Suriye’de görüşme ve anlaşma muamması: Mazlum Abdi’nin Şam’da olduğu bilgisi doğrulanmadı

Suriye Demokratik Güçleri ile (SDG) Şam yönetimi arasında askeri güçlerin merkezi orduya entegre edilmesi konusunda taraflar arasında görüş birliğine varıldığı ve SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin bu kapsamda Şam’da olduğuna yönelik iddialar merkezi Suriye yönetimi tarafından yalanlandı.
Erbil kaynaklı Rudaw TV, Abdi’nin, Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmek üzere Şam’a ulaştığını duyurdu. Kuzeydoğu Suriye’deki bir kaynağa dayandırılan haberde, ziyaretin temel amacının Cumhurbaşkanı Şara ile üst düzey bir görüşme gerçekleştirmek olduğu ifade edildi.
Dört ana başlık
Taraflar arasında yürütülen görüşmelerin, Suriye’nin askeri, ekonomik ve idari yapısında köklü değişiklikler öngören dört temel başlık etrafında şekillendiği belirtiliyor:
Askeri birlik
“Bir ülkede iki ordu olmaz” ilkesi doğrultusunda, SDG’nin Suriye Ulusal Ordusu’na entegre edilmesi planlanıyor. Farklı silahlı yapıların tek çatı altında nasıl birleşeceğine, oluşturulacak ortak bir askeri komite karar verecek.
Doğal kaynaklar ve sınır kapıları
Petrol başta olmak üzere doğal kaynak gelirlerinin tüm Suriyelilere ait olması hedeflenirken, Irak ve Türkiye sınır kapılarının mevcut personelin hakları korunarak Şam yönetimiyle ortak şekilde işletilmesi öngörülüyor.
Ademi merkeziyetçi yönetim
107 sayılı yasanın revize edilmesiyle, illerin kendi valilerini ve yerel yöneticilerini seçebileceği merkezi olmayan bir yönetim modelinin hayata geçirilmesi gündemde.
Resmi kurumların dönüşü
Tapu, nüfus ve sivil sicil kayıtlarının, Özerk Yönetim bölgelerinde devlet nezdinde yeniden aktif hale getirilmesi planlanıyor.
Halep’te yaşananlar süreci zorluyor
Diplomatik temaslar hız kazanırken, sahadaki askeri ve güvenlik gerilimlerinin süreci kırılganlaştırdığı belirtiliyor. Halep’in Kürt nüfusun yoğun olduğu Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde, Şam hükümetine bağlı güçlerle Özerk Yönetim’e bağlı asayiş birimleri arasında çatışmalar ve karşılıklı suçlamalar yaşanıyor.
SDG cephesi tanklı ve ağır silahlı saldırılardan söz ederken, hükümet yetkilileri ise SDG’ye bağlı keskin nişancıların bir polisi yaraladığını öne sürüyor. Uzmanlar, Mazlum Abdi’nin Şam ziyaretini, Mart 2025’te imzalanan çerçeve anlaşmasının tam anlamıyla hayata geçirilmesine yönelik kritik bir adım olarak değerlendiriyor. Görüşmenin içeriğine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, temaslarda Suriye’nin siyasi geleceği, idari yapılanma ve güvenlik başlıklarının ele alınmasının beklendiği ifade ediliyor.
Rudaw’ın haberi sonrası açıklama yapan Suriye Dışişleri Bakanlığı, Abdi’nin Şam’a gelmediği ve böyle bir görüşmenin yapılmadığı belirtildi. Açıklamada SDG için zamanın gittikçe daraldığı ifade edildi. Şam yönetimi tarafından önceki gün yapılan açıklamada ise, Şam ile SDG arasındaki müzakerelerde hiçbir ilerleme kaydedilmemesi nedeniyle temasların kesildiği ve görüşmelerin askıya alındığı belirtilmişti.
Şam’dan gelen olumsuz açıklamalara rağmen Kuzeydoğu bölge yönetiminin, görüşmelere yönelik olumlu açıklamalar yapmaya devam etmesi dikkat çekiyor. Açıklamalarda, Kamışlı ile Şam arasındaki müzakerelerin artık “teorik tartışmalar” aşamasını geride bıraktığını ve somut uygulama sürecine girildiği vurgulanıyor.
Rûdaw TV yayınına katılan yazar İlhami Işık, Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerde gelinen son aşama ve Kuzeydoğu Suriye (Rojava) yönetimi ile Öcalan arasındaki temaslara ilişkin önemli iddialarda bulundu. Işık, Ankara, Şam ve Washington hattındaki diplomasi trafiğine dikkat çekerek, Rojava’nın statüsü ve askeri yapısı hakkında kritik bir dönemece girildiğini ifade etti.
“Şara ve Mazlum Abdi anlaşmayı her an duyurabilir”
Suriye’deki yeni süreçte SDG ile Şam yönetimi arasındaki müzakerelerin bir anlaşma ile sonuçlanmak üzere olduğunu belirten İlhami Işık, anlaşmanın en geç yarına kadar açıklanacağını ileri sürdü. Işık, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile Mazlum Abdi arasında bir uzlaşı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“En geç yarına kadar Mazlum Abdi ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara arasındaki görüşmenin sonuçlarını duymayı bekliyoruz. Hatta bu akşam açıklanma ihtimali de yüksek. Çünkü 29 Aralık’ta Büyükelçi Barrack, bu görüşmelerin sonuçlarını Trump’a sunacak. Takvim ayın 29’unda sonuçlanıyor. Dolayısıyla Şam’da bu anlaşmanın duyurulması an meselesi.”
“Öncelik askeri anlaşma, anayasa sonra gelecek”
Anlaşmanın kapsamına değinen Işık, şu anki önceliğin askeri konular olduğunu, anayasal ve hukuksal statü görüşmelerinin ise zamana yayılacağını vurguladı. Batı ülkelerinin ve ABD’nin Şam yönetimi üzerindeki baskısına dikkat çeken Işık, “IŞİD’in tekrar güçlenmesi endişesi ve Batı’nın mevcut Suriye ordusuna tam güvenmemesi nedeniyle sürecin hızlandırılması isteniyor. En son Palmira’da yaşananlar, Suriye ordusu içindeki farklı bileşenlerin yarattığı zaafiyeti gösterdi. SDG’nin orduya entegre olması, IŞİD ile mücadeleyi daha meşru ve güçlü hale getirecektir” değerlendirmesinde bulundu.
“Silah bırakma değil, orduya entegrasyon”
Sürecin bir “silah bırakma” olarak okunmaması gerektiğinin altını çizen Işık, SDG’nin kendi kimliğini koruyarak Suriye ordusu çatısı altına gireceğini belirtti. Işık, askeri yapının nasıl şekilleneceğine dair şunları söyledi:
“Silah bırakma diye bir şey söz konusu değil. Hiç kimsenin böyle bir beklentisi yok. Gerçekleşecek olan, SDG’nin tek ordu içerisinde konumlandırılmasıdır. Komuta kademesi ve şekli üzerindeki anlaşmazlıklar büyük ölçüde giderildi. SDG, kendi komutanlarıyla, kendi özelliklerini koruyarak; örneğin üç tümen veya farklı bir yapılanma ile Suriye ordusuna entegre olacak.”
Sınır kontrolü ve Türkiye’nin kaygıları
Anlaşmanın sınır güvenliği boyutuna da değinen İlhami Işık, Türkiye’nin endişelerinin giderilmesine yönelik adımların da masada olduğunu ifade etti. Sınırların Suriye ordusu tarafından kontrol edileceğini ileri süren Işık, “Eğer bir orduya entegre olmuşsanız, sınırları doğal olarak Suriye ordusu koruyacaktır. Orada Suriye Cumhuriyeti’nin bayrakları olacaktır ama SDG’nin de o çatı altında varlığı sürecektir. Bu durum Türkiye’nin sınır güvenliği kaygılarını büyük ölçüde giderebilir. Ancak Türkiye’nin SDG’yi PKK ile ilişkilendirmesinden kaynaklı endişeleri devam edecektir. Yine de bu anlaşma, zaman içerisinde herkesin içine sinebilecek bir tablonun başlangıcı olabilir” diye konuştu.