DOLAR
45,2214
EURO
53,1878
ALTIN
6.831,94
BIST
14.935,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: Ekonomi teklemeye devam ediyorsa bunun nedeni tavsiyelerin sadece yarısına uyulmasıdır…

Fehmi Koru: Ekonomi teklemeye devam ediyorsa bunun nedeni tavsiyelerin yalnızca yarısına uyulmasıdır…

Fehmi Koru: Ekonomi teklemeye devam ediyorsa bunun nedeni tavsiyelerin sadece yarısına uyulmasıdır…
09.09.2023 08:20
51
A+
A-

AK Parti iktidarının ekonomi alanında en fazla üzerine dayandığı ve ‘Türk modeli’ adını vererek yerli ve milli oluşu üzerinde ısrarlı olduğu tez neydi?

“Faiz sebep enflasyon netice” tezi, değil miydi?

Partisinin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, tezi, “Ben ekonomistim” övünmesiyle biraz da kişiselleştirerek savunuyordu.

Sonradan işin içine ‘nass’ da karıştı. ‘Nass’ yani Allah’ın buyruğu işin içine girince tez belli bölümlerde eleştirilemez hale dönüştü.

Tezin sahibi ve partisi, seçimden sonra, ekonomi konusuna yaklaşımını değiştirdi. Evvelki Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin -‘Dr’ unvanı da var- tabiriyle hükümet ‘heterodoks’ bir program uyguluyordu ve bu da ‘klasik ekonomi niyetinden epistemolojik bir kopuşu’ temsil ediyordu.

Nureddin Bey artık hükümette yok.

Bunu neden anlatıyorum?

Şundan: İşin içine ‘nass’ da girdiği ve aylarca olağanüstü argümanlı olarak savunulduğu halde, iktidar -AK Parti ve genel başkanı Tayyip Erdoğan– apansızın argümandan vazgeçebildi. Hükümette o görevi vaktiyle kendisinden ‘hain’ ve ‘dürüst olmayan biri’ olarak söylediği söz edilen Mehmet Şimşek üstlendi. Yeni bakan daha görevi üstlenir üstlenmez ‘rasyonel politikalar’ izleyeceğini duyurdu.

Öyle de yapıyor.

Hatta o denli yapıyor ki, kendisine bağlı TÜİK, aylar ve aylar uzunluğu enflasyon sayılarını hep gerçeğinden düşük, ekonomi hocalarından oluşan ENAG ise yarısından da az ilan ederken, bu ay aynı TÜİK geçen ayın enflasyonunu ENAG’dan yüksek hesaplamış, o denli duyurdu.

Rasyonellik hakim sahiden.

‘Nass’ sözcüğünü artık kimse ağzına almıyor.

Eh, bu kadar olağanüstü argümanlı olunan bir bahiste keskin bir dönüş yapılabildiğine ve tezi tenkitleri sebebiyle uzun bir süre daima aleyhlerinde konuşulan ekonomistlerin hakarete uğramayı bile göze alıp ‘tutulması gereken yol’ olarak tavsiye edegeldikleri ‘ortodoks’ ve ‘klasik ekonomi’ teorisine uygun siyasetlerin birincisi benimsenebildiğine göre, yeniden aynı ekonomistlerin ileri sürdükleri rasyonellik tezinin bir diğer gereğini de yerine getirmenin vakti gelmiş olabilir.

Ekonomistler, baştan beri ısrarla, “Yalnız finansal önlemler kâfi olmaz; gerçek manada ekonomi rayına oturtulmak isteniyorsa, finansal önlemleri öteki taraflardan de desteklemek gerekir” görüşünü tekrarladılar.

‘Başka yönler’ kalıbıyla ifade ettikleri, sosyal alanda, adalette, hak ve özgürlükler konusunda yapılmasını gerekli gördükleri reformlar…

Aslına bakılırsa istenenler AK Parti’nin pek yabancısı sayılmaz.

AK Parti iktidara belli kavramları zirve tepe kullanarak, onları soyut olmaktan çıkarıp uygulamaya koymaktan söz ederek geldi ve iktidarının ilk yarısında da kelamlarının bir kısmını yerine getirdiği gibi, şimdi ele alınmamışlar üzerinde de çalışmalarını sürdürdü.

Yargı ıslahatı kavramı Abdülhamid Gül’ün adalet bakanlığı döneminde (2017-2022) bile söz verilen bir vaatti.

Hesap verilebilirlik… Şeffaflık… Hak ve özgürlükler…

Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri devam ederken, iktidar, bu ve gibi kavramları, Kopenhag kriterleri ile ahenk kapsamı içerisinde görüp benimsemeye ve yerine getirmeye eğilimli görünüyordu.

İktidarın kimyası 2013 sonrasında bozuldu ve AK Parti’nin kuruluş döneminde şiddetle eleştirdiği eski iktidarları andıran bir icraata saplanıldı.

Ekonomik istikrarlar son bir-iki yılda güzelce bozuldu, dolar karşısında TL’nin bedeli pula döndü; enflasyon ile çalışanlara ne kadar zam yapılsa tekrar de onları açlık sonu altında kalmaya mahkum eden kurallar şimdilerde oluştu.

Ancak bu durumdan çıkış için, faizi artırmakla ya da çalışanlara atıfette bulunuyormuşi artırımlar yapmakla yetinilemez. Ülkeye yerli üretilenden daha fazla kaynak gerekiyor ve bunu sağlayacak ortamın olmazsa olmazları, üstte saydığım kavramlar ve onların uygulamaya konulmasıdır.

Daha zor olan ‘nass’ kavramı etrafında şekillenen ‘heterodoks’ politikalardan keskin dönüşü başaran iktidar, şimdi, çok daha kolay olan reformcu bir yaklaşımla hususları ele almak için gerekli kaideleri hayata geçirmeye yanaşmıyor.

Bir süre sonra -belki de tam yerel seçime yaklaşılırken- eskinin üzerine sünger çekerek benimsenen finansal siyasetlerin da ekonomiyi düze çıkarmada fazla işe yaramadığı görülebilir.

Sırf ıslahatlara direnilmesi yüzünden…

Kanun kararında kararnameler (KHK) ile hayatları karartılan çeşitli meslek kümelerinden insanlar var. Ayrıyeten, hiçbir ülke yasasında bulunmayan ve bizde de 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne kadar kimsenin aklına gelmemiş olan ‘iltisak’ kavramının devreye sokulmasıyla cezaevlerinin fazla kapasiteye ulaştığı da bir gerçek.

Çok mu zor?

Bana göre, esas zor olan geride bırakılabildiyse bu da yapılabilir…


Bu yazı, Fehmi Koru’nun şahsî blogundan alınmıştır. 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.