DOLAR
46,0970
EURO
53,1464
ALTIN
6.418,53
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: Gazeteciler Vilnius’tan olumlu izlenimler taşıyor, yarısı gerçek olsa razıyım

Fehmi Koru: Gazeteciler Vilnius’tan olumlu izlenimler taşıyor, yarısı gerçek olsa razıyım

Fehmi Koru: Gazeteciler Vilnius’tan olumlu izlenimler taşıyor, yarısı gerçek olsa razıyım
14.07.2023 07:00
90
A+
A-

Fehmi Koru*

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yanındaki heyet, NATO Zirvesi sonrası Litvanya’nın Vilnius kentinden ülkemize döndü. Dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın paylaştığı görüşler, tepenin ülkemiz açısından her bakımdan başarılı geçtiğini gösteriyor.

Kendim de geçmişte cumhurbaşkanları ve başbakanlara dış ziyaretlerinde eşlik ettiğim için bilirim, devleti temsil edenlerin yurtdışı seyahatlerinin hepsi kıymetlidir ve hepsi başarılı geçer.

Gerçek manada ‘başarı’ ziyaretler sırası ve çabucak sonrasında anlaşılmaz; temasların getiri-götürü hesabı için üzerlerinden bir süre geçmesi gerekir.

Kendi hesabıma şunu söyleyebilirim: Vilnius’tan Türkiye’ye taşınan haberlerin yarısının bile gerçek olmasını büyük muvaffakiyet olarak kabul etmeye hazırım.

Nedenini yazayım:

Türkiye AK Parti iktidarının ilk döneminde -2002 ile 2012 arasında- hem içeride hem de dışarıda çok önemli ilerlemeler kaydetti. İktisatta çoğu göstergeler olumlu geliştiği gibi, şahsî olarak da refahtan yararlanıldı. En değerlisi de, kronikleştiği düşünülen önemli sıkıntıların hakkından gelmenin yolları arandı.

Dışarıyla bağlarda de ‘örnek’ bir 10 yıl geçirildi. Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakereleri o periyotta yürütüldü. AB müktesebatına ahenk için birbiri arkasına yasalar çıkartılmaktaydı. Komşularla sıfır sorun prensibi, her tarafı düşmanlarla çevrili bilinen bir ülkeye güven aşıladı. ABD ile ikili ilişkiler, başlarda ufuk karartan 1 Mart tezkeresine ve subaylarımıza çuval geçirilmesine karşın, devrin sonuna doğru, gerçek manada ‘stratejik ortaklık’ yerine kavuşturuldu. Orta Asya’dan Adriyatik denizine uzanan ve Ortadoğu’yu da içine alan geniş coğrafyada, Türkiye, ağzına bakılan bir ülke haline dönüştü.

Korkudan çok hayranlık uyandıran bir ülke…

Son 10 yıl ilk 10 yılın manzarasını unutturacak kadar farklı oldu. Menfur bir darbe teşebbüsü bile yaşandı son 10 yıl içerisinde.

İlk 10 yılın demokratik kazanımları sonraki 10 yılda yerlerini şahsî ve kitlesel problemlere bıraktı.

Bugün hayat pahalılığı derinden hissedilen, adalet düzeneği güvenilmez hale dönüşmüş, demokrasisi problemli bir ülke imgesinde Türkiye.

Vilnius’a gidene kadar Türkiye denildiğinde gündemi teşkil eden birinci madde bile son halimizi özetlemeye yetiyor: Terör… Terör ve terörist kavramlarına bizim yüklediğimiz manaları paylaşmadığı için İsveç’in NATO üyeliğine itiraz eden bir ülkeydik.

İtirazdan Vilnius’ta vazgeçtiğimizi açıkladık açıklamasına ama kavramlara yüklediğimiz manayla ilgili savımızı hala sürdürüyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönüş yolunda, gazetecilere, görüştüğü başkanlara iletişim başkanlığı tarafından hazırlanmış dört kitabı ikram ettiğini “Bu yapıtlarla tarihe not düştük” sözüyle aktarmış. Kitapların isimleri şu: İnsani Yardımda Türkiye Modeli, Türkiye’nin NATO’ya Katkıları, Türkiye’nin Terörizmle Uğraşı ve Lider Diplomasi…

Bu kitaplar, çoğu vakitte AB üyesi de olan NATO’daki müttefiklerinin başkanları gözünde, Türkiye’ye ‘Avrupalı’ olma savındaki bir ülke manzarası kazandırmaya fayda mı dersiniz?

AB ile müzakereleri yeniden başlatmayı amaçlayan, hiç değilse gümrük birliği antlaşmasını ülkemiz lehine güncelleme ve/veya vizesiz serbest deveran kolaylığı kazanma süreçlerine yol almak isteyen bir ülkenin bu argümanını öbür özelliklerini ön plana çıkartarak muhataplara aktarması beklenirdi.

Muhataplar bunu beklemişlerdir.

Halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekilinin cezaevinde tutuluyor olması…

Kanun kararında kararnamelerle görevlerinden edilen insanların varlığı…

Avrupalı ülkelerin ceza yasalarında bulunmayan unsurlarla mahkum edilmiş tutuklu ve mahkumlarla dolu cezaevleri…

Medyanın doruğunda asılı duran hürriyetleri kısıtlamayla sonuçlanması kaçınılmaz ceza unsurları ve onları hiç çekinmeden uygulamaya hazır bekleşen kurumlar…

İnsanların en doğal sosyal muhtaçlıklarını karşılamak üzere düzenlenmiş etkinliklere baskılarla mani olunması…

Bunlar ve daha kaçları, önümüzdeki beş yılda da AK Parti tarafından yönetilecek olan Türkiye’yi, dışarıdan bakanların gözünde, ilk 10 yıl mi, yoksa son 10 yıl gibi mi mütalaa edilecek bir ülke olarak algılanmayı getirecektir?

Vilnius’ta görüşülen kendilerinden olumlu izlenimler alındığı aktarılan liderler ile onların ülkeleri gözünde?

Soruya yanıt ararken dönüş yolunda verilen bildiriler arasında bir cümleye rastladım, onu da paylaşayım da bu yazıyı fazla uzatmayayım: “Avrupa Birliği’nden göreceğimiz olumlu çalışmalar sonucunda biz de verdiğimiz tabirleri hayata geçirmek için çalışmalara başlarız.”

Bu hususta tavizsizmişiz.

Önce biz değil, bu kelama göre, Avrupalılar bir şeyler yapacak…

Göreceğiz…

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.