İsrail’in İdlib’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasıyla Ankara-Tel Aviv hattında yükselen tansiyonun düşürülmesi için iki ülke arasında gizli iletişim kanallarının devreye sokulduğu ileri sürüldü. Tel Aviv’in, Suriye’de Türkiye ile doğrudan bir askeri …

İsrail’in İdlib’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasıyla Ankara-Tel Aviv hattında yükselen tansiyonun düşürülmesi için iki ülke arasında gizli iletişim kanallarının devreye sokulduğu ileri sürüldü. Tel Aviv’in, Suriye’de Türkiye ile doğrudan bir askeri karşılaşmadan kaçınmak istediği belirtilirken, Mossad Başkanı Roman Gofman’ın Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile yaptığı temas da dikkat çekti.
İsrail’in Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Tel Aviv ile Ankara arasındaki Suriye merkezli rekabeti yeni ve daha hassas bir aşamaya taşırken, gerilimin kontrolden çıkmasını önlemek amacıyla perde arkasında diplomatik ve güvenlik trafiğinin başlatıldığı öne sürüldü.
İsrail tarafının özellikle Suriye sahasında Türkiye ile doğrudan bir askeri sürtüşmeye girilmesini istemediği, bu nedenle iki ülke arasında karşılıklı mesajların iletilebildiği kapalı iletişim kanallarının harekete geçirildiği belirtildi.
“Türkiye’yi düşmana dönüştürmek istemiyoruz”
İsrail kamu yayıncısı KAN’a konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisinin, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye’deki gelişmeler konusunda gizli görüşmeler yürütüldüğünü söylediği aktarıldı. Yetkilinin değerlendirmelerine göre amaç, Suriye’deki askeri faaliyetlerin yanlış anlaşılma veya hesap hatası nedeniyle Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir çatışmaya dönüşmesini engellemek.
İsrail tarafında Türkiye ile yaşanan gerilimin daha da tırmandırılmasının bölgesel dengeler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Tel Aviv’in bunu dikkate alarak bir yandan Suriye’deki Türk askeri varlığına yönelik itirazlarını sürdürürken, diğer yandan Ankara ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınmaya çalıştığı belirtiliyor.
Ebu Zuhur krizi askeri gerilimi tetikledi
18 Ağustos’ta düzenlenen saldırının ardından tartışmaların merkezine Ebu Zuhur Hava Üssü yerleşti. İsrail tarafında saldırının, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını genişletmesi ve bölgeye hava savunma sistemleri yerleştirme ihtimaline karşı gerçekleştirildiği yönündeki iddialar gündeme getirildi. İsrail açısından Türkiye tarafından işletilecek bir radar veya hava savunma sisteminin, Suriye hava sahasındaki İsrail operasyonlarının hareket alanını daraltabileceği değerlendiriliyor.
Tel Aviv’in ayrıca Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının genişlemesinin, İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha doğudaki operasyonlarında kullandığı hava koridorlarını da etkileyebileceği endişesini taşıdığı ifade ediliyor.
Ankara ise Ebu Zuhur saldırısı sırasında üste Türk askeri heyeti veya personeli bulunduğu yönündeki iddiaları reddetti. Şam yönetimi de Ebu Zuhur’un Türkiye’ye askeri üs olarak tahsis edilmesinin söz konusu olmadığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı da saldırıyı kınayarak İsrail’in Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırılarına son verilmesi çağrısında bulundu.
Mossad-Şam hattında da Türkiye gündemi
İsrail’in Suriye’deki saldırısından günler önce, 14 Ağustos’ta Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştiği ve görüşmede Suriye’deki Türkiye askeri varlığının ele alındığı Reuters tarafından üç kaynağa dayandırılarak bildirilmişti. Bu temas, Esad yönetiminin devrilmesinden sonra İsrail ile Şam yönetimi arasında gerçekleşen en üst düzey temaslardan biri olarak değerlendirilmişti.
Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetlerinin yanı sıra Ankara’nın Şam yönetimine yönelik askeri desteği ve olası konuşlanma planlarının da gündeme geldiği ileri sürüldü.
Gofman ile Şeybani yeniden bir araya geldi
İsrail-Suriye hattında ise bugün dikkat çekici bir başka temas gerçekleşti. Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin, iki ülke arasındaki gerilimi düşürmek amacıyla üst düzey bir görüşme gerçekleştirdiği bildirildi.
Görüşmeye yakın bir kaynak, temasın “iyi” geçtiğini ve görüşmenin temel amacının gerilimi azaltmak olduğunu söyledi. Görüşme, Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail ile Şam arasında güvenlik görüşmelerinin geleceğine ilişkin belirsizliğin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.
Şeybani daha önce İsrail’e güvenmediklerini açıklamış, ancak Suriye’nin güvenliğini tehdit eden bir tarafla dahi iletişimin gerekli olduğunu belirtmişti. Şam yönetimi, güvenlik anlaşması müzakerelerinin yeniden başlatılabileceği mesajını da vermişti.
Washington da devrede
İsrail-Türkiye geriliminin büyümesi Washington’ı da harekete geçirdi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail’in operasyon öncesinde Washington’a aktardığı istihbarata ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barrack, saldırının gerekçesi konusunda İsrail’in sunduğu bilgilerin tartışmalı olduğunu belirtirken, Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri varlığının bölgedeki hassas dengeleri etkileyebileceğine dikkat çekti.
Ankara’nın ise İsrail ile doğrudan bir çatışmaya girmeden, Suriye’deki askeri ve siyasi çıkarlarını korumaya odaklanan temkinli bir çizgi izlediği görülüyor. Türkiye’nin saldırının ardından verdiği resmi tepkinin de ağırlıklı olarak Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü üzerinden şekillenmesi dikkat çekti.
Suriye sahasında yeni rekabet alanı
Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Hava Üssü çevresinde yaşanan kriz, Suriye’deki güç mücadelesinin artık yalnızca Şam ile İsrail arasındaki bir mesele olmadığını ortaya koydu. Bir tarafta Suriye’nin yeni yönetimiyle yakın ilişkiler kuran Türkiye’nin askeri varlığını yeniden şekillendirme arayışı, diğer tarafta İsrail’in Suriye hava sahasındaki operasyonel üstünlüğünü ve güvenlik alanındaki hareket serbestliğini koruma çabası bulunuyor.
Bu nedenle Ebu Zuhur saldırısı sonrasında başlayan gizli temas trafiği, yalnızca son saldırının yarattığı krizi yatıştırma girişimi olarak değil, Türkiye ile İsrail’in Suriye’de karşı karşıya gelmesini önlemeye yönelik yeni bir iletişim mekanizmasının ilk işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.