DOLAR
48,8372
EURO
55,7702
ALTIN
6.774,94
BIST
13.270,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

“Körfez istese de Yemen’deki çatışmaya dahil olamaz, Türkiye kendisine macera aramamalı”

Oğul Tuna’ya göre Osmanlı’dan Soğuk Savaş dönemine kadar defalarca hakim olunmak istenen Yemen’deki çatışmalara bir ordusu dahi bulunmayan Körfez ülkeleri dahil olamaz. Husiler’in Marksist hafızasına vurgu yapan Tuna, Türkiye’nin bölgede kendisine macera aramaması gerektiği görüşünde.

“Körfez istese de Yemen’deki çatışmaya dahil olamaz, Türkiye kendisine macera aramamalı”
23.09.2026 16:00
0
A+
A-

Tarihsel ve coğrafi yapısıyla dış güçlerin hâkimiyet kurmakta zorlandığı Yemen merkezli gelişmeler, Orta Doğu’da çok katmanlı bir güç mücadelesine dönüşürken ABD ve Körfez hattının bölgede tesis etmeye çalıştığı yeni dengeler Türkiye’nin dış politika tercihlerini de doğrudan etkiliyor. Çetin arazi şartları ve köklü anti-emperyalist hafızası sayesinde kontrol altına alınamayan Husilerin direnci sürerken Washington yönetiminin Şiilik karşıtı Sünni dominasyonuna dayalı stratejisi kapsamında bölgesel aktörleri sahaya çekme arayışları hız kazanıyor.

Ankara’nın son yıllarda ABD ve Körfez ile ilişkilerinde ivme kazanan diplomasisi çerçevesinde gerginlik alanlarına çekilme riski bulunsa da coğrafi yakınlık, ekonomik gerçeklikler ve köklü komşuluk bağları nedeniyle İran ile ilişkilerin tamamen koparılmasının zorluğu öne çıkıyor. Bu durum, İsrail’in güvenliğini merkeze alan ABD planlarının Hürmüz ve Kızıldeniz hatlarında derinleşen krizler karşısında tıkandığını ve bölgesel istikrarsızlığın Afrika’nın doğusuna doğru genişlediğini gösteriyor.

Yemen-Suudi krizini ve Yemen’in Türkiye açısından önemini Siyasi Analist Oğul Tuna ile konuştuk.

“Türkiye, gergin bir noktada devreye giriyor”

Yemen’e Osmanlı ve Soğuk Savaş döneminden bu yana kimsenin hakim olamadığını belirterek sözlerine başlayan Tuna’ya göre coğrafi koşullar ve ülkedeki Marksist hafıza Suudilerin de başarısız olacağının bir kanıtı. Tuna, Türkiye’nin son yıllardaki Batı ve ABD eksenli çizgisinden ötürü gergin bir noktada olduğu görüşünde:

“Yemen uğrunda onlarca türkü yazılmış bir coğrafya. Bunu sadece türkülerden biliyorduk ancak Arap Baharı ile beraber tekrar gündeme gelen bir bölge oldu Yemen. Yemen, bazı yanlarda Türk dış politikasının bir unsuru. Bu dengeyi sağlama amaçlı da denilebilecek açıklamalara neden oldu Yemen. Yemen; Osmanlı’yı, Türkleri çok uğraştırmış bir coğrafya. Türkiye’nin 16. Yüzyıldan 19. yüzyıla kadar farklı jeopolitik çıkarları söz konusuydu. Farklı imparatorluklarla beraber bugün olduğu gibi ticaret yollarını koruma ve burada hakimiyet sağlama meselesi de hep masadaydı. Yemen Osmanlı’ya hiç boyun eğmedi diyebiliriz. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın hatıratı da Yemen üzerine çok önemli şeyler sunuyor. 1870’lerde yaşanan isyanı bastırmak için bölgeye gönderilmiş biri Gazi Ahmet Muhtar Paşa. Orada Türk askerinin nasıl mücadele ettiğini, hayata tutunduğunu görüyoruz. Zor koşullar derken İstanbul’dan ulaşmayan mühimmatı ve coğrafi koşulları kastediyoruz. Bugün Suudiler bölgeye nasıl hakim olmadıysa, Soğuk Savaş döneminde farklı kuvvetler nasıl bütünlük sağlanamadıysa Osmanlı da aynı problemi yaşadı. ‘Coğrafya kaderdir’ ifadesini herkes ezber edindi. Coğrafya hakikaten Yemen için de kader olmuş. Dış kuvvetler için bu coğrafya olumsuz şeylere yol açmış. Yemen’in iki tarafı denizle çevrili ama ülkenin bir kısmı çöllerle kaplı. Dağlık arazilerin de özellikle bugün Husilerin kontrol ettiği bölgede çok daha yaygın olduğunu görüyoruz. Bu da 19. yüzyılda Osmanlı’nın, 20. Yüzyılda İngilizlerin bugün de Suudilerin ve koalisyon güçlerinin bölgeye hakim olamamasını bir nebze açıklıyor. Soğuk Savaş’ta çifte iç savaş yaşamış bir ülke Yemen. Güney Yemen İngilizlerden bağımsızlığını kazanınca orada Marksist, Nasırcı, Pan Arabist hafıza kuvvetlendi. Husiler’i ‘İrancılar’ diyerek bir kenara koyamamamızın sebebi de aslında Yemen’deki bu anti-emperyalist, Nasırcı hafıza. Husiler bugün bu yüzden farklı bir koalisyon olarak karşımıza çıkıyor. Husileri düzensiz ordu olarak görüyoruz ancak Husileri hayata bağlayan ideoloji duruyor. Türkiye ise gergin bir noktada devreye giriyor gibi. Türkiye, 2023 öncesinde gayet dengeli bir politika izliyordu. Ancak 2023 sonrası Orta Doğu’da da giderek hızlanan ABD eksenli bir politika izlenmeye başlandı. Bunun son hamlesi de Mekke Anlaşması gibi duruyor. Anlaşma imzalandığında ‘Neden Mekke?’ sorusu soruldu. Mekke başkent değil ve anlaşma Mekke’de imzalanmadı. Mekke’nin İslam dünyası için önemi var ve üç Sünni tarafın bir araya gelmesinde de bu vurgulanmıştı. Ancak bence geçen hafta yaşadığımız ‘Mekke’ye saldırı’ iddialarıyla Mekke’nin neden bir sembol olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Husiler İslamcı bir örgüt. Mekke’ye saldırmaları akıl dışı bir olay. Türkiye’nin Yemen’e asker göndereceğini sanmıyorum ancak olaylar çok hızlı gelişiyor. Türkiye, Suudilere bir destek sunacaksa bunun küçük şeylerle sınırlı kalacağını düşünüyorum. Türkiye müdahalesinin sözel kalmasını umuyorum.”

“İsrail’i rahatsız etmeyecek bir düzen tasarısı var”

ABD Başkanı Trump’ın Şiilik yerine Sünni dominasyonu hedeflediğini belirten Tuna, Türkiye’nin liderliğinde ve İsrail’i rahatsız etmeyecek bir düzen tasarısı olduğunu söyledi. Tuna, Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin gerilmeyeceği görüşünde:

“Bundan 10 yıl önce Obama Doktrini’ni konuşuyorduk. ‘ABD, Orta Doğu’dan çekilecek’ deniyordu ama bu bir türlü olmadı. Trump da aynı şeyi söylüyor. Obama Doktrini’nden Trump Doktrini’ne geçtiğimizde Şiilik yerine Sünni dominasyonu hedeflenmeye başladı. Türkiye’nin bir nebze liderliğinde ve İsrail’i rahatsız etmeyecek şekilde bir coğrafi düzen tasarısı var gibi. Türkiye’deki iç siyasetteki gelişmeleri de doğrudan bununla ilişkilendirebiliriz. Çözüm süreci, Suriye Irak ve İran’daki Kürt örgütlerin İran’a dönük son dönemki açıklamaları da bu çerçevede okunabilir. Trump ve Tom Barrack ile tasarlanan şey, İran’ın vekil güçlerinin çekilmesi ve yeni düzende de Türkiye ile ilişkilerin düzeltildiği Körfez ülkelerini bölgede asıl güç haline getirmek. Hizbullah bu planı yapanların zihninde zayıflatılmış gibi görüyor ancak sahadaki gelişmelerden Hizbullah’ın sonuna kadar savaşmakta olduğunu görüyoruz. Hizbullah’tan daha etkili şekilde Husiler hala İran’ın direniş ekseninin bir ayağını kuvvetle savunuyorlar. İran’ın yalnızlaştırılması hedeflenen şey. Suriye’de gördüğümüz gibi arka planda İsrail’in bölgede özgürce hareket etmesi asıl hesabı oluşturuyor. ABD, Türkiye’den açık bir şekilde İran’ı karşısına almasını istemiyorlar gibi duruyor. Bu diplomasinin de bir gereğidir ve bir kanal tutmak gerekir. Türkiye ile İran iyi komşuluk ilişkisine sahip. Türkiye’den bunu arzu eden klikler olabilir ancak İran ile iplerin çok kolay atılamayacağını düşünüyorum. Ancak yaklaşan bir New York zirvesi var. Daha önceki görüşmelerde de bir tür kaparo ödenircesine adımlar da atılıyor. Bunlar ABD’nin verdiği sözleri tutmaması sonrası yavaş yavaş geri bırakılıyor gibi. İran konusunda devlet içinde pek çok görüş ayrılığı vardır elbet ancak Türkiye İran ile ipleri germek istese bile çevresel şartların, ekonominin ve kültürel işlerin buna pek izin veremeyeceği kanaatindeyim. Ancak son üç yıldır dış politikamızda artan bir ABD ekseni var. Bunu her alanda görüyoruz. Türkiye ve İran arasını bu şekilde bozmak aslında çok zor. Kağıt üzerinde istendiği kadar plan yapılsın ancak şartlar buna izin vermeyebilir”

“ABD’nin dikkat ettiği tek şey İsrail’in güvenliği”

Körfez monarşilerinin İran savaşı ile geçersizliğinin ortaya konduğunu belirten Tuna, Körfez ülkelerinin Yemen’deki çatışmaya da etkilerinin olmayacağı görüşünde. Tuna, Türkiye’nin böyle hareketli bir coğrafyada kendisine ‘macera aramaması’ gerektiğini düşünüyor:

“İran savaşı ve son bir yılda olan gelişmeler Körfez monarşilerinin ne kadar geçersiz olduğunu gösterdi. Hiçbir askeri, siyasi gücü bulunmayan birer uydu devletler. Maddi kaynakları bile kendilerini korumaya yetmiyor. ABD’nin bölgedeki tek dikkat ettiği şey İsrail’in güvenliği. Bu yüzden isteseler bile Yemen’deki çatışmaya hiçbir şekilde etkileri olamayacak. Koalisyon çağrılarının devam edeceğini düşünüyorum. Körfez ülkeleri ve ABD, yaptıkları askeri katkıyı artıracaklardır. Sahada bir tür kara ordusu isteniyor. Ankara’yı boşuna telaffuz etmiyoruz. Pakistan’ın saha tecrübesi Türkiye ile kıyaslanamaz. Karşı tarafın arzu ettiği şey para vermek ve onlar yerine bu işin çözülmesi. Bu da bence çok zor. Geçen yıl Somaliland meselesi olmuştu. Somaliland’ı sadece İsrail tanıyordu. Hem Eritre’nin hem de Somaliland’in çatışmalara dahil olduğunu, buralara teçhizat aktarımı yapıldığını görebiliriz. Türkiye’nin de bölgede çıkarları ve üsleri var. Cibuti’de Avrupa’nın da üsleri var. Bu bölge daha da karışacaktır. Özellikle Afrika’nın doğusu. Trump ve ABD büyük bir çıkmazda. Hürmüz’ün üstüne bir de Kızıldeniz eklendi. Hürmüz Boğazı ablukaya alındığında çıkar yolu olarak Amerika’yı keşfetmişlerdi. Şu an keşfedecek bir yer de kalmadı. Bunu savaşla çözemeyeceklerinin farkındalar ancak geri adım atmak daha pahalıya patlayacak. İsrail ve ABD’de seçimler var. Avrupa ve ABD bir de ekonomik felakete doğru gidiyor. Bu krizin sadece Arap Yarımadası’nda kalmayacağını Afrika’nın doğusuna taştığını da göreceğiz gibi duruyor. Husilerle baş edebilmek için nereden asker taşıyacaklarını kestirmek güç. Türkiye umarım böyle bir coğrafyada kendisine macera aramaz. Türkiye için kısa ve orta vadede İran’ın müttefiklerinin belinin kırılması bir alan açabilir ancak bunun ne kadar yanıltıcı olduğunu Suriye’de gördük. Kızıldeniz çok daha hareketli olacak. İran’a diz çöktürülmedikçe bu güçler varlıklarını sürdürecekler.”
ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.