı alınmak suretiyle o hizmetin karşılığı alındığı için yurtdışı çıkış harcı dayanaksız bir tahsilat olmaktadır. Gelir ve kurumlar vergilerinde birtakım istisna ve muaflıkların kaldırılması doğrudur. Bununla birlikte kaldırılması gereken istisna konut üzerinden alınan emlak vergisindeki istisna değildir. Derneklere, vakıflara yapılan bağışlardaki istisnalar kaldırılmalıdır. Zira bunlara istisna tanınınca o, bir bağış olmaktan çıkıp vergiden kaçınma ve göze girme aracı haline dönüşmektedir.

Vergi paketinde eleştirilecek pek çok mevzu var ve bunu esasen vergi uzmanları ilerleyen günlerde gündeme getirecektir. Bir bahis var ki üzerinde özel olarak durulması gerekiyor: Sarfiyat Bildirimi. Teklifte; “Risk tahlili sonucu beyana tabi gelirleri ile yapılan harcamaları arasında %20’nin üzerinde uyumsuzluk olan mükelleflerden Özel Sarfiyat (Harcama) Bildirimi istenmesi ve ortadaki farkın izah edilememesi durumunda ilgili hakkında vergi incelemesi yapılması, izah edilemeyen fark fiyatlarının arızi kar olarak kabul edilerek gelir vergisi tarh edilmesi” öngörülmektedir.

Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere bu şekilde vergi salınabilmesi için kimi şartların oluşması gerekiyor: (1) Her şeyden önce bir risk tahlili yapılacak. Bunu kimin yapacağı, müsaadeye bağlı olup olmadığı, hangi kriterlere bakılacağı vb. hususların metinde açıklaması yok. Muhtemelen sonradan çıkarılacak bir bildiriyle belirlenecek. (2) Beyana tabi gelir ile masraflar arasında % 20’yi aşan bir uyumsuzluk olması gerekiyor. Bu türlü bir oran niye gerekli anlayamadım. Gelir ile masraf arasındaki uyumsuzluğun % 20 ve altında olması farkın kıymetsiz olduğu manasına mı geliyor? Bu ülkede açlık hududunun altında yaşayan insanlar varken bu türlü bir fark aramanın manası yok. (3) Bu türlü bir fark varsa mükelleften Özel Sarfiyat Bildirimi istenecek. Yani bu bildirim baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte verilmeyecek. Bu, bence doğru yaklaşım değil. Servet ve Masraf Bildirimlerinin en baştan gelir vergisi beyannamesiyle birlikte vergi dairesine verilmesi gerekir. (4) Gelir ile sarfiyat arasındaki farkın izah edilmemesi ve bunun üzerine mükellef hakkında vergi incelemesi yapılması gerekiyor. Meğer bütün bu incelemeler en baştan yapılıp mükellefe en sonunda sorulması gerekir. (5) Fark varsa bunun arızi kar olarak kabul edilmesi ve gelir vergisi tarh edilmesi gerekiyor.

Öncelikle 1984 öncesindeki durumu kısaca anlatayım. 31 Aralık 1960 tarihinde kabul edilen 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 114’üncü unsurunda şu karar yer alıyordu: “Yıllık beyanname vermek mecburiyetinde bulunan gerçek bireyler, her yıl verecekleri gelir beyannamelerinde, 116’ncı unsurda yazılı servet ögelerini bildirmeye mecburdurlar. Lakin, dar mükellefiyete tabi olanlarla, beyan edilecek gelirleri gayrimenkul sermaye iradı, ücret, götürü adapta tespit edilen ticari, zirai ya da mesleksel karlardan ya da bunların toplamından ibaret olanlar servet beyanına tabi değildirler.” Kanunun 115’inci unsurunda de bildirilen servetin toplam pahasının bir evvelki yıl beyannamesiyle bildirilen servetin toplam değerini aşması ve ortadaki farkın iki dönem arasında elde edildiği beyan edilen gelirden fazla olması durumunda aşan gelir ölçüsünün beyan edilmemiş gelir olarak kabul edileceği ve vergilendirileceği açıklanmaktadır. Bu uygulamada iki çok önemli noktaya daha dikkat çekelim: (1) Servet bildirimi sırf beyanname veren kişinin değil aile fertlerinin de servetini kapsayacaktır. (2) Servet bildirimi incelemesi yoluyla bulunan fark vergilendirilirken kaçakçılık cezası uygulanmayacaktır.

Bu madde 18 Nisan 1984 tarih ve 2995 sayılı kanunla yürüklükten kaldırılmıştır. O tarihten sonra servet bildirimi alınmamış, geçmişe ilişkin olarak alınmış olanlar üzerinden de inceleme yapılması imkanı kalmamıştır. Servet bildirimi ve onun tamamlayıcısı olan sarfiyat bildiriminin uygulandığı 1960 ile 1984 yılları arasında son derecede aktif olmuş iki kuruluştur. O vaktin şartlarında servetler bugünkü kadar kayıt altında olmadığı halde Maliye Müfettişleri ve Hesap Uzmanları (servet bildirimi incelemesi yapmaya yalnız bu iki meslek mensupları yetkiliydi) tapu, emlak vergi daireleri, bankalar ile yazışarak servet kontrolünü yaparlar ve servetini, gelirini gizleyenleri ortaya çıkarıp vergi salarlardı. Bu iki bildirim, vergi dışılığı ve kayıt dışılığı büyük ölçüde engellerdi. Ne var ki Özal hükümeti, gelen baskılara dayanamayarak bu iki bildirimi de yürürlükten kaldırdı, böylelikle Pandora’nın kutusu açıldı ve Türkiye, giderek beyan edilmeyen servetlerin, son model otomobillerle gezen, lüks yalılarda oturan ama minimum ücret kadar vergi ödemeyen, kara para aklayan insanların cirit attığı bir ülke haline geldi.

Türkiye’yi kara para cenneti olmaktan çıkarmanın, düzgün bir ülke haline getirmenin yollarından birisi servet bildirimi ve masraf bildirimini 1960 yılındaki çerçevesinde geri getirmektir. Bunu yaparken 2023 yılı öncesinde bu şekilde servet artışıyla geliri arasında fark bulunanlar için bir af hususu getirilerek” bu farkı resen beyan edip farkın % 25’ini vergi olarak ödeyenler için geçmiş yıllar servet incelemesi yapılmaz ve ceza salınmaz” şeklinde bir karar getirilebilir. Bu yapılırsa hem önemli ölçüde vergi toplanması hem de bu tasarıda yer alan yurtdışı çıkış harcı, bahşiş üzerinden vergi alınması, gayrimenkul sermaye iradında istisnanın kaldırılması götürüsü getirisinden fazla olacak unsurlardan vaz geçilmesi mümkün olabilir.

1998 yılında dönemin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in hazırladığı ve kamuoyunda nereden buldun yasası olarak isimlendirilen yasa, Maliyeye, mükelleflerin servetleriyle çıkarları arasındaki ilginin kaynağını ve fark varsa bunun vergisinin ödenip ödenmediğini araştırma yetkisi veriyor, servet incelemesinin gibi bir sistem getiriyordu. 1999 yılı başından itibaren uygulanacak olan bu yasanın uygulanması 1 Ocak 2003 tarihine ertelendi, böylelikle seçimden sonra uygulamaya geçilecekti. Seçimi AKP kazandı ve ilk icraatlarından birisi olarak 9 Ocak 2003 tarihinde 4783 sayılı kanun ile bu maddeyi yürürlükten kaldırdı.

Özetle servet bildirimi ve masraf bildirimi uygulamaları 1960 yılındaki çerçevesiyle yeniden getirilir ve geçmişte oluşan farklar, vergisini ödemek kaydıyla silinirse bu yolla hem önemli tahsilat sağlanır ve halkın tepkesini çekecek birçok düzenlemeye gerek kalmaz. Bu düzenlemezamanda Türkiye’yi kara para, vergi dışı ve kayıt dışı süreçler cenneti olmaktan kurtarır, gri listeden de çıkmasını sağlar. Ne var ki 2003 yılında nereden buldun maddesine olan yaklaşımını dikkate aldığımızda AKP’nin bunu yapabileceğini sanmıyorum.

Bu yazı Mahfi Eğilmez’in şahsî blogundan alınmıştır

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.