DOLAR
45,0193
EURO
52,7957
ALTIN
6.836,73
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği: Şiddeti değil dayanışmayı büyüten bir toplumsal yaklaşımın inşa edilmesi artık bir zorunluluktur!

Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta çocukların dahil olduğu şiddet olaylarına ilişkin olarak açıklama yayımladı. Dernek, yaşananların münferit olaylar olmadığını, derinleşen bir “şiddet ikliminin” sonucu …

Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği: Şiddeti değil dayanışmayı büyüten bir toplumsal yaklaşımın inşa edilmesi artık bir zorunluluktur!
16.04.2026 18:00
3
A+
A-

Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta çocukların dahil olduğu şiddet olaylarına ilişkin olarak açıklama yayımladı. Dernek, yaşananların münferit olaylar olmadığını, derinleşen bir “şiddet ikliminin” sonucu olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Şiddeti değil dayanışmayı büyüten bir toplumsal yaklaşımın inşa edilmesi artık bir zorunluluktur” denildi.

En az 10 kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen, biri 19 diğeri 14 yaşındaki çocuklar tarafından düzenlenen okul saldırılarıyla ilgili olarak Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği açıklama yaptı.

Açıklamada, son dönemde artış gösteren bu olayların toplumsal bir eşiğe işaret ettiği belirtildi. Açıklamada, çocukların şiddet sarmalına çekilmesinde yoksulluk, sosyal dışlanma ve medyadaki şiddet dilinin belirleyici rol oynadığına dikkat çekildi.

Dernek, olayları sadece “toplumsal çürüme” kavramıyla açıklamanın yapısal sorunları görünmez kıldığını belirterek, kamu politikalarının etkinliğine vurgu yaptı. Açıklamada, gündüz kuşağı programlarından dijital mecralara kadar her alanda şiddetin yeniden üretildiği ve bu durumun çocukların dünyasını doğrudan etkilediği ifade edildi.

“Çocuğun fail olmasının yaygınlığı ciddi bir eşikte olduğumuzu hatırlatıyor”

Açıklamanın tamamı şöyle:

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta, çocuklar tarafından gerçekleştirilen ve başta yine çocuklar olmak üzere çok sayıda kişinin yaralanmasına ve yaşamını yitirmesine yol açan şiddet olaylarını derin bir sarsıntı ve kaygıyla karşılıyoruz.

Hem gerçekleşme biçimleri hem zamanlamaları bakımından münferit olarak değerlendirilemeyecek bu vahim olaylar dizisi, zaten bir müddettir çocuklar arasında dahi giderek artan şiddetin geldiği toplumsal noktayı çok çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Bir çocuğun fail olmasının yaygınlığı maalesef ki bizlere çok ciddi bir eşikte olduğumuzu bir kez daha hatırlatmakta; mağduriyetlerin, vahşetin derinleştiğini ve derinleşeceğini göstermektedir.

Biliriz ki eşitlik, adalet ve bunlardan türeyen bir özgürlükle çevrili; hakkın aynı fikirden olmaktan değil, insan olmaktan, hatta evrende varlık olmaktan kaynaklı kendinden menkul bir onur meselesi olduğuna inanılan bir ortamda çocuklar sadece oyun oynar.

Biz hak alanında çalışan ve hakların bütüncül olarak ele alınmasının en gerçekçi yol olduğuna inanan bir sivil toplum örgütü olarak altını çiziyoruz: Bu yaşananlar, içinde bulunduğumuz ve anbean etkisini daha da hissettiren şiddet ikliminin bir sonucudur. Çok etkin kamu politikaları biliriz ki bu iklimleri alaşağı edebilir.

“Toplumsal çürüme söylemi yetersiz”

Sıklıkla başvurulan “toplumsal çürüme” söylemi yaşananları açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu tür bir çerçeve, sorumluluğu belirsizleştirirken yapısal nedenleri görünmez kılmaktadır. Oysa içinde bulunduğumuz toplumsal ortam; kamusal eylem ve söylemler, medya içerikleri ve kurumsal tercihlerle şekillenmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bu bütünün sadece doğrudan bir sonucu olabilir. Özellikle yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal dışlanma koşullarında büyüyen çocukların sokak çeteleri ve şiddet ağları içinde yer alarak kendilerine kimlik edindikleri; bu yapılanmalarda kullanılan çocukların yaşının 10’lu yaşlara kadar düştüğü gerçekleriyle karşı karşıyayız.

Diğer yandan şiddetin gündelik yaşamda sıradanlaştığı; kişilik haklarının ihlalinin teşhir yoluyla meşrulaştırıldığı, suçun ve suçlunun kimi zaman romantize edildiği bir ortamda ise değil zor hayatı olan çocuklarımızın, görece refah içinde olanlarının bile bu etkilerden uzak kalabilmesi mümkün değildir. Gündüz kuşağı programlarından dijital mecralara, televizyon dizilerinden sinema yapımlarına kadar uzanan geniş bir alanda şiddeti yeniden üreten atmosfer, çocukların dünyasını tahminimizden çok daha fazla ve doğrudan etkilemektedir.

Gelinen noktada açık bir sorumluluk çağrısı yapılması gerekmektedir:

  • Şiddeti teşvik eden ve normalleştiren medya ve kamusal söylemlere karşı etkin düzenleme ve denetim mekanizmaları işletilmelidir.
  • Çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici sosyal politikalar acilen güçlendirilmelidir.
  • Çocuk yoksulluğunu ve eşitsizlikleri derinleştiren koşullarla mücadele edilmelidir.

Türkiye’de uzun süredir devam eden kriz ve gerilim ortamında, başta çocuklar olmak üzere tüm kesimlerin barış içinde bir arada yaşayabilmesi için şiddeti değil dayanışmayı büyüten bir toplumsal yaklaşımın inşa edilmesi artık bir zorunluluktur.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.