‘Kurbanın özü fedakarlık’

Merve Kara Kaşka
“Herkes gibi ben de güzel kıyafetlerimi giyiniyorum. Evimi süslüyorum, ailemi görmeye gidiyorum, bir sürü güzel yemek yiyoruz, bağış yapıyoruz… Hiçbir şey kaçırıyormuşum gibi de gelmiyor.”
Aiysha Younas 30 yaşında bir finansçı. Galler’de yaşıyor. Kendisini vegan Müslüman olarak tanımlıyor.
Kurban Bayramı’nın paylaşmakla ilgili olduğunu vurguluyor:
“Yardım kuruluşlarına bağış yapıyorum, o parayla insanlar istediklerini yapabiliyor. Böylelikle paylaşarak [İslam’ın] şartını yerine getirmiş oluyorum.”
Aiysha gibi vegan Müslümanlar hayvan hakları, ekoloji ve dini yorumlar üzerinden bayram geleneklerine alternatif yaklaşımlar geliştiriyor.
BBC Türkçe dünyanın farklı yerlerinden bu kişilerle, yaklaşımlarının nasıl şekillendiğini ve Kurban Bayramı deneyimlerini konuştu.
Kurban ibadeti dinlere nasıl yerleşti?
Bayramlarda kurban kesimine tanık olmanın kendisi için eskiden beri zorlayıcı bir deneyim olduğunu söylüyor:
“Eminim benim gibi birçok çocuk da hayvanların kesildiğini görünce travma geçiriyor ama bunun hakkında konuşmamıza, sorgulamamıza izin verilmiyor.”
Fawzia 18 yaşında vejetaryenliği, Covid-19 pandemisi döneminde ise vegan yaşam biçimini benimsemiş.
Hem vejetaryenler hem veganlar et yemiyor. Ancak vejetaryenler süt ve süt ürünleri tüketirken veganlar hayvansal gıdaların hiçbirini tüketmiyor.
Fawzia, veganlığın İslam ile çelişmediğini, bilakis dini öğretilerin hayvan refahına oldukça önem verdiğini düşünüyor.
Ona göre Kurban Bayramı’nın özünde, insanın kendisi için çok değerli olan şeyleri feda ederek yoksullara yardım etmesi niyeti var.
Kurbana alternatif olarak ihtiyaç sahiplerine, bitkisel, aylarca tüketebilecekleri yiyecekler alınabileceğini söylüyor.
Bunun endüstriyel hayvancılığın çevreye zararı ve su israfı gibi etkileri de azalttığına atıf yapıyor:
“Araştırmalara ve kutsal metinlere bakarsanız çok çevre dostu olduğunu görürsünüz.
“Yiyecek israf edemeyiz, su israf edemeyiz, sağlığımıza zarar veremeyiz ve hatta çevreye gelince, savaş sırasında bile ağaç kesemeyiz.”
‘Kurbanın özü fedakarlık’
Pandemi döneminde sosyal medyada veganlıkla tanışan Zehra Albistan, vejetaryen olduktan sonra, süt ve peynir gibi gıdaların ikamelerine erişebildiğini keşfetmesiyle vegan yaşam biçimini benimsemiş.
İstanbul’da yaşayan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi, Kurban Bayramı’nın kendisinde karmaşık hisler uyandırdığını söylüyor:
“Günlük yemek yapılacağı zaman kasaba gitmekle aynı şey gibi gelmiyor. Çünkü benim inandığım, değer verdiğim bir şey var ve bunun için yapılan bir pratik var; herhangi bir günden daha kötü hissettiriyor.”
Zehra’ya göre, bayramın temelinde, inanan kişinin değer verdiği bir şeyi feda etmesi ve yoksullara yardım etmesi var.
Zehra, kendisini vegan olmaya iten sebepleri “inancımla bağlantımın güçlü olduğunu; hayvan haklarının ihlal edilmemesi gerektiğini, dinde zulme yer olmadığını düşünmem” diye sıralıyor
Bayram sofraları nasıl kuruluyor?
Bayramlarda Müslümanlar arasında akraba ziyaretleri, kalabalık sofralar ve geleneksel yemekler önemli bir yer tutuyor.
2015 yılından beri vegan olan Aiysha, ailesi ilk zamanlarda beslenmesiyle ilgili endişelense de bugün adapte olduklarını söylüyor:
“Bayram yaklaştıkça annem ‘sana şu yemeği yapayım mı, şunu ister misin?’ diye soruyor… Hatta eşimin ailesi bile bana vegan yemek yapıyorlar.
“Aslen Hong Konglular ve mutfakları et, balık ve süt ürünleri üzerine kurulu. Bunun dışına çıkıp uyum sağlamaya çalışıyorlar.”
Aiysha, veganlık tercihinde hayvan haklarının birincil, iklim değişikliğinin ikincil önceliği olduğunu söylüyor
Zehra ise geleneksel Türk mutfağının çok zengin ve uyarlanabilir olduğunu vurguluyor:
“Zeytinyağlı yaprak sarması yiyorum, annem vegan baklava yapıyor. Genelde bayramda yenen geleneksel yemeklerin vegan hallerini ben de tatma imkanı buluyorum.”
Ancak bayram ziyaretleri söz konusu olduğunda herkes bu kadar anlayışlı olmayabiliyor:
Zehra yakınlarından “Neden yemiyorsun… Tamam normal günlerde yeme… Sen hayvan katliamına karşısın ama usulüne göre kesiliyor. Bugün bari ye…” gibi tepkiler aldığını söylüyor.
Lübnan’da yaşayan Fawzia ise vegan olduğu ilk yıllarda, “kurban kesmeyen kız” olarak algılandığı için rahat hissetmediğini, bu nedenle akraba ziyaretlerini kestiğini anlatıyor:
“Ama şimdi bir aktivist, bir insan ve bir vegan olarak daha olgunum… Kendime güveniyorum… Daha eğitimliyim. Daha güçlü argümanlar veya tartışmalar nasıl yapılır biliyorum.”
Fawzia, Lübnan mutfağında tabule, babaganuş ve hatata harra gibi veganlar için çok sayıda alternatif olduğunu söylüyor
BBC Türkçe‘ye konuşan vegan Müslümanlar, tercihlerinin çevreleriyle birlikte değişen bir sürecin parçası olduğunu anlatıyor.
Aiysha, veganlığa geçişinde hayvan refahı en önemli önceliğiyken, iklim krizinin ikinci sırada olduğunu söylüyor.
“Çevresel faktörler söz konusu olduğunda insanların şu anki durumu düşünüp ‘hayır ama çok lezzetli’ demelerini anlamıyorum… Burada yaşıyorsunuz ve bu durum sizi şu anda etkiliyor ve çocuklarınız olursa siz öldükten sonra da etkilemeye devam edecek…” diyor.
Fawzia, iklim krizi, hayvan hakları ve tüketim alışkanlıkları üzerine artan tartışmaların etrafındakileri etkilediğini ifade ediyor.
Yakınlarının beslenme alışkanlıklarında da yer yer bitkisel beslenmeye yakınlaşan değişimler yaşandığını belirtiyor.
Bu nedenle Kurban Bayramı, onlar için paylaşımın, fedakarlığın ve birlikte düşünmenin yeniden tanımlandığı bir dönem olarak da anlam kazanıyor.
Aiysha, “Bir vegan Müslüman olarak asla et yiyemeyiz demiyorum ama sadece gerçekten yaşadığımız çağda buna gerek var mı diye sorguluyorum” diyor.
( BBC )