Eğitim-Sen: 2023 LGS sonuçları eğitimde her geçen yıl artan eşitsizlik ve adaletsizlikleri yansıtıyor

Eğitim ve Bilim İşçileri Sendikası (Eğitim-Sen), 4 Haziran 2023 tarihinde LGS kapsamında yapılan, “Sınavla Öğrenci Alacak Ortaöğretim Kurumlarına İlişkin Merkezi Sınav” sonuçlarına ilişkin bugün yazılı bir açıklama yaptı. İmtihan sonuçlarının değerlendirildiği açıklamada; “2023 LGS sonuçları eğitimde uzun yıllardır var olan ve her geçen yıl artan eşitsizlik ve adaletsizlikleri yansıtıyor” sözleri kullanıldı.
“MEB ortalama net sayılarında artış yaşandığını açıklasa da bu durum okulların yarısından fazlasının yarı başarıyı bile gösteremediği gerçeğini değiştirmemektedir”
Açıklamada öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“2023 LGS’ye müracaatta bulunan 1 milyon 246 bin 465 öğrenci varken, imtihana 1 milyon 30 bin 195 öğrenci girmiştir. İmtihan başvurusu yapmasına karşın 216 bin 450 öğrencinin LGS’ye girmemiş olması dikkat caziptir. Ulusal Eğitim Bakanlığı (MEB) imtihana katılım oranını yüzde 82 olarak açıklamıştır…
“20 sorudan oluşan testlerden Türkçeden 9.99, fen bilgisinden 9.01 ve matematik alt testinden 5.95; soru sayısı 10 olan din kültürü ve ahlak bilgisinden 6.29, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük testinden 6.06 ve yabancı lisandan 4.91 ortalama net doğru yapıldığı açıklanmıştır. MEB her ne kadar ortalama net sayılarında artış yaşandığını açıklasa da bu durum okulların yarısından fazlasının yarı başarıyı bile gösteremediği gerçeğini değiştirmemektedir.
2023 LGS sonuçları eğitimde uzun yıllardır var olan ve her geçen yıl artan eşitsizlik ve adaletsizlikleri yansıtırken, yıllardır vilayetler ve okullar arasında büyük puan farkları oluşması meselesinin önüne bir türlü geçilememiş olması düşündürücüdür.
“MEB okullaşma siyasetinde ayrımcı davranmayı sürdürmektedir”
2023 LGS sonrasında Anadolu liselerine 71 bin 22, fen liselerine 40 bin 470, sosyal bilimler liselerine 10 bin 740, Anadolu imam hatip liselerine 42 bin 356, mesleksel ve teknik Anadolu liselerine 41 bin 826 kontenjan ayrılmış olması, MEB’in okullaşma siyasetinin geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi değişmediğini göstermiştir. Pek çok ilde yüksek puanla öğrenci alan Anadolu liselerinin kontenjanları azaltılırken, kâfi talep olmamasına karşın, imam hatip ve mesleksel ve teknik liselerin kontenjanlarında artışa gidilmesi önemli bir çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır.
Okul çeşitlerine göre açıklanan kontenjan sayıları MEB’in okul çeşitleri arasında resmen ayrımcılık yaptığını ve ortaöğretim sistemini imam hatipler ve meslek liseleri merkezli olarak biçimlendirmeye çalıştığını göstermektedir. Lakin öğrenciler, ülkenin neresinde olursa olsun tercihlerini, iktidarın tüm gayretlerine karşın büyük çoğunlukla akademik eğitim veren okullardan yana kullanmaya devam etmektedir.
MEB’in temel eğitimden ortaöğretime geçiş sürecinde uzun müddettir mesleksel eğitim ve imam hatip lisesi merkezli olarak şekillendirilen okullaşma siyaseti, öğrencilerin çoğunluğunun bu okullara gideceği ya da gitmesi gerektiği ön kabulü üzerinden şekillendirilmektedir.
Bu şekilde bir taraftan sermayenin ihtiyaç duyduğu öğrencileri ara elemanlar ve ucuz iş gücü olarak gören ‘piyasa merkezli’ siyasetler yaşama geçirilirken, diğer taraftan imam hatipleştirme siyasetleri üzerinden eğitim sisteminin iktidarın siyasal-ideolojik maksatları doğrultusunda biçimlendirilmesi planlanmaktadır. Öğrencilerin ilgi, yetenek, muhtaçlık ve tercihlerini dikkate almayan, okullaşma siyasetini ve buna bağlı olarak kontenjanları bunlara göre oluşturmayan MEB’in yanlış siyasetleri nedeniyle öğrencilerin istediği okul cinsinde ve okulda eğitim alma hakkı açıkça ihlal edilmektedir.
“İktidarın değil, öğrencilerin istedikleri öncelikli olmalıdır”
MEB’in yıllardır eğitimde yaşanan ve giderek derinleşen eşitsizlikleri azaltacak adımlar atmaması nedeniyle, LGS benzeri merkezi imtihanlarla oluşan sınıfsal ayrışma ve eşitsizliklerin artmasının önüne geçilememektedir. MEB okullaşma siyasetini siyasal önceliklerine göre değil, öğrencilerin istek ve tercihlerine göre oluşturmalı, eğitimin hiçbir aşamasında dayatma ve yönlendirme yapılmamalıdır.
Her yıl temel eğitimden ortaöğretime geçecek öğrenci sayısının mevcut akademik eğitim veren okulların kontenjanları ile karşılanması mümkün değildir. Yapılması gereken, öğrencilerin tercihleri dikkate alınarak, kâfi tercih yapılmayan okul cinslerinin detaylı dökümünün çıkarılması ve okul kontenjanlarının iktidarın önceliklerinin değil, öğrencilerin tercihleri doğrultusunda belirlenmesidir. Eğitime erişimde meseleler yaşandığı ve sınıfsal eşitsizliklerin daha önce hiç olmadığı kadar derinleştiği şartlarda semtler, ilçeler, vilayetler arasında okulların alt yapı, imkan, sosyal çevre farkı dikkate alınmadan yapılan bir imtihan ve yerleştirme sisteminin var olan eşitsizlikleri yeniden üretmesi kaçınılmazdır. Her öğrencinin istediği okulda, okul çeşidinde eğitim görme hakkı olduğu unutulmamalı, eğitim siyasetleri bu doğrultuda belirlenmeli ve oluşturulmalıdır.” (ANKA)