Türkiye dâhil 21 ülkede kritik araştırma | Türklerin yarısı Trump’tan memnun, ülkenin geleceğinden umutsuz; dünya, Çin’i sevmeye başlıyor!

Dünya tam bir yıldır ABD Başkanı Donald Trump’ın çarpıcı çıkışlarını, alışılmadık açıklamalarını, başta Avrupa olmak üzere müttefiklerine karşı kullandığı keskin dili konuşuyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılması ve ardından yaşananlar, ikinci Beyaz Saray döneminin ilk yılı geride kalırken yeni Trump yönetiminin dünyaya nasıl baktığının en çarpıcı örneği oldu. Maduro’nun kaçırılmasından sonraki ilk saatlerde ABD Başkanı’nın NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ilhak tehdidi, Trump 2.0’ın hasmı olmanın da müttefiki olmanın da ‘eski düzendeki gibi olmadığı’ mesajını verdi. Son bir yılda uluslararası aktörler, yaklaşmakta olan yeni dönemin fırsatlarına odaklanabilmek için daha çok Trump’ı ‘idare etme’ üzerine kurdukları yaklaşımlarıyla Cumhuriyetçi başkanın ikinci Oval Ofis dönemine ayak uydurmaya çalıştı.
Peki, Trump’ın görevdeki ilk yılı geride kalırken, bu sarsıcı dönüşüm dünya genelinde seçmenler tarafından nasıl algılanıyor? Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin (ECFR) “Trump Çin’i Nasıl Yeniden Büyük Hale Getiriyor ve Bunun Avrupa İçin Anlamı” başlıklı 21 ülkede yapılan anketlere dayanan raporu işte bu soruya yanıt veriyor.
Türkiye’de yaygın görüş, Çin’in etkisini artıracağı yönünde
Rapora göre Türkiye’de yüzde 63, Çin’in önümüzdeki 10 yılda etkisini artıracağına inanılıyor. Ayrıca Türkiye’de önümüzdeki 5 yılda Ankara’nın Çin’le iyi ilişkiler kuracağını veya şu anki ikili ilişkilerin olumlu seyirde devam edeceğini düşünenlerin oranı yüzde 73.
Ancak diğer yandan Türkiye’nin yüzde 54’ü ABD’nin önümüzdeki 10 yılda küresel etki alanını artıracağını düşünüyor. Yüzde 23 de ABD’nin şu anki etki alanından kayıp yaşamadan devam edeceğini düşünüyor. İkisi birlikte, Türkiye’nin yüzde 76’sının ABD’nin önümüzdeki 10 yıl içinde küresel siyasetteki etkisini koruyacağını düşündüğü anlamına geliyor.
Yalnızca yüde 11, ABD’yi ‘müttefik’ olarak görüyor
İlginç şekilde, Türkiye’de yalnızca yüzde 11’lik kesim ABD’nin bir müttefik olduğunu düşünürken yüzde 42 Washington’ın “gerekli partner” olduğunu düşünüyor. Yüzde 20’lik bir kesim de ABD’yi rakip, hasım olarak görüyor.
ECFR raporuna göre Türkiye’de yüzde 30’luk bir kesim, önümüzdeki 5 senede ABD’yle ilişkilerin güçleneceğini düşünüyor. Neredeyse buna yakın oranda, yüzde 27’lik bir kesim de ilişkilerin zayıflayacağı görüşünde.
Yüzde 50, Trump’ı beğeniyor!
ECFR anketine katılanların yüzde 21’i, ABD Başkanı Trump’ın bir yıllık görev süresi boyunca “çok iyi iş” çıkardığını düşünürken yüzde 29 da “iyi iş” çıkardığını düşünüyor. Bu, toplamda yüzde 50’lik bir olumlu görüşe tekabül ediyor. Türkiye’deki bu oran, genel ülkeler arasında üçüncü sırada.
Tercih hâlâ Amerikan bloğundan yana
Öte yandan Türkiye’deki yüzde 58, hem Çin hem de ABD’yle iyi ilişkiler kurmanın mümkün olduğunu; yüzde 33 ise bunun imkânsız olduğunu düşünüyor. Ayrıca ankete katılanların yüzde 40’ı yanında yer almak üzere bir gücü seçmek istese Amerikan bloğunu tercih ederken yüzde 35 Çin bloğunu tercih ediyor.
Türkiye’nin yüzde 54’ü ülkenin geleceği konusunda kötümser
ECFR anketinde Türkiye’deki yüzde 22’lik kesimin ülkesinin geleceğiyle ilgili iyimser olduğunu söylerken yüzde 54 kötümser olduğunu ifade etti.
Türkiye’de yüzde 33’le ülkeye yönelik ABD ve AB politikasının aynı olduğunu düşünüyor. Benzerlikler taşıdığını söyleyenlerin oranı yüzde 27. Toplamda yüzde 60 ile Türkiye bu listelemede Hindistan, Rusya, Rusya, Güney Afrika, Brezilya, Çin ve Güney Kore’den oluşan listenin zirvesinde yer alıyor.
Öte yandan Türkiye’nin yüzde 46’sı, AB’yi hâlâ küresel bir güç olarak görüyor.
“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap”, “Çin’i Yeniden Büyük Yap” mı oldu?
Raporda yalnızca Türkiye’yle ilgili değil, Trump’ın ilk bir senesinin uluslararası kamuoyunda nasıl yankılandığıyla ilgili de çarpıcı bilgilere yer veriliyor. ECFR anketine göre; Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” yaklaşımı, Çin’i dünyanın gözünde “yeniden büyük yapmış” gibi görünüyor.
Dünyanın dört bir yanında, Çin’in eskiye oranla daha güçlü bir konuma geleceğine inanılıyor. Rapora göre Trump’ın Soğuk Savaş sonrası uluslararası düzene aykırı konum alışları uluslararası aktörler kadar bireyleri de “Pekin’le daha güçlü bağlar kurmak konusunda serbest bırakmış olabilir”.
Anket, 15’i AB üyesi ve 6’sı AB üyesi olmayan toplam 21 ülkede Kasım 2025’te yapılmış ve Maduro’nun kaçırılması olayı o dönemde henüz yaşanmamış olsa da Trump’ın “aykırılıkları” kimsede ABD öncülüğündeki ittifaka hizalanma ihtiyacı hissettirmiyor.
ABD’de bile Çin’in önümüzdeki 10 yıl içinde küresel etkisini artacağını düşünenlerin oranı yüzde 54. Bu oran Britanya’da yüzde 50 iken Ukrayna’da yüzde 51. Liste başı yüzde 83 ile Güney Afrika olurken Türkiye, yüzde 63 ile ilk üçte.
Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Polonya, Danimarka, Estonya, Portekiz, Macaristan ve Bulgaristan’dan oluşan EU10’deki oran da yüzde 53.
Üstelik ABD’de yüzde 51, Çin’i müttefik ve gerekli bir partner olarak tanımlarken bunu yüzde 53 ile İsviçre, yüzde 45 ile Güney Kore, yüzde 50 ile EU10 izliyor. Türkiye ise yüzde 53 ile listenin beşinci sırasında yer alıyor.
Çin’in yükselişi ABD’nin düşüşüne mi işaret ediyor?
ECFR anketine göre ABD’nin önümüzdeki 10 yıl içinde küresel etkisini artıracağını düşünen Amerikalıların sayısı yüzde 43. Bu fikri daha sonra yüzde 54 ile Türkiye, yüzde 68 ile Güney Afrika, yüzde 71 ile Hindistan ve yüzde 72 ile Brezilya paylaşıyor.
Rapora göre dünyada bir azınlık ABD’nin güçleneceğini düşünürken yine de Washington’ın küresel olarak etkili bir oyuncu olacağı gerçeğini değiştirmiyor. Raporda ABD için “artık liberal küresel sistemi ve Batı ittifakı sistemini yönlendirmeyen fakat Batı’nın zayıfladığı bir dönemde büyük güçlerden biri” ifadeleri kullanılıyor.
Amerikan gücündeki bu değişken ve belirsiz tablo, dünyada insanların ABD’ye duyduğu yakınlığı da aşındırıyor. Burada en dikkat çekici düşüş AB vatandaşları arasında yaşandı. AB vatandaşlarının yalnızca yüzde 16’sı ABD’yi bir müttefik olarak görüyor; yüzde 20’si ABD’yi rakip veya düşman olarak görüyor.
Orta ölçekli ülkelerde Çin’in gördüğü destek dikkat çekici
Rapora göre dünyanın büyük bölümünde ABD’ye dair görüşler bir çöküşten ziyade gerileme yaşıyor. Fakat dikkat çekici olan bazı kilit önemdeki orta ölçekli güçler arasında Çin’in gördüğü destek.
Güney Afrika’da halkın üçte birinden fazlası Çin’i bir müttefik olarak görürken, ABD için aynı şeyi söyleyenlerin oranı yalnızca beşte bir; Brezilya’da ise insanların dörtte biri Çin’i, Amerika’yı gördükleri şekilde bir müttefik olarak değerlendiriyor.
Trumpçılık artık umut vaat etmiyor
Göreve geldiği ilk dönemde Trump ve “Trumpçılık” umut vaat ederken birçok insanın Trump’tan beklentilerini düşürdüğünü ifade eden ECFR raporunda birçok ülkedeki hâkim havanın geniş çaplı bir kabullenişten geniş çaplı bir eleştiriye kaydığı yazıldı.
2024’ün sonunda Hindistan’da insanların yüzde 84’ü Trump’ın zaferinin ülkeleri için iyi bir gelişme olduğunu düşünürken bu oran şimdi yüzde 53’e kadar gerilemiş durumda.
Türkiye’de bu konudaki iyimserliğin gerileme oranı yüzde 11, Çin’de yüzde 25, Brezilya’da yüzde 4 ve Rusya’da yüzde 23.
ABD’de de Trump’ın Amerikan çıkarlarını uluslararası düzeyde savunduğuna dair inanç “çok iyi” ve “oldukça iyi” kategorilerinin toplamında ancak yüzde 34’ü bulabiliyor.
İki kutuplu dünyanın ideolojik tercihleri son mu buluyor?
Trump’ın ikinci döneminde ABD’nin çıkar odaklı ve ‘al-ver’e dayalı büyük güç olarak hareket etmesi ve Çin’in de kendisini eşit ağırlıkta bir küresel güç olarak konulandırmasıyla birlikte Batı dışında insanlar ülkelerinin büyümesi ve gelişmesi için daha fazla alan açılacağını düşünüyor.
Batı dışındaki insanlar için çok kutuplu dünya, ABD ve Çin’in süper güç olduğu ancak orta veya küçük ölçekteki birçok gücün de özgürce hareket edebilmesini sağlıyor.
Anketteki “Ülkeniz, Amerikan veya Çin bloklarından birine katılmak arasında seçim yapmak zorunda kalsaydı, hangisini tercih ederdiniz?” sorusuna verilen cevap bu bakımdan dikkat çekici. Güney Afrika’da yüzde 52 Çin’i, yüzde 38 ABD’yi tercih ederken Türkiye’de yüzde 35 Çin’i, yüzde 40 ABD’yi tercih ediyor. Brezilya’da yüzde 29 Çin’i, yüzde 51 ABD’yi tercih ederken fark en çok Güney Kore’de açılıyor. Güney Korelilerin yüzde 76’sı tercihini ABD’den yana kullanırken yüzde 7’si Çin’den yana kullanıyor. Onu yüzde 14 Çin, yüzde 61 ABD diyerek Hindistan izliyor.
Rusya, Ukrayna ve Çin’de değişen ‘Batı’ algısı
Dünyada güç dengeleri değişirken, insanların Avrupa konusundaki yaklaşımları da değişiyor. Avrupalılar, Trump’ın ikinci dönem politikalarıyla örtüşecek şekilde, Amerikan politikasının bir uzantısı olarak değil bağımsız aktörler olarak görülüyor.
Bu konuda en dramatik değişim Ruslar arasında yaşandı. Ruslar Avrupa’yı artık çatışma halinde oldukları bir hasım olarak görüyor. Rusların yüzde 37’si ABD’yi ‘hasım’ olarak görürken yüzde 27’si ‘gerekli partner’ olarak görüyor. 2024 yılında Rusların 48’i, 2023 yılında yüzde 64’ü ABD’yi hasmı olarak görüyordu.
Rusların yüzde 51’i AB’yi hasım, yüzde 14’ü ‘gerekli partner’ olarak görüyor.
Bu tablonun doğal sonucu olarak, bir zamanlar ABD’yi en büyük müttefikleri olarak gören Ukraynalılar artık koruma için Avrupa’ya yöneliyor. Ukrayna’da insanların neredeyse üçte ikisi, ülkelerinin AB ile ilişkilerinin güçleneceğini düşünüyor; Amerika için aynı görüşü dile getirenlerin oranı ise yalnızca üçte bir.
Trump’ın sözleri fayda etmiyor; Amerikalılar AB’ye dair görüşlerini değiştirmiş değil
Buna karşılık Amerikalılar AB’ye dair görüşlerini değiştirmiş değil. ABD’deki vatandaşların yüzde 40’ı AB’yi bir müttefik olarak görüyor. Ayrıca yüzde 49 ile Amerikalıların neredeyse yarısı “Avrupa’nın güvenliği aynı zamanda Amerika’nın güvenliğidir” görüşünü paylaşıyor. Amerikalıların yarıdan fazlası, yüzde 54 ile, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının Amerikan güvenliği için tehdit olarak görüyor.
Batı kendini nasıl görüyor?
Batı zayıflarken Avrupalılar dünyanın belki de en karamsar topluluğunu oluşturuyor. Avrupalıların yalnızca yüzde 34’ü kendi geleceği, yüzde 18’i ülkesinin geleceği ve yüzde 12’si dünyanın geleceği konusunda iyimser.
Avrupalılar AB’nin gücüne en az güvenenler arasında yer alıyor. Avrupa’da, AB’nin ABD ve Çin’le eşit şartlarda muhatap olabilecek bir güç olduğuna inananların oranı yüzde 39,2.
Pek çok Avrupalı, son derece tehlikeli bir dönemden geçtiklerini hissediyor; başka bir Avrupa ülkesine yönelik Rus saldırganlığı, büyük bir Avrupa savaşı ihtimali ve nükleer silahların kullanılması konusunda yüksek düzeyde endişe dile getiriyorlar.
Transatlantik Batı vs. geri kalan dünya geride kaldı
Raporun yazarları tarihçi Timothy Garton Ash, ECFR kurucu ortağı ve direktörü Mark Leonard ve Liberal Stratejiler Merkezi Başkanı Ivan Krastev ilk kez üç yıl önce yapılan ilk anketin sonuçlarıyla kıyaslandığında ortaya çıkan tablonun ‘son derece çarpıcı’ olduğunu düşünüyor.
Bir yanda Ukrayna’nın yanında Rusya’ya direnen ‘transatlantik Batı’ ile genel anlamda Rusya’ya yakın ‘geri kalan dünya’nın olduğu durumun değiştiğine dikkat çekilen raporda, “Trump’ın sınırsız narsisizmini okşamanın taktik bir zorunluluk olabileceği kabul edilse bile, Avrupa’nın bu Batı-sonrası, ‘Çin öncelikli’ dünyada nerede durduğuna dair içeride daha fazla dürüstlük, tutarlı bir Avrupa stratejisi oluşturmak için hayati önemdedir.” denildi.
Raporun yazarlarından ECFR kurucu ortağı Leonard’a göre de anket, “dünyanın Batı’nın sona erdiğini düşündüğünü” gösteriyor. Avrupalıların artık Amerika’yı bir müttefik olarak görmediğini, Ukraynalılar destek için Washington’dan ziyade Brüksel’e baktığını ve Rusların en büyük düşman olarak Amerika’yı değil Avrupa’yı gördüğünü vurgulayan Leonard, “Trump’ın ‘Önce Amerika’ kampanyası, ABD’yi müttefikleri nezdinde daha az popüler hâle getirirken Çin’i de lider konuma taşıdı,” yorumunda bulundu.