Çocuklar “Kabe’de Hacılar” şarkısını “dini bir şarkı” olarak dinlemiyor. Tipik bir “Pop kültür unsuru” olarak alıyorlar bunu ve “eğlenceli bir şov” olarak görüyorlar. Şarkının Streaming platformlardaki ve Youtube, Tik Tok gibi paylaşım platformlarındaki tüketiliş biçimlerine bakarsanız bu açıkça görülüyor

TRT arşivlerini açıldığından beri “eski Türkiye’ye” ait çok ilginç görüntüler izlemeye başladık.
Geçen gün Instagram’da TRT’nin 1987 yılının 23 Nisan günü yayınlanmış bir programını seyrettim.
O zamanlar çok güzel bir uygulama vardı.
23 Nisan Bayramı’na dünyanın her tarafından çocuklar davet edilirdi.
O programda da Venezuela’dan gelen bir çocuk korosu, rahmetli Barış Manço’nın “Arkadaşım Eşek” şarkısını o kadar tatlı söylüyordu ki, iki üç defa üst üste seyrettim.
Barış Manço’nun Arkadaşım Eşek’i Youtube’da ne kadar izlenmiştir?
Sonra merak ettim;
“Acaba Barış Manço’nun bu şarkı ile ilgili videoları Youtube’da kaç kere seyredilmiştir?”
Videolar genellikle 2020 yılından sonra konmuş.
İzzet Öz’ün bir programından yapılan klip 38 milyon kere izlenmiş.
Aynı şarkıyla ilgili öteki videolar 5-6 milyon civarında seyredilmiş.
Ama içlerinde bir tane var ki, çok dikkatimi çekti.
Çocuk çizgi filmi yapılınca 100 milyon seyredilmiş
Bu şarkının üzerine bir çocuk çizgi filmi yapılmış.
İşte o klip 100 milyon kere izlenmiş.
Demek ki anneler çocuklarına daha çok bu eğlenceli çizgi filmi versiyonunu izletmişler.
Onu izlerken son günlerde tartışılan bir konu aklıma geldi.
Geçtiğimiz günlerde, Adana’nın en büyük Camii olan Sabancı Merkez Camii’nde ilginç bir çocuk etkinliği oldu.
“Kabe’de Hacılar İlahisi” ile meşhur olan Celal Karatüre bu camiide çocuklara bir konser verdi.
Kabede Hacılar sanatçısının Adana’da camii performansı
Ben izleyememiştim ama muhafazakar kesimin kültürel nabzını en iyi yansıtan yazarlardan biri olan Ayşe Baykal izlemiş ve bu konuda iki yazı yazdı.
Ondan öğrendim.
Meğer Adana’daki bu konserle ilgili büyük bir tartışma çıkmış ve esas eleştiriler muhafazakar kesimden gelmiş.
Ayşe Baykal’ın özellikle, Oda TV’de yayınlanan ikinci yazısı çok ilgi çekiciydi.
İyi bir gazetecilik yapmış ve konseri düzenleyen İSAR Derneği Koordinatörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Emir Said Ünal ile konuşmuş.
Karatüre, Sabancı Merkez Camii’nde konser verdi
Camii konseri organizatörüne çok ilginç ve hassas sorular
İlk sorusu da şu olmuş:
“Merak ettim, neden yardım için kurulmuş bir dernek, çocukları cami ile buluşturma organizasyonu yapar?
İSAR yetkilisi Ünal’ın cevabı şöyle:
“Bu organizasyonu yapmaktaki ana gayemiz çocukları ve aileleri camiiye teşvik etmekti. Camiiler dinimize göre sosyal alanlardır. Millî ve dinî değerlerimizi dikkate alarak böyle bir etkinlik düzenlemek istedik.”
Katılım 10 binin üzerine çıkınca kontrolden çıktı
SORU: Özellikle muhafazakâr camiadan ciddi eleştiriler geldi. Eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
(*) “Eleştirenler çok haklı. Bu organizasyonu başka bir dernek yapmış olsaydı şahsen ben de eleştirirdim. Biz etkinliğe katılım sayısını 10 bin civarında öngörmüştük. Etkinlik günü hava yağmurluydu ve öncesinde de okul saldırısı olunca katılım daha düşük olur dedik. Fakat katılım çok yüksek olunca bazı şeyler kontrolden çıktı.”
“Biz kadın-erkek ayrı düşünmüştük ama karıştı”
SORU: Gelen eleştiriler nelerdi?
“Biri kadın ve erkeklerin iç içe olması idi. Biz ayrı olarak organize etmiştik ve etkinlik sırasında sık sık duyuru yaptık. Fakat kalabalıkta bunu sağlamak mümkün olmadı. Dolayısıyla görüntü hoş olmadı.“
“Milli kültürümüzde def vardır diye camiide çalınmasına izin verdik”
SORU: Bir de camide def çalma eleştirisi var?
(*) “Evet, ikinci husus ise ‘Camii içinde konser verildi’ meselesi. İlahi söylemesi için Celal Karatüre geldi. Biz ekibine müzik enstrümanları konusunda hassasiyetimizi söyledik, onlar da dikkate aldı. Fakat def bizim kültürümüzde var diye kullanıldı. Bunun dışında organizasyonda çocuklara yönelik başka etkinlikler de vardı. Mesela Kur’an-ı Kerim ve ezan okuma yarışmaları da vardı. Sadece ilahi dinletisi yoktu.”
“Müftülük de bazı konulardan rahatsız oldu”
SORU: Peki bu konuda müftülük ne yaptı? Onlardan bir eleştiri geldi mi?
(*) ”Onlar da bizim rahatsız olduğumuz hususlardan rahatsız oldular. Eleştiriler hususunda mutabık kaldık.”
“Organizasyon için müftülükten para almadık”
SORU: Organizasyon için müftülükten herhangi bir ödeme aldınız mı?
(*) “Hayır, almadık.”
SORU: Organizasyonda bir sürü etkinlik yapıldı, ikramlar verildi. Harcamaları dernek olarak size verilen yardım paralarıyla mı yaptınız?
(*) “Etkinlikteki hiçbir ödemeyi bütçemizden yapmadık. Etkinlikte görev alan arkadaşlarımız gönüllülerdi. Kullandıkları malzemeler de envanterimizde vardı. İkramları ve diğer ödemeleri de yönetim kurulumuzdan bir arkadaşımız üstlendi.”
Sanatçı camide ilahi için kaç para ücret aldı?
Gelelim en hassas soruya.
Yani “sanatçının kaşesi” meselesine. Yani bir sanatçının bir etkinlikte yer almak için talep ettiği paraya…
Ayşe Baykal bu soruyu olabilecek en zarif şekilde sormuş:
SORU: Etkinliğinizde sahne alan diyeceğim ama şık olmayacak, ilahi söyleyen Celal Karatüre ücret almadan mı katıldı?
(*) “Celal Karatüre’ye ulaşım ve konaklama masraflarıyla birlikte cüzi miktarda ödeme yapıldı.”
Onun cüzi ücretini kim ödedi, sponsor kimdi?
SORU: Onun ücretini kim ödedi?
(*) “Organizasyonun masrafını üstlenen kişi.”
SORU: Etkinliğe sponsor olan kişinin adı belirtilmedi sanırım.
(*) “Hayır, adı yoktu. Sağ elin verdiğini sol elin duymaması gerekir. Arkadaşımız zaten bu anlayışla sponsor oldu.”
“Kuran okuma yarışmasına 5 çocuk geliyorsa Celal olunca 5 bin geliyor”
SORU: Neden Celal Karatüre’yi davet etme ihtiyacı hissetiniz?
(*) “Kur’an-ı Kerim ve ezan okuma yarışması dediğimiz zaman 5 çocuk geliyorsa Celal Karatüre dediğimiz zaman 5 bin çocuk geliyor. Çocuklar onu çok seviyorlar.”
“Aynı etkinliği Çamlıca Camii’nde de düzenleyeceğiz”
SORU: Bu kadar eleştiriden sonra cami etkinlikleriniz devam edecek mi?
(*) “Tabii edecek. Etkinliği yaptığımız Adana Sabancı Merkez Camii, Türkiye’nin en büyük üçüncü camiidir. 9 Mayıs’ta da en büyük ikinci camii olan Gaziantep Şahinbey Millet Camii’nde etkinliğimiz olacak.”
SORU: Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortak organizasyon mu olacak yine?
(*) “Hayır.”
SORU: Bundan sonra sırada ne var? Türkiye’nin en büyük camii İstanbul Çamlıca Camii’nde mi sıra?
(*) “Niyetimiz var.”
Kabe’de Hacılar ilahisi artık camiinin dışında söylenecek
Soru: Organizasyonda eleştirilere yönelik bir yenileme yaptınız mı?
(*) “Tabii yaptık. Konsepti değiştirdik. Mesela Celal Karatüre ilahi dinletisi camii içinde değil, avlusunda olacak. İlk organizasyon sonrası biz de tecrübe sahibi olduk. Ona göre önlemlerimizi alacağız. Bizi eleştirilenlerle hassasiyetlerimiz aynı. Her türlü eleştiriye de açığız.”
Ali Erbaş’ın şikayetine çare olur mu?
Bu mülakatı, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın yaptığı itiraftan sonra okuyunca tabii çok daha dikkatimi çekti.
Acaba dedim?
Diyanet son 10 yılda çocukları camiilere ve okullarda din derslerine çekemeyince yeni yollar mı arıyor?
Böyle düşünüyorlarsa eğer, 10 yıl sonra onları daha da büyük bir düş kırıklığının beklediğini şimdiden söyleyebilirim.
Bir müzik sosyoloğu ve pop kültür izleyeni olarak onlara kötü bir haberim var.
Barış Manço
Barış Manço’nun şarkıları niye daha etkiliydi?
Çocuklar “Kabe’de Hacılar” şarkısını “dini bir şarkı” olarak dinlemiyor.
Tipik bir “Pop kültür unsuru” olarak alıyorlar bunu ve “eğlenceli bir şov” olarak görüyorlar.
Şarkının Streaming platformlardaki ve Youtube, Tik Tok gibi paylaşım platformlarındaki tüketiliş biçimlerine bakarsanız bu açıkça görülüyor.
Üstelik bu konuda Barış Manço’nun çocuk şarkıları, sayısal olarak karşılaştırma götürmeyecek kadar daha yaygın ve etkili.
“90 bin camiide 4 bin vaiz uğraştı ama başaramadık”
Herkes Ali Erbaş’ın konuşmasında sadece “Din derslerine başvurunun yüzde 4’e düşmesine” takıldı.
Oysa konuşmasında en az onun kadar ilginç başka bölümler de vardı.
Oraları da Elif Çakır’ın Karar Gazetesi’ndeki köşesinde okudum.
Eski Diyanet İşleri Başkanı şöyle diyor:
“Seçmeli dersler dönem başlamadan bir ay öncesinden itibaren seçilmeye başlanır. Biz o dönemde Türkiye’nin 90 bin camiinde ‘Muhterem kardeşlerim, seçmeli derslerin seçilme süreci başlamıştır, lütfen çocuklarınıza Kuran’ı Kerim ve Peygamber Efendimizin Hayatı derslerini seçtirin, seçilmesine destek olun, yönlendirin’ diye hutbe hazırlatıyoruz. Türkiye genelinde yaklaşık 4 bine yakın vaizimizle bütün cemaatimizi uyarıyoruz. Onca çabaya, emeğe rağmen din dersleri tercih edilmiyor, çok üzülüyoruz tabii.”
Sadece AKP’ye oy verenler çocuklarını gönderseydi
Elif Çakır diyor ki;
“Sadece AK Parti seçmeninin çocukları bu dersleri tercih etmiş olsaydı bu oran yüzde 30’un üzerinde olurdu. Hadi böyle olmadı, diyelim ki AK Partinin kemikleşmiş tabanı tercih etseydi yine bu oran yüzde 20’lerde, yüzde 25’lerde olurdu… Bu tercihi yapan ya da yapmayan aileler, büyük ölçüde 25-35 yaş aralığındaki genç anne babalardan oluşuyor. Yani AK Parti iktidarında büyümüş, eğitimini bu dönemde almış, siyasî ve toplumsal hafızası büyük ölçüde bu dönemde şekillenmiş bir kuşaktan söz ediyoruz.”
“27 milyon gençten sadece 1 milyonu cuma namazına gidiyor”
Meğer bu, Ali Erbaş’ın ilk itirafı da değilmiş.
Daha 2022 yılında şunu söylemiş:
“Topluyoruz, çarpıyoruz ulaştığımız sayı 1 milyonu, 1 buçuk milyonu geçmiyor. 27 milyon gencimiz var, cuma namazlarına gelen sayı 1 milyon…”
Cuma namazına giden genç sayısı sadece 1 milyonsa normal namazlarda camiye giden genç sayısı sizce kaçtır?
Blok3
Kabe’de Hacılar kaç dinlendi, 23 yaşındaki Blok3 kaç dinlendi?
Eğer buna çözüm “Kabede Hacılar” şarkısı ise size son olarak şu rakamı verebilirim.
Celal Karatüre’nin “Kabe’de Hacılar” ilahisini Spotify’da bugüne kadar dinlenme sayısı 6 milyon 195 bin.
Ünlü hiphopçu Blok3 önümüzdeki günlerde Beşiktaş Tüpraş Stadı’nda bir konser verecek.
En az 30 bin kişi bekleniyor.
Ve en çok dinlenen ilk beş şarkısının her biri 170 milyon defa indirildi.
Gerçek adı Hakan Aydın olan Blok3, 23 yaşında.
Yani AKP iktidarı sırasında doğup büyümüş bir genç sanatçı.
Rakamlar ortada.
Cüzi kaşeli konserler de din derslerine talebi arttıramaz
Israrla şunu dinliyorum.
Türkiye’de Allah’a inanan insan oranı yüzde 90’ların üzerinde.
Öyleyse bu insanların sorunu “Allah’la” veya “inançla” değil.
Yani Celal Karatüre’nin “çok cüzi kaşeli” konserleri, okullardaki din derslerine başvuru oranını yüzde 4’den yüzde 4,5’e bile çıkartmaz.
Sorun çok daha derinde.