DOLAR
45,8248
EURO
53,4784
ALTIN
6.687,67
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

İzmir’in mola veren hafıza mekânı: Pejman Mehdizadeh “uzaylıların hoş karşılandığı” Zerdüşt’ü anlattı

“Zerdüşt tekrar açılacak. Bu 16 yılda biriken tecrübe ve bilinçle, insanlara karşı bir sorumluluğum olduğunu hissediyorum. Ama 16 yılı tek başına taşıyan biri olarak biraz dinlenmeyi de hak ettiğimi düşünüyorum. Bu ara benim için bir vazgeçiş değil; daha taze, yoğunluğu azalmış, kafası toparlanmış bir şekilde yeniden düşünme zamanı”

İzmir’in mola veren hafıza mekânı: Pejman Mehdizadeh “uzaylıların hoş karşılandığı” Zerdüşt’ü anlattı
31.05.2026 00:20
0
A+
A-

Metin Akdemir

“Uzaylılar Burada Hoş Karşılanır”*

İzmir Alsancak’ta 2010 yılından bu yana alternatif kültürün ve bağımsız müziğin önemli duraklarından biri olan Zerdüşt Bar, 16 yıllık faaliyetine ara verdi. Bu süreçte kentin gece hayatının geçirdiği sosyokültürel dönüşüm, ekonomik krizlerin bağımsız mekânlar üzerindeki baskısı ve tek tipleşen sosyalleşme pratikleri, alternatif alanların kent hafızasındaki varlık mücadelesini yeniden gündeme getiriyor. Çeşitli kültürlerin ortak hafıza alanına dönüşen mekânın dünden bugüne hikâyesini, alternatif sahnenin yaşadığı kırılmaları ve Zerdüşt’ün geleceğini Pejman Mehdizadeh, Metin Akdemir’e anlattı.

– Zerdüşt yıllar içinde sadece bir bar değil; punkların, LGBTİ+’ların, yalnızların, gece insanlarının birbirini bulduğu bir sosyal alana dönüştü. Sence bir mekânı “mekân” olmaktan çıkarıp bir hafıza alanına dönüştüren şey ne?

Evet, Zerdüşt bunu sağlıyordu. Ama benim için bu başta çok özel ya da bilinçli kurulmuş bir şey değildi; daha çok doğal olarak büyüdü.

Benim geldiğim yerde insanlar çoğu zaman “biz” ve “onlar” diye ayrılırdı; yani halk ve sistem. Rejimin tahammül etmediği herkes zamanla aynı kutunun içine konur. Kadın sesinin yasaklanması mesela sadece müzikle ilgili değildir; klasik müzikçiyi, sinemacıyı, operacıyı, metalciyi, farklı yaşayan herkesi aynı yere iter.

Belki Zerdüşt’te farklı insanların yan yana gelebilmesinin sebebi de buydu. Punklar, lubunyalar, yalnızlar, rockçılar, elektronik müzik dinleyenler burada sadece aynı yerde durmadı; zamanla birbirleriyle karşılaştı.

Ben 2017’ye kadar elektronik müzik açarken bile çekinirdim; “uyuşturucu müziği” gibi algılanır diye azar azar çalardım. 2022’de ise rockçı tayfa DJ’in önünde müdavimdi.

Zerdüşt’ün kapısındaki “Uzaylılar burada hoş karşılanır” cümlesi aslında bütün ruhu özetliyordu. Kendini dışarıda hisseden herkes için içeride bir yer vardı. Bence bir mekânın hafızası biraz da böyle oluşuyor.

– Alsancak’ın özellikle 2000’lerden bugüne geçirdiği dönüşümü içeriden izleyen birisin Pejman. Bugün dönüp baktığında semtin kültürel olarak en büyük kırılma anı neydi?

Ben Alsancak’ı 2004’lerden beri içeriden izliyorum. O dönem ciddi şekilde rehberlik yapıyordum; turizm ve gece hayatıyla iç içeydim. O günden 2024’e kadar eğlence anlayışı değişti ama temel yapı uzun süre aynı kaldı.

Benim deyimimle biraz “Behzat Ç. barı” gibiydi; Bodrum’dan Tekirdağ’a kadar benzer, masum, klasik bir bar kültürü vardı. Zerdüşt’ü bunun dışında tutuyorum tabii.

Bence asıl kırılma insanların sosyalleşme biçiminde oldu. Eskiden barlarda siyaset konuşulurdu, memleket konuşulurdu, insanlar birbirini merak ederdi; korkulurdu ama yine de bir temas vardı.

Şimdi bar, coffee shop, nargile kafe fark etmiyor; sosyalleşen insanların çoğu benim “NPC kültürü” dediğim şeye dönüştü. Mekânda var ama temasta yok. Herkes kusursuz görünmeye, kimseye güvenmemeye, açık vermemeye takmış durumda.

Bu tabii tek bir şey yüzünden olmadı. Ekonominin bir anda sert şekilde bozulması, doların katlanarak yükselmesi insanları şoka soktu. Sonra Kılıçdaroğlu’nun seçim süreciyle birlikte bu umutsuzluk hissi daha da büyüdü. Bunu sürekli pompalayan da sosyal medya oldu. Tek bir suçlu seçebilsem, sosyal medya derdim.

– Son yıllarda sıkça konuşulan gentrification, yüksek kiralar ve “yeni nesil” işletme anlayışı alternatif gece hayatını nasıl dönüştürdü? Sence şehir kimler için yeniden tasarlanıyor?

Bence bunu biraz önceki soruda da cevapladım ama eklemek gerekirse; esnaf olarak da herkes kendini kurtarmaya odaklanmış durumda. Bence gereksiz bir telaş var.

2010’da Zerdüşt’te bira 4,5 TL’ydi. Şimdi aynı mekânda aynı bira 220 TL. Doların sert yükseldiği kırılma noktası sanırım 2021’di; o zamana kadar 18 TL civarındaydı.

Bence biri zam yapıyor, diğeri onu görünce yapıyor. Sonra devlet de ona göre harç ve vergileri artırıyor. Yani her şey alttan üste birbirini etkiliyor.

– Zerdüşt’ün kitlesi uzun yıllar boyunca kendini ana akımın dışında hisseden insanlardan oluştu. Sence insanlar neden hâlâ böyle alanlara ihtiyaç duyuyor?

Bence insanlar hâlâ böyle alanlara ihtiyaç duyuyor çünkü herkes aslında her şeyin farkında. Çoğu insan ne yaptığını, neyi seçtiğini, neye uyum sağladığını biliyor. Ama günümüzde önemli olan biraz da ne kadar bilmiyormuş gibi yapabildiğin, ne kadar kusursuz görünebildiğin.

Herkes bunu yapamıyor. Sayıları az da olsa bu akımı reddeden, daha bilinçli, daha gerçek kalmaya çalışan insanlar var. Böyle insanlar için ana akım yerler çoğu zaman yeterli olmuyor.

Zerdüşt de bu yüzden önemliydi. Kusurları kapatan, gümüş tonlu, birbirine benzeyen mekânların arasında nadir renkli kalan yerlerden biri olarak direniyordu. İnsanlar burada daha az rol yaparak, daha az saklanarak var olabiliyordu.

– Bir dönem alternatif sahne daha kolektif, daha dayanışmacı bir yerde duruyordu sanki. Bugün gece hayatında o dayanışma hissinin azaldığını düşünüyor musun?

Evet, azaldığını düşünüyorum. 2013-2017 arasını çok iyi hatırlıyorum; o dönem alternatif sahnede ciddi bir hareket vardı. Neredeyse her köşede sergiler, küçük etkinlikler, bağımsız müzik geceleri ve farklı işler çıkıyordu.

Bir patlama yaşandı ama bu patlamanın arkasında onu taşıyacak sağlam bir kültürel zemin tam oluşmamıştı.

Çünkü alternatif ya da underground olmak tamamen kuralsız olmak demek değil. Her kültürün bir adabı, bir çizgisi, onu taşıyan insanları ve referansları olması gerekiyor.

Bizde bu alanlar akademik, kurumsal ya da tarihsel olarak yeterince desteklenmediği için birçok şey hızlı başladı ama aynı hızla dağıldı.

Bu süreçte iyi niyetli, düşünen, emek veren birçok sanatçı, organizatör ve mekân sahibi de yandı. Dayanışma hissinin azalmasında bunun da payı var.

– Zerdüşt’ün Google yorumlarına verdiğin cevaplar da mekânın kimliği kadar farklıydı; bazen komik, bazen sert, bazen de çok gerçek. Bu cevaplar senin için sadece müşteri ilişkisi miydi, yoksa Zerdüşt’ün karakterinin bir parçası mıydı?

Bir mekânı, özellikle de Zerdüşt gibi çizgisi farklı olan niş bir yeri baltalamanın en kolay yollarından biri Google yorumları.

Aslında kötü bir teknoloji değil; tam tersine çok güçlü bir şey. Ama bence insanlık hâlâ buna tam hazır değil.

Her işletme kendini özel, sisteme karşı eleştirel ve doğru tarafta görür. Ama Google yorumlarında gerçekten inandığın şeyi savunma cesareti göstermek başka bir şey. Çoğu işletme orada geri çekiliyor, klasik ve güvenli cümlelere saklanıyor.

Ben Zerdüşt’te bunu yapmıyorum. Çünkü Zerdüşt inandığı şeyi açıkça savunan bir yer. Bazen komik, bazen sert, bazen çok açık cevaplar veriyorum. Çünkü mekân nasılsa, dili de öyle. Kendini olduğu gibi yaşayan bir yer; Google cevapları da bunun bir parçası.

– “Yoruldum” diyorsun. Bu yorgunluk daha çok ekonomik bir tükenmişlik mi, yoksa yıllarca bir ruhu ayakta tutmaya çalışmanın getirdiği duygusal bir yük mü? Komşu esnaflardan destek gördüğünü düşünüyor musun?

Hiçbiri diyebilirim. 16 yıldan sonra yorgunluğun tam olarak ne olduğunu bilemeyebiliyorsun. Çünkü artık tek bir sebep kalmıyor.

Benim yorgunluğum daha çok aynı döngüyü yıllarca görmekten geliyor. Her gün aynı yolu yürüyorsun; evden mekâna, mekândan eve. Yolda esnaflar değişiyor, insanlar değişiyor, bazıları yaşlanıyor, yerlerine yenileri geliyor. Ama kafa yapısı, tepkiler, ilişki kurma biçimi çok fazla değişmiyor.

Bir süre sonra kimin neye nasıl tepki vereceğini, hangi durumda ne olacağını önceden bilir hale geliyorsun. Ben biraz bundan yoruldum. Aynı davranışları, aynı korkuları, aynı hesapları tekrar tekrar görmekten.

Mali olarak da bir noktadan sonra bu enerjiye, bu ilgiye ve bu emeğe değmemeye başlıyor. Mesele sadece para kazanmak değil; verdiğin emeğin karşılığında anlamlı bir şey hissetmek. O his azaldığında yorgunluk daha da ağırlaşıyor.

– Zerdüşt’te yıllar boyunca birbirine değen çok farklı hikâyeler oldu. Senin hafızanda kalan, mekânın ruhunu en iyi anlatan anlardan biri ne?

Hatırlaması mümkün olmayacak kadar fazla an var. O yüzden tek bir hikâye seçmek zor.

Ama Zerdüşt’ün ruhunu en iyi anlatan şey bence insanların orada gülmesi, eğlenmesi ve birbirleriyle tanışmasıydı.

Birbirini normalde hiçbir yerde tanımayacak insanlar aynı masada oturabiliyor, aynı müzikte karşılaşabiliyor, gecenin sonunda birbirinin hayatına küçük de olsa bir iz bırakabiliyordu.

Benim için en mutlu edici şey buydu. İnsanların orada iyi hissettiğini, eğlendiğini, birbirine değdiğini görmek bana kendimi başarılı hissettiriyordu. Bir mekânın sadece satış yapan bir yer değil, insanların hayatında iz bırakan bir alan olduğunu görmek benim için en değerli şeydi.

– Birçok bağımsız mekân kapanıyor ama yerlerine çoğunlukla daha steril, daha kontrollü alanlar geliyor. Sence şehirlerin “fazla yaşayan” insanlarla kurduğu ilişki değişti mi?

Evet, değiştiğini düşünüyorum. Bağımsız mekânların kapanması sadece kira ya da ekonomiyle ilgili değil.

Bence bunun bir sebebi de genel bir NPC’leşme hali (Non-Player Character – Oyuncu Olmayan Karakter); artık bu alanları ayakta tutacak insanların sayısı yetmiyor.

Yeni nesil mekân sahiplerinin bir kısmı bu sektör için kayıp insanlar. Mekânı sadece işletme gibi görüyorlar; ruhunu, hafızasını, insanını, sahnesini önemsemiyorlar.

Böyle olunca bağımsız mekânlar da yalnız kalıyor. Bir de bu sektör gerçekten sahipsiz. Büfecilerin bile odası var ama barcıların, gece hayatı işletmecilerinin güçlü bir temsil alanı yok. Ne beklersiniz?

– Zerdüşt kapandıktan sonra geriye neyin kalmasını istersin? İnsanların zihninde nasıl bir iz bırakmasını hayal ediyorsun?

Zerdüşt tekrar açılacak. Bu 16 yılda biriken tecrübe ve bilinçle, insanlara karşı bir sorumluluğum olduğunu hissediyorum.

Ama 16 yılı tek başına taşıyan biri olarak biraz dinlenmeyi de hak ettiğimi düşünüyorum. Bu ara benim için bir vazgeçiş değil; daha taze, yoğunluğu azalmış, kafası toparlanmış bir şekilde yeniden düşünme zamanı.

Zerdüşt’ün insanların zihninde bir “ev” gibi kalmasını isterim. Herkesin aynı şekilde yaşamadığı, aynı şeyleri sevmediği ama yine de aynı çatı altında durabildiği bir yer gibi.

*Zerdüşt’ün kapısındaki eski posterlerden biri: “Aliens are welcome here” — “Uzaylılar burada hoş karşılanır.”

( ALINTI )

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.