DOLAR
48,4310
EURO
56,3625
ALTIN
6.878,75
BIST
14.139,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

“Shameless”ın yıldızı Emmy Rossum: Kadınları “melek mi, şeytan mı?” diye sınıflandırmak çok kolay

“Shameless” dizisinde Fiona Gallagher karakteriyle tanınan Emmy Rossum, yeni dizisi “Furious”ta geçmişinin travmalarıyla yaşayan FBI ajanı Alice Black’i canlandırıyor. Rossum ve dizide seri katil Catherine rolünü üstlenen Lola Petticrew, kadın öfkesinden “kusursuz mağdur” algısına, adalet ve intikam arayışından kadın karakterlerin ahlaki gri alanlarına uzanan hikâyeyi anlattı.

“Shameless”ın yıldızı Emmy Rossum: Kadınları “melek mi, şeytan mı?” diye sınıflandırmak çok kolay
06.09.2026 17:20
0
A+
A-

Furious, geçmişinde şiddete maruz kalmış FBI ajanı Alice Black ile gizemli seri katil Catherine’in yollarını kesiştiriyor. Biri hukuk sisteminin sınırları içinde, diğeri ise kendi yöntemleriyle adalet ararken dizi, iki karakter arasındaki benzerlikleri giderek görünür hale getiriyor.

Hürriyet’ten Barbaros Tapan’ın yazısına göre, Emmy Rossum, Alice’i canlandırırken karakteri yargılamak yerine onun dünyasını anlamaya çalıştığını söyledi. Alice’in hem geçmişte yaşadığı şiddetin hem de erkek egemen bir alanda yıllarca çalışmasının etkisiyle daha yumuşak taraflarıyla bağını kopardığını belirten Rossum, iki kadın karakterin de bir şey hissedebilmek için uç noktalara ihtiyaç duyduğunu anlattı.

“İkisi de adalet ve intikam peşinde”

Rossum’a göre Alice ile peşine düştüğü Catherine, ilk bakışta karşıt taraflarda görünseler de aslında birbirlerinin aynası.

“İkisi de derinden kusurlu kadınlar; ikisi de adalet ve intikam peşinde” diyen Rossum, aralarındaki temel farkın adaleti arama biçimleri olduğunu söyledi.

Rossum, Alice’in kendisi için adaletin mümkün olduğuna inanmayı bıraktığını ancak başkaları için adalet aramayı sürdürdüğünü; bunu yaparken kendisini daha önce hayal kırıklığına uğratan hukuk sisteminin sınırları içinde kalmaya devam ettiğini belirtti. Catherine ise aynı arayışı daha “patlayıcı ve dışavurumcu” bir biçimde sürdürüyor.

“Kusursuz mağdur düşüncesini yıkıyor”

Catherine’i canlandıran Lola Petticrew ise karakterinin işlediği suçlara rağmen izleyicinin sempatisini kazanabilecek şekilde kurulduğuna dikkat çekti.

Dizinin izleyicinin ahlaki sınırlarını giderek zorladığını söyleyen Petticrew, insanların daha önce hiçbir koşulda savunmayacaklarını düşündükleri davranışları hikâye ilerledikçe sorgulamaya başladıklarını ifade etti.

Petticrew’a göre dizi aynı zamanda “kusursuz mağdur” anlayışına da karşı çıkıyor:

“Karşınıza yalnızca masum ‘komşu kızı’ tipi çıkarılır ve onun yaşananları kesinlikle hak etmediği söylenirse, dolaylı olarak bazı insanların bunları hak ettiğini ima etmiş olursunuz.”

Seri katil Catherine’i oynarken kendi ahlaki yargısını karaktere taşımadığını belirten Petticrew, dedi.

Rossum: Ahlaki gri alanlar beni çok etkiliyor

Shameless‘tan Angelyne‘e ve The Crowded Room‘a uzanan kariyerinde giderek daha çelişkili kadınları canlandıran Rossum, bunun bilinçli bir tercih olduğunu söyledi.

“Ahlaki gri alanlar beni çok etkiliyor” diyen Rossum, genç ve naif kadın rollerinden uzaklaşmanın kendisine geçmişi, kusurları ve çelişkileri bulunan karakterleri oynama fırsatı verdiğini anlattı.

Rossum, özellikle ilk anda yargılama, kafa karışıklığı veya rahatsızlık yaratan karakterlere yöneldiğini belirterek, “Kadınlar söz konusu olduğunda, ‘Melek mi, şeytan mı?’ diye sınıflandırmak çok kolay. Bense gerçek hayatın o karmaşık, dağınık hâliyle çok daha fazla ilgileniyorum” ifadelerini kullandı.

“Kadınların öfkesi kültürün her zaman bir parçasıydı”

Petticrew, Furious‘un kadın öfkesi ve kurumlara duyulan güvenin tartışıldığı bir dönemde yayımlanmasına ilişkin değerlendirmesinde, dizinin tek bir güncel olay üzerinden okunmasına karşı çıktı.

Ataerkillik ve kadın düşmanlığını besleyen yapıların çok daha eski ve köklü olduğunu söyleyen Petticrew, kadın öfkesinin yeni görünür olmuş bir olgu gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

“Bu mesele kültürün her zaman bir parçasıydı” diyen Petticrew, dizinin adına ilham veren kavramın Antik Yunan’daki Furia’lara kadar uzandığını hatırlattı.

( ALINTI www.hurriyet.com.tr/yazarlar/barbaros-tapan/adalet-ve-intika… )

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.