DOLAR
44,8500
EURO
52,8997
ALTIN
6.949,47
BIST
14.484,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ertuğrul Özkök: Bu perçemli diktatörden bir sanat eseri çıkar mı?

Ertuğrul Özkök: Bu perçemli diktatörden bir sanat yapıtı çıkar mı?

Ertuğrul Özkök: Bu perçemli diktatörden bir sanat eseri çıkar mı?
05.10.2024 10:00
23
A+
A-

Geçen salı günü olağanüstü bir sergiyi gezdim.
Sergiden çok bir “bienal” demek daha doğru…
Arkasında bir iş beşerinin olağanüstü çabası, vizyonerliği ve sanat tutkusu vardı.
Bu iş adamı hayattaki en iyi arkadaşlarımdan biri olduğu için ayrıyeten gurur duyarak da yazacağım bu sergiyi…
Çünkü insanlar gitsin, görsün, okullar öğrencilerini götürsünler istiyorum.
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite öğrencilerinin bir günlük derslerini bu standa ayırmalarının onlara bir sömestrlık ders olacağına eminim…
Serginin ismi “Bir Koleksiyoner Hikayesi”
Taviloğlu ailesinin özel koleksiyonu bu…
Sergiyi anlatacağımönce sanatla ilgili bir tartışmadan başlayacağım.


“Kim Jong-Un” tablosu, Mustafa Taviloğlu ve Ertuğrul Özkök (sağda)

Sergiyi gezerken önünde durakladığım tablo

Bu sergiyi gezerken doğal olarak birtakım tabloların önünde durdum.
İnsan hayatının her gününde bir Osman Hamdi görmüyor.
Bir birçoklarının önünde durdum ama bir tablo önünde fotoğraf çektirdim.
O da gördüğünüz bu tablo…

Herhalde siz de bu adamı görür görmez tanıdınız

Herhalde tablodaki kişiyi siz de tanıdınız.
Kim tanımaz ki, 21. yüzyılda yükselen diktatörler çağının bu en tanınmış karakterlerinden birini…
Hitler’in bıyığı kadar kadar tanıdık bir saç formu var.
Evet Güney Kore’nin, babayla başlayan diktatör hanedanının yeni üyesi…
Her hafta durmadan yeni bir füze deneyi ile dünyanın yüreğini ağzına getiren, istediği insanı anında yok eden Kuzey Kore diktatörü.

Kulak verin bu adam gitgide yaklaşıyor

Tablonun ismi “Kim Jong-Un”
Ancak bu ismin yanında şöyle bir ifade var:
“Listen: It’s Getting Closer…”
“Kulak ver: Gitgide yaklaşıyor”
Ürkütücü bir ifade değil mi…
İnsanın aklına kuşku düşürüyor.
Bu adam nereye yaklaşıyor?
Türkiye’ye mi…
Aman Allah korusun dedirtiyor beşere.

Biraz abartsam Türkiye’nin “Medici ailesi” diyeceğim

Sözünü ettiğim stant Taviloğlu ailesinin özel koleksiyonu…
Koleksiyon deyince aklınıza bir ailenin evine sığacak kadar tablo gelmesin gözünüzün önüne…
3 binden fazla tablo, heykel ve en enstalasyondan söz ediyorum.
Biraz abartsam İtalyan kültürünün kurucusu olan Medici ailesi diyeceğim.
Tabii ne Mustafa Taviloğlu ne eşi Lüset o denli prenslik yöneten bir aileden geliyor.
Ama 52 yıl boyunca topladıkları eser ve sanata verdikleri destek, gayret olarak onlarınkinden hiç de ayağı değil.

7 başka yerde 2 bin 400’den fazla eser sergileniyor

İstanbul’da 7 farklı yerde sergileniyor bu eserler ve 6 Aralık’a kadar açık kalacak.
Geçen salı bunlardan yalnızca 3’ünü gezebildim.
Yedi saatimi aldı.
Bu tabloyu standın Devlet Fotoğraf Heykel Müzesi’nin salonlarındaki kısmında gördüm.
Tablolar arasında dolaşırken bunu gördüğüm an önünde takılıp kaldım.
Bir defa çok çarpıcı bir tablo…
Sanatın tanınan kültür hudutlarında dolaşıyor.
Tabii ki Van Gogh biçimi sarı renk insanın bilinçaltını harekete geçiriyor.
Hemen bir sandalye çekip önüne oturdum.

Zeyrekten fırlamış bir sokak sanatkarının yapıtı gibi çarpıcı 

Tablo, güya zeyrek duvarlarından fırlamış bir sokak ressamının elinden çıkmış benzeriydi.
Hemen yanında Mao’ya ait bir öbür çok çarpıcı bir tablo vardı…
Ama pop sosyolog yanım beni bu tabloya çekti.
Zaman zaman Hitler’e, ve Mussolini’ye ait birtakım tablolar gördüğümde de soru aklıma gelir.
Böyle adamlardan sanat yapıtı konusu çıkar mı…
Tabi ki çıkarfakat 21’inci yüzyılda yeniden yükselen totaliter rejimler bende öylesine büyük tasa yarattı ki, o figürleri sanat yapıtı nesnesi olarak karşımda görünce ilimde değil düşünüyorum.
Sanatta özgürlükçü tarafımla, siyasetteki tasalarım tartışmaya başlıyor.


Mustafa Taviloğlu

Bu yapıtı bir sanat fuarını online olarak gezerken görüp almış

Sergiyi bana Mustafa Taviloğlu gezdirdi.
Ona bu tablonun kıssasını sordum.
Bu eser 2020 yılında Contemporary İstanbul sanat fuarı sırasında getirilmiş.
Türk asıllı Alman küratör Marcus Graf fuarın online cinsini yaptırırken Taviloğlu ekranda bunu görünce çabucak bunu istiyorum demiş.
Eserin sanatkarı Tayyar Tekin….
Tabi ki hazır sandalyeyi çekmişken önünde bu fotoğrafı da çektirdim.


Huri Kiriş’in “Oscar” tablosu

Paris yıllarımdan iki sanatçı bahis modeli olarak karşımda

Sergide dikkatimi çeken yapıtlardan biri de Alaettin Aksoy’un “Üç Ressam” isimli tablosu oldu.
Tablo güya bir dönem Türk fotoğrafının hatıra fotoğrafıydı.
Alaettin Aksoy’un yanından Paris yıllarımdan şahsen tanıdığım iki sanatçı Komet ve Mehmet Güleryüz vardı.
İkisini de yakın vakitte kaybettik.
Paris yıllarımdan bir Utku Varlık eksikti güya.
Sosyolog gözüyle baktığımda dikkati çeken bir eser de Huri Kiriş’in “Oscar” isimli tablosuydu.
Geçen ay Paris’te yapılan Paralimpik Oyunları için sembol olacak kadar hoş bir eserdi.

Bu bir stant değil Türk Fotoğraf sanatının bienal tarihi 

Mustafa Taviloğlu, tablo satın almaya 1972 yılında başlamış.
Yani gerisinde 52 yıl gibi uzun bir süre var.
Tekrar edeyim. Stantta 7 farklı yerde 2 bin 400’den fazla eser sergileniyor.
Türk fotoğraf sanatının 19. yüzyıl sonundan günümüze bir retrospektifi olmuş.


Mustafa Taviloğlu

Onu yıllardır tanıyorum, elinde bu türlü kapalı bir hazine olduğunu bilmiyordum

Taviloğlu’nun yıllardır tanıyorum.
Elinde bu kadar çok hoca Ali İstek, Şevket Dağ aynıi ilk dönem sanatkarlarının tabloları olduğunu bilmiyordum.
Koleksiyonunda çok sayıda Fikret Mualla, Komet ve Mehmet Güleryüz var.
Komet’in hiç bilmediğim periyotlarına ait tablolar gördüm ilk sefer.
Ama en çok hoşuma giden, Taviloğlu’nun genç sanatkarlara verdiği ehemmiyet oldu.
Sergilerde o kadar çok tanımadığım genç çağdaş kesim sanatkarı öğrendim ki…
İşte o nerenle her dereceden öğrencinin götürülüp, bir gün hatta iki üç gün eğitim olarak gezdirilmesinin faydalı olacağını söylüyorum.

Türk iktisadının krizlerinde bile tek tablo satmadı

Mustafa Taviloğlu’nun en takdir edilecek yanı, bu koleksiyonuna olan tutkulu bağlılığı.
Türk ekonomisi bu 50 yılda birçok kriz geçirdi.
Şirketler zor durumda kaldı.
Taviloğlu’nun da zor vakitleri oldu.
Bu koleksiyonu satsa bütün o zorluklarla mücadele etmesine hiç gerek kalmazdı.
Gerçi Mudo sağlam bir markadır ve her kriz devrini aştı.
Ama bütün o periyotlarda Mudo tek bir yapıtını satmadı.
Şimdi gelecek kuşaklara bu türlü bütün halde bırakmak istiyor.
Vaktiniz varsa sergiyi kesinlikle gezin derim.
Hem çok seveceksiniz hem çok öğreneceksiniz.


Mustafa Taviloğlu

Merkezi hükümet ve yerel idareler ve özel bölüm harika bir iş birliği yapmış

Hazır bu stantları anlatmaya başlamışken, stant salonları hakkındaki birkaç gözlemimi de yazayım.
Bu stantta merkezi hükümet ile yerel idareler ve bir de özel kuruluşların çok hoş ve beşere umut veren bir iş birliğini gördüm.
Devlet Fotoğraf Heykel Müzesi salonlarını Taviloğlu standına açmış.
Çok hoş bir stant mekanı burası.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Eyüpsultan ilçe belediyesi de kendine ait kültür ve sanat yerlerini açmış.
Eyüp Sultan Belediyesi’nin stant mekanı haline getirilen binasını çok beğendim.
İBB’nin Feshanesini anlatmama zati gerek yok.
Tersane’deki stant salonları da çok iyi olmuş.

CHP’li belediyelerin yerlerini gezerken dikkatimi çeken şeyler

Ancak CHP’li belediyelere ait bu iki yerde dikkatimi çeken ve çok hoşuma giden bir gözlemimi aktarmak istiyorum.
Her iki yerde da çalışan bayan sayısı yüksekti.
Neredeyse erkek görevlilere yakın bayan vardı.
İkincisi ise her iki yerde da çok sayıda başı örtülü bayan vazifelinin çalışıyor olmasıydı.
Kadınların hepsi de işlerini severek ve güler yüzlülükle yaptıklarını gördüm.
Kadınların sanat ve kültür alanındaki işlerde çalışması bana çok umut veriyor.

O salonları gezerken Nilüfer Göle’yi hatırladım

Orada gördüğüm tablo bana şunu söyledi:
Türk toplumu artık başörtü sorununu çözmüş.
Ne muhafazakarların ne de laik kesitin artık bu mevzuyu kaşımamasını ve siyasi emelleri için kullanmamasını umut ederek bu şahane seyahatimi tamamladım.
Çıkarken aklıma Prof. Nilüfer Göle geldi.
Onun “ Çağdaş Mahrem” kitabını ve teorisini hatırladım.
90’lı yıllarda üniversitelerde başörtü yasakları varken, “Bırakın isteyen kız okula başı örtülü girsin. Bu onların toplumsal hayata girmesini kolaylaştıracak” derken laik kısımdan çok ağır tenkitler almıştı.
Meğer ne kadar haklıymış…
Taviloğlu ailesine çok teşekkürler…
Sadece ailelerine değil, Türkiye’ye de çok hoş ve varlıklı bir koleksiyon kazandırmışlar.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.