DOLAR
45,0698
EURO
52,9358
ALTIN
6.618,43
BIST
14.451,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: Anayasa Mahkemesi nihayet çıkış yaptı aman cenazeler üzerine kavgaları beni kara kara düşündürüyor

Fehmi Koru: Anayasa Mahkemesi nihayet çıkış yaptıfakat siyasetçilerin cenazeler üzerine hengameleri beni kara kara düşündürüyor

Fehmi Koru: Anayasa Mahkemesi nihayet çıkış yaptı aman cenazeler üzerine kavgaları beni kara kara düşündürüyor
27.12.2023 06:40
44
A+
A-

* Fehmi Koru

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) anayasada belirlenmiş yetkileri herkes tarafından erişilebilen kitapçığında durup dururken, Yargıtay’ın AYM kararlarının uygulanmamasını istemesi ve son bir kararına olumlu oy veren dokuz üyesi hakkında suç duyurusunda bulunması akıl alır bir şey değildi.

Ülkede aklın almadığı mevzular çok, bu da onlardan biri işte…

Yargıtay’ın bu karşı çıkışına AYM ilk önce sessiz kaldı; bütün yaptığı, yeniden müracaat üzerine, bu sefer 11 üyeyle eski kararında ısrar etmesi oldu.

Dün yeni bir atak daha yaptı AYM; bir basın açıklamasıyla anayasada yer alan yetkilerini herkese ve her kuruma hatırlattı. 

Hatırlatmanın özetini açıklamadan aktarıyorum: 

“Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasının reddedilmesi ve hukukun emrettiği usuller izlenerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmaması Anayasa’nın 153. hususunun kelamıyla açıkça çelişen, anayasa koyucunun iradesine aykırı bir yorum ve uygulama olmuştur.”

Bu hatırlatmanın muhatapları arasında Yargıtay ve kararını uygulamayan alt mahkeme olduğu gibi, başta MHP lideri Devlet Bahçeli olmak üzere birtakım politikler de var.

Devlet Bahçeli hemen her grup konuşmasında AYM’yi hedef gösteriyor ve kapatılmasını talep ediyor.

Ne olacak şimdi?

Bekleyip göreceğiz.

Konuya ilişkin yazımda ve TV  yorumlarımda, kendimi AYM üyelerinin yerine koyup, anayasal yetkileri tanınmamakta ısrar edilirse, 2010 sonrasında mahkemeye görev olarak tevdi edilen ferdî müracaatlara artık bakmama yoluna başvurmalarını beklediğimi bildirmiştim.

[Uyulmayacaksa neden zahmete katlanılsın. O durumda, müracaat yapacaklar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kapısına dayanır; AİHM’nin kararlarına da aldırılmadığı oluyor, ama olsun.]  

Umarım, iş, o noktaya kadar varmaz.

[Anayasa Mahkemesi’nin hususa ilişkin açıklamasının metnini bu yazının sonuna ekleyeceğim.]

ΩΩΩΩ

Teröre karşı mücadele bir şaşkınlık var gibi   

Terörün seçime gidilirken yeniden azması ve gencecik fidanların birbiri gerisine hayatlarının kaybedilmesi ile başlayan yeni süreçten hallerindeki tuhaflık bilmiyorum sizlerin de dikkatini çekiyor mu?

Şehitlerin cenazeleri memleketlerinde toprağa verilmeden başlayan karşılıklı atışmalardan söz ediyorum.

Bir yandan “Teröre karşı topyekün karşı çıkmak” kalıbı kullanılarak herkesin tek cephede buluşması doğrultusunda davetler yapılıyor; bir yandan da teröre karşı mücadelede farklı yaklaşımlar bulunduğu üzerinden yürütülen siyasetler kürsülere kadar tırmanıyor.

İktidar muhalefetin bahse duyarsız olduğunu vurgularken, muhalefet de iktidarın mücadeleyi yanlış yürüttüğünü ileri sürüyor.

Olabilir, taraflar arasında mevzulara yaklaşımda farklılıklar bulunabilir elbette; lakin bunun bir hengame havası içerisinde kürsülere taşınması bana çok aykırı geliyor.

Yapılması gereken, tarafların, farklılıklarını beyan etmekle birlikte, bunu daha alçak desibelde bir üslupla ifade etmeleri…

Bağırıp çağırarak yapılan tartışmalardan kimsenin galip çıkması mümkün değildir.

Haklı çıkmak için bağırmak gerekmez.

Günün ortamında şehit cenaze merasimleri de birer mitinge dönüşüyor ve oralarda varsayımda zorlanılmayacak olumsuz gelişmeler yaşanıyor.

Cumhur İttifakı’nın küçük ortağının önderinin, anamuhalefetin lideri için “Sokakta bile gezemez” diyebildiği bir siyasi ortam, yalnız muhalifler için değil iktidar için de ülkeyi yaşanılmaz hale getirme ihtimalini içinde barındırır.

Böyle bir Türkiye mi isteniyor yoksa?

ΩΩΩΩ

Anayasa Mahkemesi’nin, son kararına karşı verilen reaksiyonlara yanıtı:

 “Anayasa Mahkemesinin İhlal Kararının Uygulanmaması Nedeniyle Ferdi Müracaat Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 21/12/2023 tarihinde, Şerafettin Can Atalay (3) (B. No: 2023/99744) müracaatında Anayasa’nın 148. unsurunda teminat altına alınan ferdî müracaat hakkı ile Anayasa’nın 67. unsurunda teminat altına alınan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ve Anayasa’nın 19. unsurunda teminat altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Kamuoyunda Gezi Parkı Davası olarak bilinen ceza davasının sanıklarından olan müracaatçı, milletvekili seçilmesi nedeniyle yasama dokunulmazlığına sahip olduğunu ifade ederek Yargıtaydan durma kararı verilmesini ve tahliye edilmesini talep etmiştir. Müracaatçının bu talebi, işin aslı bilahare incelenmek üzere reddedilmiştir. Müracaatçının kişisel müracaatta bulunması üzerine Anayasa Mahkemesi, müracaatçının seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlal kararı kendisine gönderilen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (ilk derece mahkemesi), kararına ilişkin herhangi bir kanun yolu zikretmeyerek müracaatçı hakkındaki mahkûmiyet kararının Yargıtayca onanmasını münasebet göstermek suretiyle belgeyi Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay 3. Ceza Dairesine müracaatçının yasama dokunulmazlığından faydalanamayacağı yolunda bir mütalaa vermiş; söylediği söz edilen mütalaa müracaatçıya bildirim edilmemiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi “Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına” şeklinde Türk hukukunda bulunmayan bir karar vermiştir. Müracaatçının bu karara yönelik itirazını inceleyen ilgili daire ise karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.

İddialar

Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle ferdî müracaat hakkı ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının; mahkûmiyet kararının infazına devam edilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Somut olayda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının gereği yerine getirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarının yerine getirilmemesi, Anayasa’nın 153. hususunun altıncı fıkrasında Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, yönetim makamlarını, gerçek ve hukukî şahısları bağlayacağı kararı ile çatışan bir durumdur. Kararlarının bağlayıcılığına ilişkin bu karar Anayasa Mahkemesince kişisel müracaat kapsamında ihlal edildiğine karar verilen anayasal hak ve özgürlükler için de geçerli olan ek bir teminattır. Öte yandan yeniden yargılama dosyası görevi ve yetkisi olmayan bir mahkemece görülerek Anayasa’nın 142. hususunun amir kararına ve Anayasa’nın 37. unsurunda yer alan tabii hâkim prensibine açıkça aykırı hareket edilmiştir.

Anayasa’nın 148. unsurunda, kurallarını yerine getiren herkese Anayasa Mahkemesine ferdi müracaatta bulunma hakkı verilmiştir. Hiç kuşkusuz Anayasa Mahkemesi kararlarının tesirli bir şekilde uygulanması ferdi müracaat hakkının ayrılmaz bir modülüdür. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararların ihlal kararında tespit edildiği formuyla icra edilmemesi de tesirli müracaat hakkının özel bir tipi olan ferdi müracaat hakkının açık ve ağır bir şekilde ihlali manasına gelmektedir. Kişisel müracaat kararlarının uygulanmaması Anayasa Mahkemesine ferdi müracaatta bulunmayı anlamsız hâle getirecektir. Gerçekten tam da bu sebeplerle Anayasa’nın 153. hususunun son fıkrasında Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma ve bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme konusunda yasama, yürütme ve yargı organları ile yönetim makamlarına herhangi bir takdir yetkisi tanınmamış ya da bu konuda bir istisnaya da yer verilmemiştir.

Öte yandan somut müracaata husus yargılamada Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesini ilgili mahkeme olarak belirlediği için Yargıtayın 6216 sayılı Kanun kapsamında yeniden yargılama yetki ve görevi bulunmamaktadır. İhlal kararının gönderildiği ilk derece mahkemesi ise Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca önüne gelen evrakta yeniden yargılamayla ilgili sorumluluğunu yerine getirmemiş; müracaatçının anayasal haklarını da gözeten bir yargılama yapmamıştır.

Kamu gücünün eylem, işlem ve ihmallerinin Anayasa’ya uygunluğunu kesin ve bağlayıcı olarak karara bağlama yetkisi münhasıran Anayasa Mahkemesine aittir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi kişisel müracaat yoluyla bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verdiğinde herhangi bir merciin bu kararın Anayasa’ya ya da kanuna uygun olup olmadığını inceleme ve denetleme yetkisi bulunmamaktadır.

Anayasa ve kanunlar Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirme yükümlülüğü altında olan kamu makamlarına ve somut olayda ilk derece mahkemesine belgeyi farklı bir yargı merciine gönderme yetkisi vermediği gibi herhangi bir yargısal makamı da Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını tartışma konusunda yetkilendirmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcılığı, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenleri kapsadığı gibi ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak merciin belirlenmesini de kapsar. Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasının reddedilmesi ve hukukun emrettiği sistemler izlenerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmaması Anayasa’nın 153. unsurunun kelamıyla açıkça çelişen, anayasa koyucunun iradesine aykırı bir yorum ve uygulama olmuştur.

Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin yetkisi dâhilindeki bir belgeyi Yargıtaya göndermesiyle başlayan, Yargıtayın da Anayasa kararlarını gözardı ederek verdiği bir kararla şekillenen süreç Anayasa’nın kelamına açıkça karşıtlık oluşturmuş ve sonuçta müracaatçının kişisel müracaat hakkı, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline yol açmıştır.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme gayesiyle hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.”

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.