Hukuksuz şekilde gelmemiz reddedildi. Bütün yükümlülükleri yerine getirdik.
Filistin halkı ve liderliği işgali reddettiği için cezalandırılmamalı.
Barışın yeniden tesis edilmesi ve siyasi ve diplomatik eylemlerin yerine getirilerek harekete geçilmeli.
Bugün, buradan sizlere Filistin halkı, tarihinin en tehlikeli zamanlarından geçerken sesleniyorum. Bu, uzun yıllardır süren işgal, aynı zamanda da en tabi hakların, kendi kaderini tayin etme hakkının, özgürlük hakkının elinden alınması.
Gazze Şeridi’nde insanlar ölüme, açlığa, yıkım ile karşı karşıya. Bir soykırım işleniyor. Okulları, hastaneleri, üniversiteleri, camileri ve kiliseleri İsrail işgal güçleri yok ederken konuşma yapıyorum buradan.
Size gelecek için umutlar yıkılırken sesleniyorum. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yerleşimciler genişlemeye devam ediyor. Yerleşimciler işgal güçlerinin yardımıyla saldırılarını artırırken topraklarımız çalınıyor.
Bugün dünyaya sesleniyoruz, çözümü korumak, üzerinde yaşayan insanları korumakla mümkündür.
Filistin halkı, topraklarında yaşamaya devam edecektir. Ne askeri işgaller ne de yerleşimcilerin terörü kabul edilemez. Aynı zamanda işgalci İsrail hükümetinin bizim adımıza verdiği kararları kabul etmeyeceğiz.
Bağımsız bir Filistin devleti olmayı, ancak mültecilerin de geri dönmesiyle başarabiliriz.
Çatışmayı yönetmek için yeni bir süreç istemiyoruz, biz öyle bir süreç istiyoruz ki Filistin halkına, kendi kaderini tayin etmeye olanak tanısın.
Barış için vizyonumuz net, Filistin halkı kendi topraklarında, kendi vatanında kalacak, kendi kaderini tayin edecek.
Filistin’in BM tam üyeliğinin gerçekleşmesi çağrısında bulunuyoruz. Son olarak Filistin halkının kendi topraklarında ve diyasporada yaşayan çocuklarına çağrıda bulunmuştum. Onur ve gururun en güzel halini gösterdiniz. Topraklarınızda sarsılmaz şekilde kalarak bütün dünyaya bunu gösterdiniz.