14 Şubat’ta başlayacak 61. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) öncesinde 2025 yılı raporu yayımlandı.

Ceyhun Bozkurt, Radyo Sputnik’te yayınlanan Bölgenin Kalbi programında 14 Şubat – 16 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek Münih Güvenlik Konferansı hakkında konuştu.
Bozkurt, bu bahis ile ilgili şöyle konuştu:
Münih Güvenlik Konferansı, Atlantik perspektifli yaklaşan Batı dünyasının askeri manada stratejisini, jeopolitik atakların belirlenmesinde çok önemli merkezlerdendir. Bu yıl 61.kez düzenlenecek. Konferansın 2025 yılı başlığı “çok kutupluluk” başlığıyla başlıyor. Bir manada Putin’in konferansa geri dönüşü diyebiliriz. Dünya, ABD başkanında “tek kutupluluktan çok kutupluluğa kayıyor” diyor. Bunu derken “çok kutupluluğa kaymalı” diyen Vladimir Putin’in 18 yıl önce Münih Güvenlik Konseyi’nde söylediği sözlerini hatırlattılar. 151 sayfalık bir rapor, konferans 14 Şubat’ta başlıyor. Konferansta çok önemli isimler var. Raporda yer alan ana saptama, dünyanın tek kutupluluktan, çok kutupluluğa doğru ilerlediği yönünde. “Çok kutuplu bir düzen ortaya çıkacak. Bu türlü bir periyoda şahit oluyoruz ya da hali hazırda bunun içinde yaşıyoruz” deniyor. Olağanda Soğuk Savaş iki kutupluydu raporda iki kutupluluktan bahsetmiyor. Rapor, ikiden fazla kutupluluk olmasından bahsediyor. Raporda, Amerika – Çin rekabetine atıf yapılıyor. Olayın sadece Amerika ve Çin arasındaki çabadan daha fazla güç gayretine evirilebilir” ifadesi geçiyor. Bu nokta önemli, zira farklı farklı güç merkezleri var. Çin çok önemli bir ekonomik güç, çok önemli bir askeri güç olma yolunda ilerliyor. Çin dışında çok önemli güç merkezleri var Rusya, Hindistan, Türk dünyası da var. Raporda, Amerika’nın dünyadaki rolünün azaldığı söyleniyor. Amerika’nın liderlik rolünden çekilmesi savaş ve barış konusunda sonuçlar doğuracaktır ifadesi yer alıyor. “ABD olmadan insanlığın karşı karşıya olduğu birçok önemli tehdidin kimileriyle mücadele edebilmenin hayal olduğu” da raporda iddia ediliyor. Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Hala Amerika’dan medet uman önemli bir zihniyet var. Çok kutuplulukla birlikte liberalizmin de zayıfladığı söyleniyor. Bu son derece çok önemli bir vurgu. ABD’nin Avrupa için artık bir risk ögesi olduğu, inançlı bir yer olmadığı da dile getiriliyor. Avrupa, yanlış siyasetleriyle kendisini savunmasız bıraktı. Türkiye, Rusya ile irtibatı koruyarak doğru bir siyaset izledi.