DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sonunda dünyaya ders vermek üzere kalemi eline aldı

Fehmi Koru: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sonunda dünyaya ders vermek üzere kalemi eline aldı

Fehmi Koru: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sonunda dünyaya ders vermek üzere kalemi eline aldı
15.11.2023 07:00
48
A+
A-

* Fehmi Koru

Bazen o denli olur; önce bir haber ya da yazıyla güne zihnimi toparlayarak başlarım, daha sonra karşıma çıkan bir öbür haber ya da yazı zihnimi tekrar dağıtır.

Dün de o günlerden biriydi.

Unutmuştuk, devrin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hatırlattı: Türkiye Filistin ile İsrail arasındaki ihtilafı ‘iki devletli’ formül ile çözmek üzere devreye girmiş, bayağı ara de almıştı.

Ta 2007 yılında. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinden kısa bir süre sonra.

Gazze’nin Erez bölgesinde ‘barış için sanayi projesi’ ile Türkiye İsrail’in de red edemeyeceği bir teşebbüsü başlatarak Filistinlilere yeni bir ekmek kapısı açmıştı.

Cumhurbaşkanı Gül, bu hatırlatmaları, dünyanın her tarafındaki gazetelere servis yapan bir uluslararası haber ajansı aracılığıyla İngilizce bir yazıyla yaptı.

Yazısında bu hatırlatmaların akabinde, Ankara’da kendisinin evinde gerçekleşen üçlü buluşmadan kısa süre sonra, Gazze’yi kara, deniz ve havadan ablukaya alma kararıyla, Ankara’da beliren umudu İsrail’in yok ettiğini de yazmış Cumhurbaşkanı Gül…

Hiç kuşkusuz, Gazze’de kadın-erkek, çocuk-genç-yaşlı ayırt etmeksizin katliama girişen İsrail’e arka çıkan dünya başkanları, Gül’ün yazısıyla yüzlerine tuttuğu aynada gördüklerinden hoşlanmayacaklardır.

İsrail’in savaş hukukuna aykırı eylemleri yazıda tek tek sıralanıyor: Gazzelileri elektrik, su ve besin unsurlarından yoksun etme, meskûn mahalleri, hastaneleri, mescitleri, kiliseleri, okulları ve mülteci kamplarını hedef alma, Cenevre Antlaşması ile ek protokollarına aykırı eylemler…

Bunları ‘savaş suçu’ olarak tanımlıyor Cumhurbaşkanı Gül ve “Tarih bunların sorumlularına hesap soracaktır” diyor.

Ne yapılmalı?

Sorunun Gül’e göre yanıtı açık: Her şeyden önce, kan dökülmesini durdurmalı,ve koşulsuz ateşkes ilan edilmeli. Mevzuya samimi ve yapan yaklaşılmalı, faal diplomatik eforlar sarf edilip güçlü bölgesel sorumluluk anlayışı hakim olmalı. [Bu ortada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ile dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın barış yolundaki uğraşlarına vurguda bulunuyor.]

“Gazze’deki savaş, kurallar üzerine oturan uluslararası düzene bağlılığımızın da imtihanıdır; şu anda hareketlerimizi uluslararası hukukun ahlaki pusulasına bağlı hale getirmemiz çoğu zaman kinden daha önemlidir” tespitiyle sona eriyor Cumhurbaşkanı Gül’ün yazısı.

Filistinli bakanın günlüğünden

Atef Abu Saif Filistin Yönetimi’nin kültür bakanı. Tanınmış bir edip, yayınlanmış altı romanı var. Gazze’de yaşıyor ve 7 Ekim sonrasında tanıklık ettiği olayları günlüğüne kaydediyor.

İngiliz Guardian gazetesi Abu Saif’in günlüğünden birtakım kısımları yayımladı.

Sabah saat 05.40’da bağırtılarla uyanıyor. “Sinyal geldi, internet de açıldı” diye bağırıyor biri. Uykulu ve düş gördüğünü düşünüyor. Evinde kaldığı komşusu onu uyandırıyor. Eşi Hanna’yı telefonla aramasını söylüyor. “Telefon çalışıyor mu?” Komşusu başıyla onaylıyor.

İki gün boyunca haberleşemedikleri eşi aradığında memnunluktan ağlıyor.

Sokaklar beşerle dolu. “Tıpkı bayram günü” diyor. Şifa Hastanesi’ne doğru aracını sürerken kıyıdan uzağa, güneye doğru giden insanlar görüyor. Bayanlar çocuklarını sırtlarında, eşyalarını başlarında taşıyorlar. Hepsi harp gemilerinin manzarasından uzaklaşma telaşında. İyi de nereye gidiyorlar? Gittikleri yönde de tanklar var.

30 Ekim Pazartesi

O gün İsrail askerleri Gazze’nin güneyinde bulunan Türk-Filistin Kardeşlik Hastanesi’ne saldırıyor. Taarruzdan beri kapalı olan bu hastanede kanser hastaları tedavi görüyor. Bir hafta kadar önce Şifa Hastanesi yönetimi birtakım yaralıları oraya taşımayı düşünmüş. Eşinin kardeşi Hüda’nın kızı da yaralı hastalar arasındaŞifa’dan ayrılmamış.

Hüda ilk haftaki ataklarda sağ kalmış, iki bacağı ile bir eli kesilmiş.

Günlükteki notlar daha detaylı ve devam ediyorfakat benim tahammülüm buraya kadar.

Cumhurbaşkanı Gül’ün yazısıyla zihnimi toparlamışken, gün Abu Saif’in günlüğünde okuduklarım keyfimi düzgünce kaçırdı.

Vicdanı olmayan bir dünyada vicdanlı olmak çok zor.

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.