DOLAR
45,9049
EURO
53,4055
ALTIN
6.685,16
BIST
13.902,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Pandora’nın Kapısı romanı raflarda

Pandora’nın Kapısı romanı raflarda

Pandora’nın Kapısı romanı raflarda
11.06.2025 21:20
6
A+
A-

Aykut Coş’un kaleminden çıkan Pandora’nın Kapısı, tutkunun, acının ve aşkın etrafında gelişen içsel bir yolculuğun hikâyesini anlatıyor.

90’ların Almanya’sında geçen roman, genç bir adamın hayatla, tutkularıyla ve geçmişiyle olan savaşını merkezine alırken; bir yandan da aşkın ördüğü görünmez ağın, insan yaşamlarını nasıl birbirine bağladığını incelikli bir dille anlatıyor.

“Maya bir adım atıp içeri girdi. Tahta kapı aralandığı gibi yavaşça geriye kapanıyordu. Lanski, bir Mayıs günü, kendi elleriyle açtığı barın tahta kapısında, karşısında Maya’yı görüp göz göze geldiklerinde, açılan Pandora’nın kutusu değil, Pandora’nın kapısıydı. Şimdi o kapı kapanıyordu.”

“Birini öldürmek için, her şeyi unutabilecek kadar acımasız olmak gerektiğini artık Lanski de biliyordu.”

Birbirine aşık iki genç insanın, kaderlerinde bir çıkış yolu bulamadıklarında yaşadıkları umutsuzluk, çaresizlik ve peş peşe gelen sonlar, tekrar eden ufak trajediler. Bir ailenin yaşamına ve dramına tanıklık eden, genç bir adamın hayata tutunma çabaları.

İnsan, kendi benliğinde kaybolurken yaşamın hangi katmanında olduğunu nasıl anlayabilir ki?

Roman hakkında

David Hume’un “Akıl tutkuların kölesidir.” sözüne yakışan bir tutku hikâyesi: Kimi zaman hayal gücünün, kimi zamansa arzularının onu içine esir aldığı uykusundan bir türlü uyanamayan genç bir adamla, bu yolda aşk yorgunluğuna sürüklenmiş genç bir kadının hikâyesi.

“Bir gece kelebeğinin çarpan kanatlarında, yansımalarda yaşayan bir yarasa gibi, o da Maya’nın izlerinde yaşıyordu.

Roman, felsefi alt metinleriyle dikkat çekiyor. Aykut Coş, kurgusunda okuyucuyu sadece bir aşk hikâyesiyle değil, aynı zamanda insanın içsel labirentlerinde dolu dolu bir yolculuğa çıkarıp; insan doğasının derinliklerine iniyor. Duygusal yoğunluğu yüksek ve zihinsel sorgulamalara açık bir roman.

Aykut Coş hakkında

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.