“Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” davasında savunma yapan tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın avukatı Tuğçe Duygu Köksal, “Müvekkilimiz sezgiye dayanarak tutuklandı. Bu Türkiye’de bir ilk. Müvekkilim işlemediği bir suçun cezasını …

“Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” davasında savunma yapan tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın avukatı Tuğçe Duygu Köksal, “Müvekkilimiz sezgiye dayanarak tutuklandı. Bu Türkiye’de bir ilk. Müvekkilim işlemediği bir suçun cezasını çekmektedir. Bu artık infazdır. Ümitsiz miyiz peki? Hayır değiliz” dedi. Duruşmasda savunma yapan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın avukatı Berfin Arslan da, “Bütün iddialar çürüdü tek elde kalan 16 listelik araç. Müvekkilimin Aziz İhsan Aktaş’ın yakınlarından seçimde kullanmak üzere 16 araç istediği iddia edildi. Araçların zaten seçim bölgesinde bekletilen ve hali hazırda kullanılan araçlar olduğu ortaya çıktı (Plaka Takip sistemi) PTS kayıtlarında. Yani Utku Caner Çaykara’ya özel verilmediği ortaya çıktı. Eski belediye başkanının fotoğraflarının olduğu araçlar bunlar. O sırada daha Utku Caner Çaykara aday bile değildi. Ancak bu dosyaya eklenmedi çünkü leheydi. Burada delillerin karartılması durumu da var ve özür dilenmesi gerek. Delil yargı eliyle karartıldı” ifadelerini kullandı.
Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan 200 sanıklı dava, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 3 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediyor. Duruşmada sanık avukatları savunma yaptı.
ANKA’dan Esra Tokat‘ın haberine göre, ihaleye fesat karıştırma suçundan tutuksuz yargılanan sanık Samet Alptuğ Arıkan’ın avukatı, müvekkilinin şu an Kağıthane Garaj Müdürlüğü’nde görev yaptığını söyledi. 12 yılı aşkındır İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü (İETT) bünyesinde çalışan Arıkan’ın adının şu ana kadar hiç bir soruşturmada geçmediğini, müvekkiline isnat edilen eylemlerine ilişkin bir veri olmadığını belirten avukat, müvekkilinin yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve beraatine karar verilmesini istedi.
“Somut delil yok”
İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık Yunus Garajı Şube Müdürü Şevket Eygi’nin avukatı Burcu Kılıç da savunmasında şunları kaydetti:
“Müvekkilim hakkında herhangi bir somut delil yok. İhalelerin hepsi internet üzerinden açık olan EKAP üzerinden gerçekleştirilmektedir. Teklifler elektronik ortamda yapılıyor ve ihale ilanı yapıldığına kadar kimse tarafından teklifler görünmüyor. EKAP üzerinden en uygun teklif belirleniyor. Yalnızca bir kişinin beyanlarıyla mesleklerini yıllarca layıkıyla yapan insanların yargılanması ceza muhakemesine de karşıdır.”
İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık İETT İhale İşleri Şube Müdürü Cevdet Akarsu’nun avukatı da şu savunmayı yaptı:
“Müvekkilim hakkında suçun maddi unsuru oluşmamıştır. İddianamede müvekkilimin bazı firmalara ihaleye girmemesi için telkinde bulunduğu belirtilmektedir ancak hangi firmalar olduğu belirtilmemektedir. Müvekkilimin Aziz İhsan Aktaş’ı tanımadığı ve görüşmediği bellidir. Firmalarla görüşmeleri yoktur. Müvekkilimin beraatini ve adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum. İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık Avcılar Belediyesi Afet İşleri personeli Gökhan Kaymak’ın avukatı, müvekkili hakkında ihalelerin yaklaşık maliyet fiyatları hakkında bilgi sızdırdığının iddia edildiği ancak bunların hangi ihaleler olduğunun belirtilmediğini ifade ederek, “Bu yönde herhangi bir amirinden, üstünden ve belediye başkanından da böyle bir yönlendirme ya da emir almamıştır.”
İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık Avcılar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Şefi Hüseyin İnan’ın avukatı da “Müvekkilim yaklaşık maliyet hesaplama komisyonunda görev almıştır. Belediyede kimse bu şirketlerden teklif alınması veyahut yaklaşık maliyetin hesaplanmasında müvekkilime baskı kurmamıştır. Müvekkilim şirketlerden gelen teklifleri inceleyerek yaklaşık maliyet hesabı yapmıştır. Müvekkilim komisyon görevini icra etmiştir. Kimse tarafından yönlendirilmemiştir. Müvekkilime yönlendirilen suçlamalar tamamen yapmakla sorumlu olduğu görevlendirmelerdir. Ayrıca müvekkilim hiçbir firma ile de görüşmemiştir. Müvekkilimin beraatini ve adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum” beyanını verdi.
İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit’in avukatı Ziynet Uğur, “Müvekkilim piyasa fiyat araştırma komisyonu üyesidir. Suçlandığı iki ihalede de herhangi bir kamu zararı yoktur. Pek çok kez denetimden geçmiştir bu ihaleler ve bunlarda da bir ihaleye fesat karıştırma suçu olmadığı görülmüştür. Aziz İhsan Aktaş’ın müdafiisinin sunduğu bilirkişi raporlarında dahi bu iki ihale hakkında ihaleye fesat karıştırma suçunun tespit edilmediği kaydedilmiştir. Müvekkilimin beraatini ve adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum” dedi.
“Herhangi bir usulsüzlük söz konusu değil”
İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürü İsmail Kurtuluş’un avukatı, müvekkilinin ihalelere ilişkin bir dahli olmadığını savunarak, beraatini ve adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etti.
İhaleye fesat karıştırma suçundan yargılanan tutuksuz sanık Avcılar Belediyesi Veteriner İşleri Şefi İzzet Yamaç’ın avukatı Salih İsmail Ergün de “Müvekkilim yaklaşık maliyet belirleme komisyonunda görevlendirilmiştir. Firmalar, belediyelere tekliflerini maillerle ulaştırıyorlar. Müvekkilim de bu teklifleri değerlendirerek ihalenin yaklaşık maliyetini hesaplamıştır. Burada herhangi bir usulsüzlük söz konusu değildir. Müvekkilimin beraatini ve adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum” beyanında bulundu.
“Müvekkilimiz sezgiye dayanarak tutuklandı”
İhaleye fesat karıştırma ve rüşvet alma suçlarından yargılanan tutuklu sanık Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın avukatı Tuğçe Duygu Köksal da savunma yaptı. Köksal, “İddianamedeki fahiş hataları anlatmak istiyoruz öncelikle çünkü esas hakkındaki mütalaaya doğru ilerlediğimizi düşünüyoruz. Müvekkilimiz sezgiye dayanarak tutuklandı. Bu Türkiye’de bir ilk. Aziz İhsan Aktaş ve yakınları müvekkilimi ellerindeki PTS’lerle suçlattı. Bu PTS’leri sonunda mahkemeniz istettirdi ve dosyaya girdi. Geldiğimiz aşamada etkin pişmanlık beyanında değiştirilerek ortaya çıkarılan algının bir önyargı yarattığını düşünüyoruz” dedi.
Aziz İhsan Aktaş, Erhan Daka’nın bir tarafta Alican Arabacı’nın da bir tarafta olduğu bir şemayı ekrana yansıtan Köksal, savunmasına şöyle devam etti:
“Bu bir denklem. Utku Caner Çaykara nerede bu denklemde? Yaratılan bir kurgu ile bu denklemin içinde varmış gibi bir izlenim yaratılmış iddianamede. İhaleye fesat karıştırma suçundan birinin menfaat sağladığı iddiasını değil kastı ortaya koymak gerek. Burada da bilmek yetmez istemek gerekli. Bunlara dair iddianamede hiçbir şey yok. Yalnızca Aziz İhsan Aktaş’ın beyanları var. Yargılamayı da bu peşin hükme göre mi sonlandıracağız? Müvekkilimizin tutuklu olduğu suç ise irtikap suçu. Gelelim bu suça. Aziz İhsan Aktaş, ‘ben Beşiktaş Belediyesi ile ilgili konuşuyorum. Başka bir belediyeyi konuşmuyorum’ diyor. Aziz ihsan Aktaş etkin pişmanlık beyanını verdikten sonra Tekin Aktaş ifade verdi. Ancak ortada tek bir beyan var o da Aziz İhsan Aktaş’ın beyanı ve yakınlarına söylettirdikleri. Yani yine sadece kendi ifadesi var.
“Bu güçteki Aziz İhsan Aktaş’ın icbar edildiğine kim inanabilir?”
İrtikap için icbar gerekir. Aziz İhsan Aktaş hala ihale alıyor. Bu güçteki Aziz İhsan Aktaş’ın icbar edildiğine kim inanabilir? Gelelim menfaat meselesine. bir tarafta para bir tarafta araç var diyorlar. Parayla zaten benim müvekkilimin alakası olmadığı ortaya çıktı. Hepsi de çıkıp ‘ben tanımıyorum’ dedi müvekkilim için. Utku Caner Çaykara’nın seçimlerde kullanması için kullandığı araç iddiası kesinlikle yalandır. İddianame savcısı Plaka Tanıma Sistemi (PTS) raporunu iddianamede yazmış ama biz bu raporu hiç görmedik. Basından İBB iddianamesi çarşaf çarşaf çıkınca gördük. Giydirme olduğunu gördük bu PTS’lerde. Basına servis edilen PTS görüntülerinden sonra biz seçim kampanyalarını izledik tek tek YouTube’tan. Biz bu PTS’leri kendi çabamızla gördük. Eski Başkana giydirmeli bu plakalar. Hepsi 12-13 Şubat tarihinde eski belediye başkanına giydirmeli. Bunlar ne demek? Yani orada kim olursa olsun, eski belediye başkanı, yeni belediye başkanı da olsa orada olan araçlar. Koskoca İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın her türlü gücü var. Zannediyor musunuz ki Başsavcılık bunu görmedi? Gördü ancak lehe delil olduğu için eklemedi.
“Hiç doğmamış ihaleyle alakalı suç tamamlanmıştır’ deniliyor iddianamede”
İddianame hukuki hatalarla dolu, fahiş hata içeren ancak cezalandırma dürtüsü yüksek iddianamedir. Üç sebeple. Birincisi 28 numaralı eylemde hiç doğmamış ihaleyle alakalı suç tamamlanmıştır diyor. Müvekkilimin maddi unsuru ortaya konmadan manevi unsuru ortaya konmaya çalışılmış. İkincisi bunlar ortadayken esas hakkındaki mütalaaya gidilmesi fahiş bir hatadır. Üçüncü olarak Çaykara hakkında zincirleme hükümlerinin uygulanmasını da istemiş iddia makamı. Dördüncü olarak da Aziz İhsan Aktaş ile alakalı cezalandırma istenmiyor. Aziz İhsan Aktaş burada rüşvet suçunu kabul etmedi hiç, etkin pişmanlığı örgütten yaptı. Bundan sonra Avcılar Belediye Başkanı tutuklandı. İnsan isterse her şey arasında bağlantı bulur. Dolayısıyla burada da etkin pişmanlık beyanı bu şekilde yorumlanmıştır. Kimin hangi niyetle müvekkilime yaklaştığını müvekkilim nasıl bilebilir?
Sayın heyet siz hep söylüyorsunuz adil yargılama yapmak için çabaladığınızı. Ama tutukluluk için söylüyorum, bazen adil davranmak için harekete geçmek gerekir. Suçun oluşmadığına dair artık bir şüphe yoktur. Bu saatten sonra müvekkilim işlemediği bir suçun cezasını çekmektedir. Bu artık infazdır. Ümitsiz miyiz peki? Hayır değiliz. Attila İlhan’ın dizeleriyle bitirmek istiyorum savunmamı, nisan değilse mayıs, müvekkilimizin tahliyesini ve beraatini talep ederiz.”
“Mahkeme, Aziz İhsan Aktaş’ın beyanını esas alıyor”
“İhaleye fesat karıştırma ve rüşvet alma” suçlarından yargılanan tutuklu sanık Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın bir diğer avukatı Berfin Arslan savunma yaptı.
Savunmasına, “Müvekkil hakkında tek bir etkin pişmanlık ifadesi ve iki suçlama var. Suçlandığı ihalelerden biri teknik olarak aslında bir ihale bile değil, çünkü ihale toplantısı dahi yapılmadan iptal ediliyor” diyerek başlayan Arslan, şunları kaydetti:
“22 Nisan’da 30’a yakın ihaleyle suçlanan iki kişinin tahliyesine karar verdiniz ki bu kararın doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak, ihalelerde ismi geçmeyen müvekkilimizin hala tutuklu kalmasını anlayamıyoruz. Tutukluluğunun 12’nci ayına geldik. İddia sahibi Aziz İhsan Aktaş, ‘Utku Caner Çaykara doğru söylüyor beni tanımıyor. Benim iddialarım Avcılar Belediyesi’ne ilişkin’ diyor. İddialarda ismi geçen Alican Arabacı da ‘ben Avcılar Belediyesi ile görüşmedim’ diyor. Duruşmalar boyunca Mahkeme, Aziz İhsan Aktaş’ın beyanını esas alıyor.
“Bu kadar delil yokluğuna rağmen nasıl müvekkilin tutukluluğuna devam kararı verebilirsiniz?”
İcbar iddialarına gelelim. İcbar için zorlama gerek. İcbar ne olarak gerçekleşti, ne oldu ne bitti bilmiyoruz. İcbar iddiasını da Aziz İhsan Aktaş dile getiriyor. Bu adam kendisi de söylüyor ‘parti ayırt etmeksizin ihale alırım’ diyor. Yedi ceddine şirketler kurmuş. Bu insanın bir sözü ile belediye başkanları, kamu görevlileri tutuklanmış. Bu insanı kim etkileyebilir? Kim baskı kurabilir? Gelelim rüşvete. Aziz İhsan Aktaş ‘ben rüşvet vermedim’ diyor. Alican Abacı reddediyor. Bu kadar delil yokluğuna rağmen nasıl müvekkilin tutukluluğuna devam kararı verebilirsiniz?
“Delil yargı eliyle karartıldı”
Bütün iddialar çürüdü tek elde kalan 16 listelik araç. Müvekkilimin Aziz İhsan Aktaş’ın yakınlarından seçimde kullanmak üzere 16 araç istediği iddia edildi. Araçların zaten seçim bölgesinde bekletilen ve hali hazırda kullanılan araçlar olduğu ortaya çıktı PTS kayıtlarında. Yani Utku Caner Çaykara’ya özel verilmediği ortaya çıktı. Eski belediye başkanının fotoğraflarının olduğu araçlar bunlar. O sırada daha utku Caner Çaykara aday bile değildi. Ancak bu dosyaya eklenmedi çünkü leheydi. Burada delillerin karartılması durumu da var ve özür dilenmesi gerek. Delil yargı eliyle karartıldı. Artık savunma yapmayı zul görüyoruz. Müvekkilimizde bize ‘daha ne konuşacaksınız’ diyor. Benim müvekkilimin bir gün bile bu suçlardan yatmaması gerekiyordu. Bu celse sonunda tahliyesini en nihayetinde de beraatini istiyoruz.”
Banka dekontlarına tepki: “Böyle delil olur mu?”
Rüşvete aracılık etmek suçundan tutuklu yargılanan sanık dönemin CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Erhan Daka’nın avukatı Gürkan Özocak, şunyları söyledi:
“Eldeki tek delil banka dekontları. Gönderici Yusuf Akın, alıcı Akın Dumanlı. Dekontlarda Erhan Daka’ya dair bir şey yok. Ama para transferini Erhan Daka’ya vermek için yaptık diyorlar. Sadece bu beyandan ötürü müvekkilim tutuklu. Bu banka dekontlarını ‘işte kanıt’ diye sunuyorlar. Böyle delil olur mu? Buradan bir rüşvet senaryosu çeviriliyorsa rüşveti veren kim o zaman? Yusuf Akın rüşveti veren. Ama rüşveti veren yargılanmıyor. Yusuf Akın’ın sanık olmadığı bir dosyada benim müvekkilim nasıl tutuklu olabiliyor. Bu kadar saçma bir kurguyla ortaya konan rüşvet suçlamasına insanın isyan edesi geliyor. Bu dekont meselesinin üstünde durur bir yanı bile yoktur.
“Delil uydurma suçundan soruşturma açılmalı”
Yusuf Akın ile 83 saniyelik bir telefon görüşmesi delil olarak sunuluyor. 16 araç ve rüşvet bu kısa görüşmede mi planlanıyor? Savcı buna inanmamızı bekliyor. Akın Dumanlı ile saniyeler süren bir kaç görüşmesi delil olarak gösteriliyor. Seçim döneminde 3’üncü bölgede görevli olan müvekkilimizin her gün 100’ün üzerinde görüşmesi var. Bu dönemde 15-20 saniyelik yaptığı bir kaç görüşmeyi müvekkilim hatırlayabilir mi?
Çakışan baz delilleri delil olarak kullanılmaz ama diyelim kullanıldı. Bizimle ilgili baz eşleşmeleri suçun işlendiğini değil, işlenmediğini gösteriyor. Yusuf Akın’ın para çekme ve Akın Dumanlı’ya teslim etme tarihlerinden dört tanesinden iki tanesi birbirini tutmuyor. Öte yandan, araç iddialarına gelirsek de PTS kayıtlarında bir önceki belediye başkanı döneminde kullanılan araçlar olduğu ortaya çıktı. Bu 16 aracın birlikte götürüldüğü söylendi seçim binasının önüne. Bu araçlar gökten mi indi? Bir tane araç şoförü de yok ki ortada ‘evet biz götürdük’ diyen. Savcı da bir tane soru sormuyor ya da sormak istemiyor ‘bu araçlar nasıl gitti’ diye. Delil uydurma suçundan da soruşturma açılmalı ayrıca.
“Tüm iddialar çürümüştür”
Erhan Daka’ya paraların teslim edildiği söyleniyor. Bu paralar Erhan Daka’ya teslim edildiyse hiç mi tanık yok ortada. Yüklü miktarda paralar bir çanta değiş-tokuşu ile teslim edilebilir mi? Çanta çanta para taşınması gerekirdi. Kısacası ortada delil yok, tanık yok. Tüm iddialar çürümüştür. Ayrıca tek görevi CHP il başkan yardımcısı olan müvekkilimin icbar suretiyle irtikap suçunu işlemesi de mümkün değil. Müvekkilimin kaçma şüphesi yok, delil karartma ihtimali yok çünkü ortada delil yok. Tanıklara baskı ihtimali yok dinlenecek tanık kalmadı çünkü. 11 aydır müvekkilimin tutuklu olmasını gerçekten anlamıyoruz. Bu tutukluluğun taraflara, dosyaya ne faydası olabilir artık? Artık ölçülülük durumu kalmadı bu artık cezalandırma niteliği halini almıştır. Müvekkil iddia edilen suçlamalara karşı anasının ak sütü kadar temiz. Ben artık yatara karşı savunma yapmayı zul görüyorum. Burada adaleti arıyoruz hep birlikte. Artık adaletli bir karar vereceğinizi ümit etmek istiyoruz. Öncelikle müvekkilimin tahliyesini ardından beraatini talep ediyoruz.”