DOLAR
45,9050
EURO
53,4602
ALTIN
6.689,52
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: Mısır’la Türkiye yeniden yakınlaşırken.. CB Erdoğan’ın Rabia Meydanı önünden geçerkenki hislerini merak ediyorum…

“Mısır’la ilgili eski söylemi kalıcı sandıkları için, şu anda benimsenen yeni politikayı kavramakta zorlanacaklar”

Fehmi Koru: Mısır’la Türkiye yeniden yakınlaşırken.. CB Erdoğan’ın Rabia Meydanı önünden geçerkenki hislerini merak ediyorum…
15.02.2024 07:00
37
A+
A-

* Fehmi Koru

Türkiye ile Mısır arasında sağlam ilişkiler bulunmasını, iki ülkenin pek çok alanda işbirliğine gitmesini sağlayacak mutabakatlar imzalanmasını kim istemez?

Dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Mısır’ın başşehri Kahire’deydi; Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi tarafından havalimanında karşılandı ve ülkeler arasında değişik alanlarda işbirliğini güçlendirecek mutabakatlar imzalandı.

İki ülkenin cumhurbaşkanları, yeni oluşturulan ‘Yüksek Seviyeli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin iki yılda bir dönüşümlü olarak ülkelerinde yapılacak toplantılarında eş-başkanlığı üstlenecekler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, yanında bulunan Mısır Cumhurbaşkanı el-Sisi için “Değerli kardeşim” sıfatını kullandı.

Acaba bu imajdan kimler hüzün duymuştur?

Üzüntü duyanların bizim ülkemizde az olduğunu sanıyorum; şaşıranlar ise herhalde pek çoktur.

Son 12 yılı, ülkemizin idaresinde yer alan siyasi seçkinlerin, Mısır ve bilhassa de dün kendisinden “Değerli kardeşim” sıfatıyla söz edilen Mısır devlet başkanı hakkında ağza alınmayacak sıfatlarla andıkları hala kulaklarımızda.

Çok yakın vakitlere kadar…

Başlangıçta haklı tenkitler söz konusuydu. Mısır’da demokratik prosedürle seçilmiş bir iktidarı, hükümette bakan olarak bulunan Gen. el-Sisi bir darbeyle yerinden etmiş, seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi ve siyasi takımını mahpusa göndermişti.

Darbelerden çok çekmiş bir ülkenin idaresinin Mısır’daki darbeye karşı çıkması doğaldı.

Eleştiriler orada kalmadı, her geçen gün, ay ve yıl ile biraz daha yoğunlaşarak devam etti.

Mısır’la bütün ipler koparıldı.

Böyle bir siyasetten ne umulduğunu bilmek zor, lakin umulanın gerçekleşmediği bugün ortaya çıkan tablodan anlaşılabiliyor.

Ortadoğu’yu biraz tanıyanlar, bu bölge ülkeleri arasında en değerlisinin Mısır olduğunu bilirler. Tarihi açıdan da, Türkiye’nin bölgede en iyi anlaşabileceği -ve her zamananlaştığı- ülke de Mısır’dır.

Mısır olmaksızın ne savaş olabilir bu bölgede ne de barış…

Rejimler arasında önemli farklılıklar yaşandığı devirlerde de, Mısır’da idarede bulunanların, Türkiye’nin izlediği siyasetlere bakarak kendilerine taraf belirledikleri görülmüştür.

28 Şubat’a doğru gidilen süreçte, askerlerin zorlamasıyla, hükümetin İsrail ile askeri eğitim hususuyla sınırlı bir anlaşma imzalaması gündeme geldiğinde, Mısır yönetimi, Ankara’ya çabucak dışişleri bakanını göndermiş, akabinde da şahsen devlet başkanı ülkemize gelerek yapılmak isteneni anlamaya çalışmışlardı.

Mısır yıllar önce İsrail ile anlaşma imzalayan ilk Arap ülkesi olduğu halde…

Bunu, o günlerdeki Mısır büyükelçisinin, ülkesi dışişleri bakanı Amr Musa Ankara’ya geldiğinde kendisiyle görüşmemi sağladığı, Devlet başkanı Hüsnü Mübarek’in gelişi sonrasında da bilgilendirdiği için yakından biliyorum.

Mısır dışişleri bakanı, “Türkiye İsrail ile anlaşma imzalayacak diye telaşlanmış görünüyorsunuz, iyi ama, İsrail ile yıllar önce anlaşan ülke değil misiniz?” soruma, “Biz onlarla savaşmayacağımıza dair anlaştık, sizin ise İsrail ile geniş kapsamlı bir anlaşma imzalamanızdan söz ediliyor” karşılığını vermişti.

Necmettin Erbakan’ın başbakan olarak çıktığı Ortadoğu seyahatinde uğradığı Kahire’de, beklendiğinden daha iyi karşılandığını da hatırlıyorum (1996).

[Amr Musa, birkaç yıl önce anılarını Arapça olarak yayımladı. ‘Kitabiyye’ ismini taşıyan kitapta Mübarek’in Ankara temaslarında konuşulanlar ve yaşananlar detaylarıyla anlatılıyor.]

Önemini iyi bilecek kadar stratejik değerlendirme yapabildiği için, İsrail, Filistin problemini savaşsız ve çıkarına uygun tabanda çözme arayışı içerisine girdiğinde, kendisine muhatap olarak Mısır’ı seçmiş ve ilk farklı barış mutabakatı için Enver Sedat’ı iknaya çalışmıştı. ABD’nin davetiyle Camp David’te yapılan Begin-Arafat görüşmesi sonunda imzalanan mukavele Filistin problemini bir diğer platforma taşımıştı (1978).

[O yılın Nobel barış mükafatı Menahem Begin ile Enver Sedat’a verilmişti.]

Türkiye Mısır’ı karşısına aldığı 12 yıl boyunca, bölgesel problemlerle karşı karşıya kaldığında yanında bulmak isteyeceği en çok önemli stratejik ortağından yoksun kalmış oldu.

Yine de sonunda doğru olana ulaşıldı ya, bu önemli.

Mısır’la ilgili eski söylemi kalıcı sandıkları için, şu anda benimsenen yeni politikayı kavramakta zorlanacaklar, bu yeni adımı bir yandan öbür yana savrulmak olarak görüp şaşıracaklar herhalde olacaktır.

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.