Yenidoğan çetesi üyesi 47 şüpheli için hazırlanan iddianamede kimi şüphelilerin ‘etkin pişmanlık’ kararlarından yararlanmak istedikleri belirtildi. Çete lideri Dr. Fırat Sarı ve Dr. İlker Gönen’in ise faal pişmanlıktan yararlanmak istemediklerini söyledikleri de ortaya çıktı.

Türkiye’nin gündemine oturan ‘yenidoğan çetesi’yle ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede farklı ayrıntılar ortaya çıktı. 22’si tutuklu 47 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, şüphelilerin sözleri de yer aldı.
Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyip istemedikleri soruldu
Bu sözlere göre, şüphelilere sorgularında faal pişmanlık kararlarından faydalanmak isteyip istemedikleri de soruldu.
İddianamede örgüt elebaşı olduğu değerlendirilen şüpheli Dr. Fırat Sarı, etkin pişmanlık kararlarından faydalanmak istemediğini söyledi.
Tüm prosedürler yasalara uygun savunması yaptı
“Tıp Fakültesinde okuduğum zaman ‘PKK örgüt üyeliği’nden karar giyerek 5 yıl civarı cezaevinde yattım. Cezaevinden sonra okuluma tekrar dönüp bitirerek, mezun oldum.” diyen Sarı, yaklaşık 7-8 yıl önce Medisense Sağlık Hizmetlerini kurduğunu ve yüzde yüz paylı sahibi olduğunu kaydetti.
Geçimini doktorluk mesleğini yaparak sağladığını anlatan Sarı, “Danışmanlık verdiğimiz hastanelerde tüm prosedürler kanunlara uygun biçimdedir. Kent Sağlık Müdürlüğünün tuttuğu tutanakla ilgili olarak tespit edilen eksiklikler hastane yönetimi ile alakalı eksikliklerdir. Epikriz yazılması ile ilgili eksiklikler tabibin sorumluluğundadır.” sözlerine yer verdi.
Doktorların ve o kısımda çalışan hemşirelerin maaşlarını hastane idarelerinin ödediğini belirten Sarı, birtakım hesap hareketlerinde yer alan para gönderme süreçlerinin “motivasyon maksatlı ve borç alıp verme” benzeri olduğunu savundu.
Genel olarak yenidoğan ağır bakımda kalan bebek sayıları azaldığında danışmanlık hizmeti verdikleri hastane idareleriyle sorun yaşadıklarını iddia eden Sarı, “Hastaneler, bebek sayılarının artmasını istiyorlardı. Hasta tam güzelleşmeden ya da tedavi ret ile ailenin bebekleri almasından hastane idareleri zarar ettiklerinden ötürü bizim danışmanlık hizmetimizden şikayet ediyorlardı. Erken taburcu ya da taburcu hususlarını hastanenin kendi tabipleri karar vererek uygulardı.” şeklinde ifade verdi.
‘Bir suç işlediğimi düşünmüyorum’
Örgüt elebaşılığıyla suçlanan şüphelilerden Dr. İlker Gönen, suç işlediğini düşünmediği ve aktif pişmanlık kararlarından faydalanmasını gerektirecek bir durum olmadığını savundu.
Gönen, “Kuleli Askeri Lisesi mezunuyum. 2009 yılında tabip üsteğmen olarak görevli olduğum zaman askeriyeden ayrılmam nedeniyle 6 ay Silivri Cezaevinde hükümlü olarak kaldım. Bunun dışında hakkımda herhangi bir yakalama ve cezai işlem olmamıştır.” tabirini kullandı.
Yaklaşık 6 yıllık olan Medisense isimli şirkette bir yıla yakın bir süre çalıştığını ve ortada bir örgüt olmadığını ifade eden Gönen, evraktaki tape kayıtlarının çok büyük bir kısmının danışman doktor olması sebebiyle tıbbi sorular ya da sevk olunacak hastanın nereye sevk olacağıyla ilgili olduğunu kaydetti.
Ambülans sürücüsünden ‘sadece yardımcı olmak istedim’ savunması
İddianameye göre, bir diğer elebaşı 112 Acil Davet Merkezi ambulans sürücüsü Gıyasettin Mert Özdemir de ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek, faal pişmanlık kararlarından faydalanmak istediğini söyledi.
Bir WhatsApp konuşmasıyla ilgili Özdemir, “Edirne 112 Servisine kendimi Güney Hastanesi ve Bağcılar Hastanesi Yenidoğan Koordinatörü olarak tanıtmamın sebebi hastalara yardımcı olmaktır. Zati mesajı attıktan sonra buradan benim aracılığımla hasta sevki olup olmadığını hatırlamıyorum. Amacım yalnızca Edirne 112’ye muhtaçlıkları halinde yardımcı olmaktı, iletilerde da belirlendiğu benzeri hiçbir şekilde hastalardan bir para talebi söylediği söz edilen değildir.” tabirlerini kullandı.
Hemşireler ‘etkin pişmanlık’ istedi
Şüpheli hemşire Hakan Doğukan Taşçı ise faal pişmanlık kararlarından faydalanmak istediğini söyledi.
Kendisini usulsüz işlerin içine sokan kişinin Fırat Sarı olduğunu öne süren Taşçı, “Kendisi hastanede doktor bulundurması gerekirken doktor yerine beni bırakıyordu. Ben de çocukların sağlığı için elimden geleni yapıyordum. İşler güzelce çığırından çıktıktan sonra, çocukların sağlığı tehlikeye girdikten sonra bu şahısla daima tartıştım. Yaklaşık 4 aydır da kendisi ile görüşmüyorum. Kendisi ile arbede ederek ayrıldım.” savunmasını yaptı.
Taşçı, Gıyasettin Mert Özdemir’i ismen tanıdığını ve birkaç defa görüştüğünü ifade ederek, “Bu kişiyi CİMER’e şikayet ettim. Şikayet etme sebebim ‘bebek tüccarlığı’ yapmasından ötürü. Bu kişi 112 Acil’de ambulans sürücüsü olarak çalışır. Birçok özel hastane ile iş yapar. Genelde hastanelerde başhekimlerle, hastanede müdürleri ile anlaşarak hastanelere dışarıdan yenidoğan bebeklerin gelip yatışını yaptırıyor ve bundan kar elde ediyor. Bu süreçlerde hastanenin bu yenidoğan bebekler için uygun olup olmadığına bakmadan yalnızca para kazanmak için bebeklerin canını tehlikeye atarak hastanelere sevkini yapıyor.” tabirlerini kullandı.
Bırak ölsün diyerek işimi yapmamı engelledi
Geceleri hastanelerde nöbetçi tabip bulunması gerekirken bulunmadığını savunan Taşçı, şunları anlattı:
“Raporların neredeyse tamamı adapsız düzenleniyordu”
Şüpheli hemşire Hasan Basri Gök de aktif pişmanlık kararlarından faydalanma isteğini dile getirdi.
Bütün bildiklerini samimi bir şekilde anlatacağını belirten Gök, şunları kaydetti:
Bir ilaç yerine beş ilaç fatura ediyordu
Fırat Sarı’nın raporları hazırlayanların maaşlarına ek ödeme yaptığını kaydeden Gök, sözüne şöyle devam etti:
Gök, diğer şüpheli Hakan Doğukan Taşçı ile Fırat Sarı’nın talimatları doğrultusunda hastaneden ilaç çıkartıp sattıklarını ve parasını Sarı’ya verdiklerini ifade ederek, “2024 Ocak ayında artık bu usulsüzlüklere dayanamayarak bu şahsın yanından ayrıldım ve bütün temasımı kestim. Şahsın yaptığı bütün usulsüzlükleri 4-5 ay önce CİMER’e şikayet ettim.” tabirlerini kullandı.
Gök, Vergi Dairesi ihbar çizgisini arayarak Fırat Sarı’nın SGK’yı dolandırdığına dair şikayette bulunduğunu da belirtti.