Temel hak ve özgürlüklerin tavizsiz uygulandığı normal bir hukuk devletinde “siyasal yumuşama-sertleşme” başlıkları söz konusu olur mu?

12 yıl önce bugünlerde Abdullah Gül Cumhurbaşkanı. Erdoğan da başbakan… Ancak bir yandan da cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor.
Çünkü Abdullah’ın Gül’ün görev süresi 28 Ağustos 2014’te bitecek.
29 Nisan 2014 tarihli Radikal gazetesinin manşetindeki Ömer Şahin’in haberi de bu gelişmelerle ilgili.
“Köşk Yolunda 4 Açılım” manşetinin yanında yukarıdan aşağı uzatılmış Erdoğan’ın dekupe bir resmi var.
Manşet altında ise şu cümle yer alıyor:
“Hükümet cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce siyasi iklimi yumuşatma peşinde.”
Temel hak ve özgürlüklerin tavizsiz uygulandığı normal bir hukuk devletinde “siyasal yumuşama-sertleşme” başlıkları söz konusu olur mu?
Türkiye’de hukuk buharlaştıkça normal ile anormal de yer değiştirdi, yer değiştirmeye de devam ediyor.
Radikal’in haberinde “siyasi iklimi yumuşatma” adımları şöyle özetleniyor:
“Ruhban Okulu’nun iadesi.
Cemevlerine statü.
İç diyaloğu yükseltme ve İsrail’le yumuşama hedefte.”
Türkiye’de siyasetin değişmez konularından olsa da, Ruhban Okulu’nun iadesi, Cemevleri’nin statüsü doğrudan temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren konular.
Asla siyasetin rant avcılığının kurbanı haline getirilebilecek haklar değil.
Bizde ise siyaset oyun alanı.
Bizi yadırgatmayan, hatta zevkle tartışarak balıklama içine daldığımız siyasal gelişmeler, normal demokratik kültürden beslenenleri çok yadırgatıyor.
Bunu da yine 29 Nisan tarihli Hürriyet gazetesinin manşetinde bir kez daha görüyoruz… Hürriyet’in manşetinde “Güçlüyken Bunlar Niye” başlığı var.
Altındaki spot cümleler şöyle:
“Almanya Cumhurbaşkanı’ndan 4 soru:
Twitter yasaklanmak zorunda mı?
AYM Başkanı neden bu kadar eleştirel konuştu?
Hükümet güçlüyken yargıya müdahalesi demokrasiyi güçlendirecek mi?
Hükümet neden medyaya karşı güç gösteriyor?”
Belli ki o dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün resmi davetlisi olarak Türkiye’yi ziyaret eden Alman Cumhurbaşkanı Joachim Gauck‘a da ta 12 yıl önceki Türkiye’nin normali fazlasıyla anormal gelmiş.
12 yıl sonra ise anormal biraz daha anormalleşti.
Twitter en tehlikeli konulardan biri.
AYM kararları anayasa emri olmasına rağmen uygulanmıyor… Başta mahkemeler uygulamıyor.
Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 118. sıradayız. Bu, yargının halini kısa ve öz olarak anlatmakta.
Medya ise rahmetli oldu.
Bir de “yumuşama adımları” nedeniyle sözü edilen Ruhban Okulu ile Cemevleri’ne statü konuları var.
Bu iki konunun 12 yıl sonraki durumu nedir?
“Heybeliada Ruhban Okulu’nun eğitim faaliyeti 1971’den beri kapalıdır; ancak okulun mülkiyetindeki 190 dönümlük arazi ve ormanlık alan, 2013 yılında Aya Triada Manastırı Vakfı’na iade edilmiştir.
Binanın yeniden eğitim için açılması ise hukuki ve siyasi tartışmalarla gündemdeki yerini korumaktadır.”
“Cemevlerine yasal ibadethane statüsü verilmesi, Türkiye’de uzun süredir devam eden eşit yurttaşlık ve anayasal eşitlik talebidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve iç hukukta yargı kararları cemevlerinin ibadethane olduğunu vurgulasa da resmi mevzuatta imar ve temel giderler konusunda hukuki düzenlemeler sınırlı kalmaktadır.”
29 Nisan 2014’den 29 Nisan 2026’ya…
Ya da…
Normalin anormalleşmesi…
Anormalin normalleşmesi…
Anormalin anormalleşmesi…
mehmetaltan.com.tr’den alınmıştır.