Uzun ve sağlıklı yaşam üzerine yapılan araştırmalar, yalnızca tüketilen toplam protein miktarının değil, proteinin kaynağı ve aminoasit içeriğinin de yaşlanma sürecinde rol oynayabileceğini gösteriyor. Cell Metabolism dergisinde yayımlanan yeni bir …

Uzun ve sağlıklı yaşam üzerine yapılan araştırmalar, yalnızca tüketilen toplam protein miktarının değil, proteinin kaynağı ve aminoasit içeriğinin de yaşlanma sürecinde rol oynayabileceğini gösteriyor. Cell Metabolism dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, özellikle esansiyel aminoasitlerden metiyoninin uzun yaşam ve metabolik sağlıkla ilişkisine dikkati çekiyor.
Milliyet yazarı Uzm. Diyetisyen Dilara Koçak’ın yazısına göre, araştırmada kullanılan uzun yaşam diyeti; sebze, meyve, tam tahıl ve kurubaklagillerin ağırlıkta olduğu, hayvansal proteinlerin sınırlandırıldığı Akdeniz tipi beslenme modelinden esinleniyor. Model oluşturulurken uzun yaşamla ilişkilendirilen Güney İtalya ve Okinawa’daki geleneksel beslenme alışkanlıklarından da yararlanıldı.
Araştırmacılar, bitkisel ağırlıklı ve daha düşük protein içeren beslenme modelini yeterli düzeyde metiyonin sağlayacak şekilde düzenledi.

Metiyoninde denge önemli
Vücudun kendi başına üretemediği metiyonin; et, yumurta ve süt ürünleri gibi hayvansal proteinlerde daha yüksek miktarlarda bulunuyor. Hayvan modellerindeki bazı araştırmalar, metiyoninin kontrollü biçimde kısıtlanmasının metabolik sağlık ve yaşam süresi üzerinde olumlu etkilerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Yeni araştırmada ise metiyoninin mümkün olduğunca azaltılması yerine düşük ancak yeterli seviyede tutulmasının önemi üzerinde duruluyor. Metiyoninin gereğinden fazla kısıtlanmasının kırılganlığı artırabileceği, yüksek miktarda tüketiminin ise uzun yaşam diyetiyle ilişkilendirilen metabolik avantajları azaltabileceği belirtiliyor.

Metabolik sinyallerde değişim
Araştırmacılar kilo ve vücut yağının yanı sıra metabolik sağlık ve yaşlanmayla bağlantılı hormonal sinyalleri de inceledi. Uzun yaşam diyeti uygulananlarda GLP-1 ve FGF21 gibi enerji dengesi ve metabolizmayla ilişkili sinyal moleküllerinde olumlu değişiklikler gözlendi.
Bitkisel proteinlerde çeşitlilik önemli
Bitkisel ağırlıklı beslenmenin yeterli protein alınamayacağı anlamına gelmediğine dikkat çekiliyor. Farklı bitkisel proteinlerin aminoasit profilleri birbirini tamamlayabiliyor. Örneğin kurubaklagiller lizin açısından zengin ancak metiyonin açısından daha sınırlıyken, tahıllarda bunun tersi bir denge görülebiliyor.
Bu nedenle kuru fasulye-pilav, mercimek-bulgur veya humus-tam tahıllı ekmek gibi farklı protein kaynaklarının gün içinde birlikte tüketilmesi daha dengeli bir aminoasit profili sağlayabiliyor.

Hedef yalnızca uzun değil, sağlıklı yaşam
Araştırmaların üzerinde durduğu bir diğer kavram ise healthspan, yani sağlıklı yaşam süresi. Bu yaklaşım yalnızca yaşam süresinin uzunluğuna değil, kişinin bu yılların ne kadarını hastalık ve fiziksel kırılganlıktan uzak geçirdiğine odaklanıyor.
Çalışmanın sonuçları, bitkisel besinlerin ağırlıkta olduğu Akdeniz tipi beslenmenin ve proteinin yalnızca miktarıyla değil kaynağı ve aminoasit içeriğiyle değerlendirilmesinin sağlıklı yaşlanma araştırmalarındaki önemine işaret ediyor.
( ALINTI www.milliyet.com.tr/yazarlar/dilara-kocak/uzun-yasamin-sirri… )