Madımak Katliamı, yıl dönümünde Tuzluçayır’da anıldı: 30 yıl geçmesine karşın katliamın hesabı verilmemiş; adalet yerini bulmamıştır

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve 43 farklı kurum, Madımak Katliamı’nın 30’uncu yıl dönümü kapsamında Ankara Tuzluçayır Meydanı’nda ortak anma etkinliği yaptı. Etkinliği düzenleyen kurumlar ismine konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube Başkanı Fadime Yıldız, “Katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine karşın, katliamın hesabı verilmemiş, gerisindeki gerçek görevliler açığa çıkarılmamış, Adalet yerini bulmamıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, olağan ömürlerine devam etmiştir. Tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 30 Yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır” dedi.
Madımak Katliamı’nın 30’uncu yıl dönümü kapsamında Ankara Tuzluçayır Meydanı’nda bu akşam ortak anma etkinliği yapıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve 43 farklı derneğin düzenlediği anma etkinliğinde, etkinliği düzenleyen kurumlar ismine Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube Başkanı Fadime Yıldız konuştu. Yıldız’ın konuşması şöyle:
“2 Temmuz 1993 Cuma günü, Madımak otelinde yaşatılan katliamın üzerinden 30 yıl geçti. 4. Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerinde gerici, ırkçı, faşistler tarafından, 33 aydınımız, ozanımız, sanatkarımız, semah dönen gençlerimiz, velhasıl aydınlık geleceğimiz Madımak Oteli ateşe verilerek katledilmiştir.
“Sivas Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur”
Katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine karşın, katliamın hesabı verilmemiş, gerisindeki gerçek görevliler açığa çıkarılmamış, adalet yerini bulmamıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, olağan ömürlerine devam etmiştir. Tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 30 yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Cafer Erçakmak ve 7 kişinin yargılandığı davanın zaman aşımı kararı, Devrin başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘milletimize hayırlı olsun’ diyerek karşılanmıştır. Firari 3 sanık istikametinden, devam eden mahkeme süreci de zaman aşımına uğratılmaya çalışılmaktadır. Herkes bilmelidir ki, Sivas Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir hatadır. İnsanlığa karşı işlenen cürümlerde zaman aşımı olamaz.
“Katliamların gerisindeki gerçek faillerin açığa çıkarılması için bu bir zorunluluktur”
Madımak katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için şuurlu seçilmiş bir Alevi Katliamıdır. Yaşadıklarımız, bize bir sefer daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkûmdurlar. Dün Madımak Otelini kuşatanlar, devlet takımlarında işe alınmış hatta milletvekili yapılmıştır. Devlet, Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu Madımak katliamı ile de yüzleşmediği için sonrasında Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar, fakat amasız fakatsız yüzleşilerek aydınlatılabilir. Katliamların gerisindeki gerçek faillerin açığa çıkarılması için bu bir zorunluluktur.
“Alevilerin kimliğini ve inancını yok sayan, Sünnileştiremediği Aleviliği ise yok etmeye programlı asimilasyon siyaseti izlemeye devam ediyor”
Siyasal İslam referansı ile ülkeyi yönetmek isteyenler, Laikliğe savaş açıyor, tüm müfredatı dincileştiriyor, okullara imamlar göndererek tüm okulları İmam Hatip Liselerine Çeviriyor. Çedes Projesi ismi altında eğitimi tarikatlara, çocuklarımızı imamlara teslim ediyor. Yüksek sesle bir defa daha haykırıyoruz. İmamların yeri Mescitlerdir, Okulları Öğretmenlerimize bırakın…
Aleviliği baskı altında tutmak, asimile etmek ismine ziyaret ismi altında, Dergahlarımıza, inanç merkezlerimize gelen Cumhurbaşkanının Kutsal Sembollerimizi duvarlardan indirtmesi, adeta bize parmak sallamaktır. Yaratılan bu atmosferden yürek alanlar Cemevlerimize saldırıyorken, Aleviliğin içini boşaltma gayesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ‘Alevi Bektaşi Kültür Dairesi’ kurarak, Alevilerin kimliğini ve inancını yok sayan, Sünnileştiremediği Aleviliği ise yok etmeye programlı asimilasyon siyaseti izlemeye devam ediyor.
“Bugün Türkiye tarihinin en gerici, ırkçı, dinci ve faşist meclisi oluşmuştur”
Madımak Otelinde bizleri yakanlar, sarsıntıda on binlerce canımızı göçük altında bırakanlardır. Üzerinden yüz elli gün geçmesine karşın zelzele bölgesinde ki canlarımızın çok önemli bir kısmı hala sıhhatsiz ve hastalık saçan ortamlarda, çadırlarda yaşamaktadır.
Bugün Türkiye tarihinin en gerici, ırkçı, dinci ve faşist meclisi oluşmuştur. İktidar seçim mühleti boyunca bir Alevinin cumhurbaşkanı adayı olmaması ve seçimi kazanmaması için her türlü hakaret, iftira ve palavra kurgularla kimlik siyaseti ve Alevi düşmanlığı yaparak toplumu kutuplaştırmıştır. Örneğin seçim Sürecinde Erzurum’da İmamoğlu’na yapılan saldırı bize bir defa daha, Madımak katliamını hatırlatmıştır. Değerli canlar biz defa daha yineliyoruz Bayan cinayetleri politiktir. Bu, utancın ve kara lekenin siyaseti İstanbul Mukavelesinden çekilenlerdir. Her geçen yıl bayan cinayetleri ve istismarları katlanarak artarken cezasızlık siyaseti beraberinde yeni cinayet ve tacizleri getirmektedir.
“Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır”
AKP demek yoksulluk, açlık ve sefalet demektir. Artık işçilerin kabuslarından öbür kaybedeceği bir şey kalmamıştır. Ülke nüfusunun neredeyse tamamı açlık ve yoksulluğa karşı mücadele verirken, bir avuç iktidar yanlısı lüks ve şatafat içinde yaşamaktadır. Akp anlayışı, ‘ezilenlere din iman yandaşlara han hamam’ siyaseti yürütmektedir.
Aleviler olarak bir sefer daha diyoruz ki; Cem meskenleri Alevilerin ibadethanesidir ve Anayasal teminat altına alınmalıdır. Kapatılan ve el konulan Dergâhlarımız gerçek sahibi olan biz Alevilere geri verilmelidir. Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve kime karşı olursa olsun nefret telaffuzları en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Alevi köylerine cami yapılmasından vaz geçilmeli, Alevilerin Kutsal Yerlerine yapılmak istenen baraj, hes, maden ve taş ocağı projeleri çabucak iptal edilmelidir. Din dersleri, tüm eğitim kurumlarının her kademesinden kaldırılmalı, eğitimin içeriği bilimsel ve çağdaş normlara kavuşturulmalıdır. Alevi inancının asimilasyonu ve ömrün her alanının gericileştirilmesinin kurumsal karşılığı olan, Laik ve demokratik Cumhuriyetin önündeki en büyük pürüz Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılıp, lağv edilmelidir. Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır. Bütün bu taleplerimizle katliamın 30. yılında buradayız ve bir ortadayız. Adalet için, barış için, demokrasi için bir ortada kardeşçe yaşamak için buradayız, en temel talebimiz olan Eşit yurttaşlık hakkımızı haykırmak için buradayız.
“Madımak Katliamı’nı Unutmadık, Unutturmayacağız”
Biz Aleviler, kimsenin inancından, kimliğinden, lisanından, kültüründen, cinsiyetinden ötürü ötekileştirilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği, herkesin barış içinde bir ortada kardeşçe yaşadığı, hakça bölüşümün esas alındığı, savaşların ve sömürünün son bulduğu velhasıl inancımızda İstek Kenti olarak tarif edilen bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu dünyayı bütün ötekiler ile birlikte inşa edeceğiz. Madımak katliamını ve insanlığa karşı işlenmiş tüm kabahatleri unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız. Değerli Canlar, katliamın 30. yılında yitirdiğimiz Canlarımızı unutturmak isteyenlere karşı gereken karşılığı hep birlikte 2 Temmuz günü Sivas’ta Madımak Oteli önünde verelim.
Unutmak; başta inancımıza, direncimize, tarihî şuurumuza, Kerbela’daki Hüseyni duruşa, Enel Hakk’tan geçmeyen, Hallac-ı Mansur’a, Baba İlyas’tan Kalender Şah’a, Dar ağacında ki Pir Sultan Abdal’dan günümüze, hak ve hakikat mücadelesinde inançları uğruna bedel ödeyenlere ihanettir. Unutmak; Asım Bezirci’nin Kalemine, Hasret Gültekin’in Bağlamasına, Nesimi Çimen’in Curasına, Asuman Sivri’nin Semahına, Koray Kaya’nın düşlerine ihanettir. Madımak Katliamı’nı Unutmadık, Unutturmayacağız, Hesabını soracağız! Gelin canlar bir olalım… Sivas’ın Işığı Sönmeyecek!” (ANKA)