DOLAR
45,8248
EURO
53,4784
ALTIN
6.687,67
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ertuğrul Özkök: Seçim sabahı, ringde dayak yemiş bir ağır sıklet boksör utanç içinde uyandım

Sanki Erdoğan 1 Nisan sabahı nasıl uyanmıştır?

Ertuğrul Özkök: Seçim sabahı, ringde dayak yemiş bir ağır sıklet boksör utanç içinde uyandım
20.06.2024 06:20
8
A+
A-

Bayram Yazısı

Bir akşam önce sandıklardan gelen seçim sonuçları, onun için tam bir şoktu.

Girdiği son başkanlık seçimini kazanmıştı.

Ama partisi bir gün önce yapılan ara seçimlerde hiç beklemediği bir hezimete uğramıştı.

Güçlü başkan o gece pek huzurlu uyuyamadı.

Partisi seçimde yenilen başkan sabah nasıl uyandı?

Sabah uyandığında ne halde olduğunu kendisi motamot şöyle anlatıyor:

“O sabah yorgunluk, acı, öfke ve utanç karışımı bir his ile uyandım. Ringde iyi dayak yemiş bir ağır sıklet boksör aynıiydim. En acısı da medyadaki yorumlardı. ‘Halkın bilgece karar verip oy kullandığını’ ima ediyorlardı.”

Acaba Erdoğan 1 Nisan sabahı nasıl uyanmıştır?

Bunları okurken kendi kendime soruyordum.

“Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart seçiminin sonraki sabah sahiden bu türlü bir his ile uyanmış olabilir mi?”

Düşünün, 22 yıldır girdiği bütün seçimleri kazanmış güçlü bir siyasetçi…

Ve kazandığı 10 ay sonra bir öteki gece sandıklar açılıyor ve partisi kimsenin beklemediği bir mağlubiyete uğruyor.

Böyle bir siyasetçi bu türlü bir seçimin sonraki sabah nasıl bir ruh haliyle uyanır sizce?

CHP’liler dışarda kutlama yaparken insan nasıl uyur?         

Cumhurbaşkanı Erdoğan nasıl uyanmıştır bilmiyorum.

Bir gece önce Cumhuriyet Halk Partililer kutlama yaparken kendi partisinde büyük şaşkınlık yaşanıyordu.

Ama ABD Başkanı Obama, 2010’da yapılan kısmi seçimlerde Demokratların aldığı hezimetten sonra sonraki sabah işte bu mood’da uyandığını, sözü sözüne bu türlü ifade ediyor:

“Ringde üzücü dayak yemiş bir ağır sıklet boksör gibiydim…”

Bayramın ilk ve ikinci günü, ABD’nin eski Başkanı Barack Obama’nın 2020’de çıkan hatıra kitabını biraz gecikme ile okudum.

Çok samimi ve kendini hiç saklamayan, esirgemeyen, kollamayan bir cüretle yazıldığı için de büyük keyifle okudum.

Seçim mağlubiyetinden sonra Air Force One uçağının hali

2010 yılında Demokratların aldığı ağır mağlubiyetten sonra Japonya’nın Yokohoma kentinde yapılan G 20 toplantısına gidiyor.

Seçimler 2 Kasım 2010’da yapılmış ve Obama bunun çabucak ertesinde G 20 toplantısı için uçuyor.

Air Force One uçağındaki 10 saatlik seyahati da işte o sabahın tesiriyle anlatıyor.

Uçakta durum şuymuş:

“Michelle öndeki kabinde uyuyordu. Valerie toplantı salonunun yan tarafındaki üzerine yatmıştı. Danışmanların çoğu yere uzanmıştı…

Bense bir türlü uyuyamıyordum.”

Böyle bir sahneyi A 330 uçağında asla hayal edemezsiniz.

Çünkü fakat Demokrat Partili bir liderin uçağında bu türlü sere serpe bir sahne mümkün olabilir.

Unutmak için danışmanlarla 10 dolarına kağıt oynuyor

İşte bu ruh halinde zaman geçirmek için birkaç danışmanı ile 10 dolarına kağıt oynamaya başlamış.

“Ama konsantrasyonum sıfırdı” diyor.

İkinci elden sonra danışmanı, “Bu oyunda desteyi değiştiriyoruz, zira bunlar bize baht getirmedi” diyor.

Seçim hezimetinden sonra bile kibirli bir hava vermiştim

İşte uçakta bu türlü bir ruh halinde kaybedilen seçimin kendince analizini de yapıyor.

“Uyguladığım Obamacare sağlık garantisi siyaseti yanlıştı. Clinton’ın yıllar önce terk ettiği siyasetleri uygulamakta ısrar etmiştim.”

diyor.

Arkasından gelen cümle ise siyasette vicdanen doğru olanı yapmakla, siyasetin gereğini yerine getirmek arasındaki trajik çelişkiyi çok hoş anlatıyordu.

“Ama” diyordu, “20 milyon beşere sağlık sigortası imkanı veren bu kanunu çıkardığıma pişman değilim…”

Evet, o hezimet denilebilecek seçimin sonraki sabahı, dünyanın en büyük süper gücünün başındaki insan işte bu türlü bir ruh halindeydi.

Ve yaptığı muhasebe de buydu…

Yenilen boksör yenildiğini asla itiraf etmemeli mi?

O nedenle ben de şunu merak ettim.

Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart seçiminin sonraki sabah nasıl bir ruh haliyle uyanmıştır?

Ve bu türlü bir vicdani ve siyasi muhasebe yapmış mıdır?

Yoksa, yıllar önce Demokrat Partili senatör Harry Reid’in Obama’ya verdiği şu tavsiyeyi mi uygulamıştır:

“Biliyor musun Barack, ben küçükken boks oynadım. İki şeyi çok iyi öğrendim. Yumrukları savuşturmayı ve yenilgiyi asla itiraf etmemeyi…”

Böyle bir sorunun karşılığını Cumhurbaşkanı’nın A 330 uçağının içinden beklemeyecek kadar gerçekçiyim şüphesiz.

Acaba kendisi bir gün Obama gibi bu türlü yenilgi gecesinde neler düşündüğünü anlatabileceği bir kitap müellif mı…

Başkan adayı için uzun bacaklı solcu kızları etkileme taktiği

“Tabii kitapta en sevdiğin kısım hangisiydi?” diye sorarsanız yanıtım banko şu olacaktır:

“Bir Cumhurbaşkanı adayı uzun bacaklı solcu hoş bir kızı etkilemek için hangi kitapları okumalı?”

Abartmıyorum.

Obama anılarında bunun formülünü de veriyor.

Yani kendi formülünü.

Siyah giyinmiş biseksüel kızı etkilemek için Foucault okumalı

Kitaptan motamot aktarıyorum:

(*) SOLCU KIZLAR İÇİN: “Benimle binada kalan uzun bacaklı hoş solcu kızla sohbet ortamı yaratmak için Marcuse ve Marx’ı okudum.”

(*) BANA YÜZ VERMEYEN SOSYOLOJİ ÖĞRENCİSİ İÇİN: “Bana hiç yüz vermeyen sosyoloji öğrencisi hoş kızla münasebet kurabilmek için Frantz Fanon ve şair Gwendolyn Brooks’un kitaplarını tercih ettim.”

(*) SİYAH ELBİSELİ BİSEKSÜEL KIZ İÇİN: “Hep siyah elbiseler giyen biseksüel genç kızı etkilemek için Michel Foucault ve Virginia Wolf’un kitaplarını okudum.”

(*) VE ACI İTİRAF: “Genç kızları etkilemek için takındığım bu entelektüel haller hiç kâfi değildi. Bu sayede yalnızca çok iffetli arkadaşlıklar kurabildim.”

Çok samimi ve sempatik sözler değil mi…

Bunu da lakin demokrat bir başkan yapabilir.


Bu üç adam aynı saate niçin bakıyor?

Obama’nın kitabından bir de çok düşündürücü bir fotoğrafı aktarayım.

1 Eylül 2010 günü Washington’da White House’ın Blue Room’unda çekilmiş.

Karede bugünün koşullarında artık bir araya gelmesi mümkün olmayan 4 kişi görüyoruz.

ABD Başkanı (Obama), İsrail Başbakanı Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek.

Fotoğrafta dikkatimizi çeken bir şey var.

İsrail, Filistin ve Mısır başkanları anda saatlerine bakıyorlar.


Dönemin ABD Başkanı Obama ile dönemin Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ile İsrail Başbakanı Netanyahu ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas

“İftar saati geldi mi?” diye bakıyorlarmış

Aradan 14 yıl geçmiş unutmuşum.

“Neden saate bakıyorlar?” diye merak ettim.

O gün Ramazan’mış ve Beyaz Saray’daki akşam yemeği iftar saatine göre ayarlanacakmış.

Obama o anı şöyle anlatıyor:

“O gün Ramazan’dı ve biz masaya oturmak için iftar saatinin gelmesini bekliyorduk…”

İnsanların birbirlerinin inançlarına hürmet saatleriyle konuştuğu bir dünyadan, yalnızca silahların konuşabildiği bir dünyaya gelmişiz.

Fotoğrafa uzun uzun baktım.

“Neler oluyor” müziğini mırıldanmaktan öteki bir şey aklıma gelmedi.

***

(*) BARACK OBAMA: “A Promised Land”, Crown, 2020 (Kitabı Fayard tarafından yayınlanan ‘Une Terre Promise” isimli Fransızca çevirisinden okudum.)

 

 

 

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.