DOLAR
46,1187
EURO
53,2596
ALTIN
6.436,59
BIST
13.860,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ertuğrul Özkök | Bir ‘bembeyaz Fransız’ın ölümü: Yılan derisi Chanel çantam gibiyim, ısırırım…

Fransa’nın başı kesilmeyen son kraliçesiydi…

Ertuğrul Özkök | Bir ‘bembeyaz Fransız’ın ölümü: Yılan derisi Chanel çantam gibiyim, ısırırım…
09.06.2026 08:20
0
A+
A-

Madam tam bir ‘Beyaz Fransız’dı…

Hem de ailesinin soyadında “de” bağı bulunan aristokrat kökenli.

Beyaz değil bembeyaz bir Fransız.

Doğu Demirkol’un parodisinde tarif ettiği “Beyaz Türk’ten bile beyaz…”

Adı Bernadette Chirac

1995 ile 2007 yılları arasında 12 yıl boyunca Fransa’nın Cumhurbaşkanı olan Jacques Chirac’ın eşi.

Geçen cuma günü vefat etti.

93 yaşındaydı.

En ünlü gazeteler onun için hangi başlığı attı?

New York Times gazetesi ölümü ile ilgili habere koyduğu başlıkta “Formidable” sıfatını kullandı.

Yani “Müthiş”, “Olağanüstü”, “Harika”, “Çok etkileyici…”

Le Monde ise onu “Femme de caractère”, yani “Karakterli kadın” olarak niteledi.

Gerçekten öyleydi…

Çok kişilikli, çok eğlenceli, çok kendine has bir kadındı.

Bernadette Chirac ve Karl Lagerfeld

Chanel takım ve Dior gözlüklü soğuk nevale

Fransız halkını en çok etkileyen yanı, “Açık sözlülüğü, dobralığıydı…”

Neredeyse Fransız kültürel mirasına girdi diyebileceğimiz sözlerin sahibiydi.

Oysa kocası Cumhurbaşkanı olduğunda herkesin onun hakkındaki izlenimi şuydu:

“Soğuk ve kibirli nevale…”

Chanel takım elbise ve çantaları; koyu renk Dior gözlükleri vazgeçilmeziydi.

Kolunda Chanel çanta ile yavru bir domuzu kucağında taşımak

Fakir çiftçilerin ağıllarını gezerken bile bu kıyafetlerinden vazgeçmiyordu.

Bir defasında eşinin seçim kampanyası sırasında böyle bir çiftliği gezmiş ve “Kolundaki Chanel marka el çantasıyla bir yavru domuzu kollarında nasıl dengede tuttuğunu” uzun uzun anlatmıştı.

Lüks çanta, onun ifade ve kendini savunma aracıydı.

“Yılan derisi Chanel çantam gibiyim. Isırırım”

Evet böyle diyordu…

Kolunda Hermes çantayla yavru köpeğini dengeli biçimde taşımak isteyenler için de güzel bir formüldü.

Bernadette Chirac, Fotoğraf: Paris Match

30 yıl aynı kırmızı Peugeot arabayla dolaşan First Lady

Ama aynı kadın küçük bir kasabada seçimle gelen belediye meclis üyeliği yaparken 30 yıla yakın sıradan bir kırmızı Peugeot arabayla dolaşmıştı.

Oksimoron gibi dursa da “Tenakuzlarla dolu tutarlı” bir kadındı diyebilirsiniz.

Sıradan bir Fransız’ın resmen gıcık olacağı “Bembeyaz bir Fransızdı…”

Yakın arkadaşları arasındaki lakabı “La Tortue’ydu…”

Kaplumbağa yani…

Yavaş hareket eden, ama inatla hedefine ulaşan bir karakter.

Paris komünü barikatının iki tarafındakiler de onu sevdi

Bir Beyaz Fransızdı, aristokrattı, soğuktu, mesafeliydi…

Ama dobra dobraydı…

Bir zamanlar Paris komününde barikatlara çıkan geleneğin solcuları da o barikatların üzerindekilerinin karşıtı geleneğin muhafazakarı da onun bu dobralığını çok sevdi…

Her sınıfın sevdiği bir “Beyaz Fransızdı…”

Kamuoyu onu “First Lady” olarak tanıdı, 12 yılın sonunda ise Élysée Sarayı’nın “Gerçek sahibi” olarak kabul etti.

Katolik felsefeci Guitton: “O, Fransa’nın son kraliçesi”

Katolik felsefeci Jean Guitton, onun için şu ifadeyi kullanmıştı: “Fransa’nın son kraliçesi…”

Marie Antoinette’in giyotinle kesilen başı, sanki 200 yıl sonra onun şahsında rehabilite olmuştu.

Dedim ya o “Çelişkilerle dolu tutarlı bir karakterdi.”

Fransa’nın başı kesilmeyen son kraliçesiydi…

Resmen aristokrat bir annenin kızı

1933 yılında Paris’in en zengin semti olan 16. bölgede doğdu.

Annesi Brondeau d’Urtières ailesinden geliyordu.

Kont unvanına sahip, şatoda yaşayan bir aileydi.

Babası Jean Chodron de Briare ise asker, sanayici ve diplomatlardan oluşan varlıklı bir ailedendi.

Aristokrasi ile burjuvazinin nadir bir terkibiydi Fransa’nın First Lady’si.

Amcası İkinci Dünya Savaşı sırasında General de Gaulle’un yaverliğini yapmış, Cumhurbaşkanı olunca da de Gaulle’un genel sekreterliğine getirilmişti.

Bernadette 6 yaşındayken babası Almanya’da Naziler tarafından esir alındı.

Başbakan ve cumhurbaşkanı adayı Jacques Chirac (sağda), 6 Mayıs 1988’de Puy-de-Dôme, Aulnat’ta düzenlenen bir kampanya mitinginde eşi Bernadette’e bir mesaj iletiyor. Fotoğraf: AFP

Benim hayatımla kesiştiği adres: Saint Guillaume sokağı no: 27

Onun hayatının, benimkiyle kesiştiği bir adres var.

Paris’te Saint Guillaume sokağı 27 Numara…

Fransız siyasetine ve devlet hayatına birçok ünlüyü yetiştiren Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin adresi burası.

Ondan 20 yıl sonra ben de aynı binada master tezimle ilgili dersleri aldım, onun kütüphanesinde günler geçirdim.

Eşi Jacques Chirac’la orada tanıştı ve o ölünceye kadar 63 yıl boyunca evli kaldılar.

Evlat travmaları: Kızı küçük yaşta ağır menenjit geçirdi

Ama hiç kolay bir hayat değildi.

Kızı küçük yaşta menenjit geçirdi.

Daha sonraki yaşlarda anoreksiya ile boğuştu.

Torunu genç yaşta kalp krizinden öldü.

Kızının geçirdiği hastalık ve sorunlar onu yoksul hasta çocuklarla ilgilenmeye götürdü.

Kocası 1995’te Cumhurbaşkanlığına adaylığını koymadan önce o tek başına Fransız tarihinin en büyük yardım kampanyalarından birini başlattı ve yürüttü.

“Sarı Paralar Operasyonu” adı verilen bu yardım kampanyası, Fransız ulusunun en büyük fenomenlerinden biri haline geldi.

Çapkın kocanın Visconti filmi oyuncusu sevgilisi

Ama hayatı boyunca en çok uğraştığı şey belki de eşinin çapkınlığıydı.

Her Fransız başkanı gibi Chirac da çapkındı.

Hem de en az Mitterrand kadar çapkındı.

Benim bilebildiklerim arasında, dönemin en ünlü İtalyan oyuncusu Claudia Cardinale vardı mesela.

Visconti’nin “Leopar” filminde, Alain Delon’un karşısındaki muhteşem kız yani.

Claudia Cardinale

Sokağın köşesindeki kafede yaptığımız “metres” dedikodusu

Saint Guillaume Sokağı 27 Numarada bir iletişim öğrencisi olarak, ders aralarında köşedeki kafede bir kadeh Calvados’la öğle yemeği yerken konuştuğumuz dedikodulardan biri onun bir kadın gazeteci ile ilişkisiydi.

Gazetecilik öğrencisi olarak mesleki merakımızdı tabi…

Bu arada bir Japon kadınla da ilişkisi olmuştu.

Ve bunlar sadece bizim bildiklerimizdi.

Kamusal alanda alenen flört eden bir Bay Başkan…

“Monsieur le President’ın (Bay Başkanın) çok da flörtözdü.

Üstelik flörtözlüğü her zaman kapalı kapılar ardında değil, zaman zaman aleniydi. Kamusal alanda bile flört etmekten çekinmezdi.

Hatta bir video sayesinde bütün Fransızlar onun çapkınlığını seyretme imkânı bulmuştu.

Bernadette bir toplantıda kalabalığa hitap ederken, kocası arkada genç bir kadınla resmen flört ediyordu.

Fark edip geri dönmüş ve kocasına öyle bir bakış atmıştı ki…

Bütün Fransa işte o bakışı hala hatırlıyor…

“Bana bak Napolyon, Josephine’i terk ettiği gün her şeyini kaybetti”

Peki nasıl dayanmıştı bütün bunlara?

“Gelenek” demişti; “Bir maske takıp direnmemi gerektiriyordu…”

“Çok kıskançlıklar yaptım, ama çocuklar için evliliği sürdürdüm” diye devam etmişti.

Başkan eşini de tam karakterine ve mevkiine uygun sözlerle şöyle uyarmıştı:

“Bana bak Napolyon, Josephine’i terk ettiği gün her şeyini kaybetti…”

“Kocamın epeydir dul biri olduğunu bilmiyor musunuz?”

Kocası Napolyon’un yaptığını yapmadı.

Ama Bernadette’in saatinin geldiği anlar da oldu…

Yıllar sonra Cumhurbaşkanlığı koltuğundan kalkıp, siyasetten emekli olduğu dönemde Paris Match dergisi kocasını “Özverili tonton dede” olarak gösteren özel bir sayı yapmıştı.

O özel sayı için eşi Bernadette’den görüş istediklerinde şu cevabı vermişti:

“Kocamın epeydir dul biri (eşi vefat etmiş) olduğunu bilmiyor muydunuz?”

“O benim için ölmüş biridir” demek yerine “Ben onun için ölmüş biriyim” demeyi tercih eden çok muzip bir ifade…

Soyadında “de” eki olan bir kadın için “Noblesse oblige…”

Asalet bunu gerektirir.

Eski Başbakan Chirac ve ünkü köpeği “Sumo”

“Kocam şu an nerede mi, evde köpeklere bakıyor”

Kocası Chirac, 2007’de emekliye ayrıldı…

O ise sosyal yardım faaliyetlerine devam etti.

O sık sık halkla buluşurken, davetlere katılırken, gazeteciler “Eski Cumhurbaşkanımız nasıl” diye sorduğunda hep aynı cevabı verdi:

“Evde köpeklere bakıyor…”

Ve son: Akito İnu ile evde tek başına

Köpeklerinin en ünlüsü “Sumo’ydu…”

Bir “Akita İnu’ydu…”

Yani Japon Akita köpeği…

***

(NOT: Bu yazıyı New York Times, Le Monde, Le Figaro gibi gazetelerde ve Fransa’da çeşitli haber sitelerinde çıkan haberlerden derledim. Senaryo, başlık ve ara başlıklar bana ait.)

( ALINTI )

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.