Son dakika spor haberleri… Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Fenerbahçe deplasmanda Gaziantep FK’yı, Galatasaray sahasında Kayserispor’u, Beşiktaş da sahasında Fatih Karagümrük’ü mağlup etti. Fotomaç Gazetesi yazarı Hakkı Yalçın da bu uğraşları yorumlarken Fenerbahçeli yıldızla alakalı enteresan bir benzetme yaptı. İşte o yazı…

HAKKI YALÇIN – DOĞRU VE YANLIŞ!
Günümüz futbolunu izlerken, her takımda birçok futbolcunun dudaklarından dökülen küfürlü sözcükler ekranlarda tane tane okunuyor. Hepsi de bir şeyleri bir yerlere “koyuyorlar!” Kulüpler de onları yere göğe koyamıyor.
Herkes berbatlığın doruğundayken, “onlar ne hoş insanlardı” diyorum, mazinin seyahatinde temiz yüzlü, terbiyeli eski zaman futbolcularını hürmetle anarken!
Bir maç önce Konyaspor’u silip süpüren bir takımda sezon başındaki futbol şenliğinin yeniden başladığını düşünürken, Gaziantep’te apayrı bir Fenerbahçe izledik.
Yapay bir baskı, doldur boşalt sistemi! Güya hepsi söz birliği etmiş; “bugün bizden görüp göreceğiniz futbol bu kadar!” Son dakikada Livakovic’in o mükemmel kurtarışı olmasa 2 puanın kim vurduya gitmesi işten bile değildi.
Sahada özel adam aradım, yalnızca Ferdi Kadıoğlu’nun klasik bindirmelerini gördüm.
Bir hafta önce öbür bir galaksiden geldiğini ironik olarak ifade ettiğim Cengiz Ünder, pazar gecesi uçuşa geçemeyen arızalı UFOydi.
Dzeko’nun alandaki duruşunda da vuruşlarında da gariplik vardı, ‘herhalde ayakkabısının altına beton yapışmış’ dedim. Kaçırdığı penaltı da bunun deliliydi.
Tadic çoğu zaman kii ayağına yakışan topu adrese ulaştırmakta zorluk çekerken yaptığı kırmızı kartlık hareket bir ustaya hiç yakışmadı.
Maçın yazgısını İrfan Can Kahveci değiştirdi. Yanlışlarını saf dışı bırakıp, kendinde olanı açığa çıkarmak konusunda bu sezonun en özel adamı da İrfan Can Kahveci.
Beni şaşırtan İrfan Can Kahveci’nin faule maruz kaldığı pozisyonda gördüğü sarı karttan sonra kırmızı kart ihtimaline, Mert Hakan Yandaş’ın İrfan Can’ı kucaklayarak mahzur olması. Demek ki her yanlışın bir doğrusu olabiliyor.
Icardi’den sonra Galatasaray’da birçok şeyin sihri gitmiş gibi. Bu sezon transfer edilen yabancıların takımı sırtlama ihtimali de az.
Mertens’in yaşını inkar eden çabasıyla, Barış Alper Yılmaz’ın “nerde olsa oynarım” özverisi onlarda yok. Abdülkerim Bardakcı’nın bir tane kötü bir maçını görmedim. ama yabancılar her maçta neredeyse!
Mücadele ruhuna sahip olmak için “önce aldığım paranın hakkını vermeliyim” hissinin öne çıkması gerekiyor.
Beşiktaş’ta Semih Kılıçsoy konuşuluyor. Temiz yüzlü yetenekli üstelik 18 yaşında. Bu yaşında takımı sırtlama sorumluluğu alan gerçeğin ismi; yetenek.
O yetenek terbiyeyle birleştiğinde ortaya “geleceği parlak bir yıldız” çıkıyor. İki gözü iki Kartal üstelik “ayakları papyonlu” bir yıldız!
Yıllardır izliyoruz, gençlik ateşini yakmayanlar kulüplerin geleceğini yakar. Bu türlü özel gençlere de herkes gıptayla bakar!
Kendini hiç geliştirmeyen Salih Uçan’ın bu delikanlıya kendine sorması gerekir. “Ben yeteneğimi nerede kaybettim?”
Bu ülkede kaybolan o kadar çok şey var ki! Legal sistemin dışına çıkanlar ismine UEFA’dan birçok kulübe ceza geldi. Kulüplerin başına “futbolun dışındaki” adamları getirenlerin başına bunların gelmesi kaçınılmazdı zati.
Keşke Avrupa’da işleyen adalet ülkemizin yasalarında da işlese, hukukumuz ne kabadayı tanısa ne dolandırıcı. Bir ülkede “kişiye özel hukuk” kadar acı ve yıpratıcı bir gerçek olamaz. Zira demokratik bir ülkede kimsenin maddelere yaptırım gücü de olamaz!
Ama ne acıdır ki trollerin mailleri her tarafa ulaşır da bizim elle yazılmış mektuplarımız yetkililerin eline ulaşamaz!