DOLAR
48,5250
EURO
56,3246
ALTIN
6.784,88
BIST
14.467,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Eğitim hakkı cepte eriyor: Lise öğrencisinin yıllık maliyeti 155 bin, üniversitede bu maliyet 483 bin liraya çıkıyor!

Yeni Partili Sezgin Tanrıkulu: Bir çocuğun ailesinin cebindeki para, onun geleceğini belirlememeli

Eğitim hakkı cepte eriyor: Lise öğrencisinin yıllık maliyeti 155 bin, üniversitede bu maliyet 483 bin liraya çıkıyor!
13.09.2026 14:40
0
A+
A-

2026-2027 eğitim öğretim yılı milyonlarca öğrenci için ders zilinin yanı sıra ağır bir fatura anlamına geliyor. Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun yayımladığı eğitim maliyetleri analizine göre devlet okulunda okuyan bir ilkokul öğrencisinin yıllık temel eğitim gideri 70 bin 500 liradan başlayıp 110 bin 500 liraya, lise öğrencisinin maliyeti ise 155 bin liraya kadar çıkıyor. Farklı bir kentte üniversite okumak zorunda kalan öğrenciler için 10 aylık gider 483 bin liraya ulaşabiliyor.

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına günler kala ailelerin gündeminde okul zilinden önce eğitim masrafları yer alıyor. Kırtasiye, okul kıyafeti, beslenme, harçlık ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlara ilişkin giderler, eğitim hakkını ekonomik olarak giderek daha ağır bir yük haline getiriyor.

Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için hazırlanan maliyet analizini paylaşarak, eğitim hakkının anayasal güvence altında olmasına karşın eğitime erişimin ailelerin gelir düzeyine bağlı hale geldiğini savundu. Tanrıkulu’nun paylaştığı raporda, farklı eğitim kademelerindeki öğrencilerin temel okul ve yaşam giderleri hanehalkı bütçesine yansıyan kalemler üzerinden hesaplandı.

İlkokulda fatura 110 bin 500 liraya çıkıyor

Rapora göre devlet okulunda eğitim gören bir ilkokul öğrencisinin yıllık maliyeti 70 bin 500 TL ile 110 bin 500 TL arasında değişiyor. Bu hesabın içerisinde okul çantası, kırtasiye, defter ve yardımcı materyaller için 4 bin 500-6 bin TL; okul üniforması ve ayakkabı için 4 bin-7 bin TL; evden hazırlanan beslenme için 15 bin-25 bin TL; kantin ve günlük harçlık için 18 bin-27 bin TL; okul servisi için 27 bin-40 bin 500 TL ve ek kaynaklar için 2 bin-5 bin TL öngörülüyor.

Tablodaki en dikkat çekici kalemlerden birini ise ulaşım oluşturuyor. Dokuz aylık standart okul servisi gideri 40 bin 500 liraya kadar çıkarken, beslenme ve günlük harçlıkla birlikte yalnızca çocuğun okula gidip gelmesi ve okul gününü geçirmesi için gereken para ciddi bir aile bütçesi yaratıyor.

Lise öğrencisinin yıllık maliyeti 155 bin TL

Ortaöğretimde maliyet daha da yükseliyor. Raporda lise öğrencisinin yıllık toplam gideri 84 bin TL ile 155 bin TL arasında hesaplanıyor. Lise öğrencisi için eğitim ve teknoloji giderleri 8 bin-13 bin TL, giyim 7 bin-15 bin TL, dışarıda beslenme 18 bin-36 bin TL, günlük harçlık 18 bin-36 bin TL, ulaşım 30 bin-45 bin TL, YKS hazırlığı kapsamında deneme, soru bankası ve testler ise 3 bin-10 bin TL olarak hesaplanıyor.

Bu tablo, lise çağındaki bir öğrencinin yalnızca okul ihtiyaçlarının değil, sınava hazırlık ve günlük yaşam giderlerinin de aile bütçesine eklendiğini gösteriyor.

İki ya da üç çocuklu aileler açısından ise aynı hesabın katlanarak büyüdüğüne dikkat çeken Tanrıkulu, eğitim hakkının ailelerin gelir düzeyine göre belirlenemeyeceğini söyleyerek, “Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile, bir çocuğunun eğitimine yılda 100 bin liraya yaklaşan bir bütçeyi nasıl ayıracak?” diye sordu.

Üniversitede 10 aylık eğitim faturası 483 bin TL

Eğitim maliyetindeki asıl sıçrama ise üniversite aşamasında ortaya çıkıyor. Raporda, yaşadığı kent dışında üniversite okumak zorunda kalan bir öğrencinin 10 aylık akademik dönem gideri barınma biçimine göre 122 bin 500 TL ile 483 bin TL arasında hesaplanıyor. KYK yurdunda kalan öğrencinin 10 aylık toplam gideri 122 bin 500-224 bin TL olarak öngörülürken, özel yurtta bu rakam 330 bin-483 bin TL, paylaşımlı öğrenci evinde ise 270 bin-393 bin TL aralığına yükseliyor. Hesaplamaya, ev kiralama durumundaki ortalama 65 bin-105 bin TL’lik ilk kurulum masraflarının dahil edilmediği de belirtiliyor.

Başka bir kentte üniversite kazanmak böylece yalnızca akademik bir başarı olmaktan çıkıp aileler açısından ciddi bir finansman sorununa dönüşüyor. Tanrıkulu, üniversite öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı tabloyu “Barınamayan öğrenci nasıl eğitim görecektir? Beslenemeyen öğrenci nasıl ders çalışacaktır? Ulaşım parasını karşılayamayan öğrenci nasıl üniversiteye gidecektir?” sorularıyla gündeme getirdi:

Eğitimde fırsat eşitliği, gelir eşitsizliğine mi dönüşüyor?

Tanrıkulu’nun açıklamasının merkezinde yalnızca eğitim maliyetlerindeki artış değil, bu maliyetlerin öğrenciler arasında yarattığı eşitsizlik bulunuyor. Çocuğun çantasını doldurabilmesi, okul kıyafetini alabilmesi, yeterli beslenebilmesi, ulaşımını sağlayabilmesi ve ders materyallerine ulaşabilmesi eğitim hakkının ayrılmaz parçaları olarak değerlendiriliyor.

Ancak raporda ortaya konulan rakamlar, devlet okulunda okuyan bir çocuğun dahi eğitim hayatını sürdürebilmesi için aile bütçesinden on binlerce lira ayrılmasını gerektirdiğini ortaya koyuyor. Üniversite aşamasında ise özellikle başka bir kentte eğitim gören öğrenciler açısından barınma maliyeti belirleyici hale geliyor.

Bu nedenle eğitimde fırsat eşitliği tartışması, yalnızca okulların fiziki kapasitesi veya eğitim kalitesiyle sınırlı kalmıyor; ailenin çocuğunun eğitimini finanse edebilme gücü de eşitliğin temel belirleyicilerinden biri haline geliyor.

Tanrıkulu’dan iktidara ücretsiz eğitim çağrısı

Tanrıkulu, eğitim giderlerinin ailelerin sırtında bırakılmaması gerektiğini belirterek iktidara bir dizi öneri sundu. Buna göre devlet okullarında temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz karşılanması, okullarda ücretsiz ve sağlıklı bir öğün yemek uygulamasının ülke genelinde hayata geçirilmesi ve öğrencilerin ulaşım giderlerinin desteklenmesi gerekiyor.

Üniversite öğrencileri için KYK yurtlarının kapasitesinin artırılması ve güvenli, nitelikli barınma sağlanmasını isteyen Tanrıkulu, barınma, beslenme ve ulaşım maliyetlerinin gerçek hayat pahalılığı dikkate alınarak karşılanması gerektiğini savundu. Tanrıkulu’nun açıklamasındaki temel vurgu ise eğitim hakkının ailenin ekonomik gücünden bağımsız hale getirilmesi üzerine kuruldu.

“Bir çocuğun ailesinin cebindeki para, onun geleceğini belirlememelidir” diyen Tanrıkulu, eğitimde kamusal sorumluluğun ailelerin üzerine bırakılamayacağını belirtti.

Yeni eğitim yılı başlarken ortaya çıkan maliyet tablosu ise şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: Eğitim anayasal bir hak olarak güvence altında olsa da bu hakkın fiilen kullanılabilmesinin bedeli ailelerin gelirini aşmaya başladığında eğitimde fırsat eşitliğinden ne ölçüde söz edilebilir?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.