DOLAR
45,2300
EURO
53,0398
ALTIN
6.661,40
BIST
14.495,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Dünya Tuvalet Günü – Dünyayı bölen tartışma: Yıkayarak mı, silerek mi temizlenmeli?

Dünya Tuvalet Günü – Dünyayı bölen tartışma: Yıkayarak mı, silerek mi temizlenmeli?

Dünya Tuvalet Günü – Dünyayı bölen tartışma: Yıkayarak mı, silerek mi temizlenmeli?
19.11.2023 17:20
48
A+
A-

Bugün 19 Kasım Dünya Tuvalet Günü. Birleşmiş Milletler, 2013 yılında ilan ettiği günle herkesin sağlıklı tuvalete ulaşmasını amaçlıyor. Dünyanın bir köşesinde olağan karşılanan tuvalet alışkanlıkları ise bir öbür yerdekileri çok şaşırtabiliyor.

Çok sayıda Batı ülkesinde, tuvalette temizlenme sisteminin, yıkanmak yerine silinmek olması dünyanın birçok yerindekileri hayrete düşürüyor.

Su, kağıttan daha iyi temizliyor.

Tuvalette suyla temizlenmeyi tercih edenler şu soruyu soruyor.

“Elinize bulaşan çikolatalı pudingi yalnızca peçeteyle mi temizlerdiniz?”

Ayrıca tuvalet kağıtları, antik Yunanların kullandığı seramik modülleri yahut Amerika’ya ilk ulaşan Avrupalıların kullandığı mısır koçanları kadar sert olmasa da, suyun en yumuşak kağıttan bile daha az aşındırıcı olduğu kesin.

‘Hijyen emperyalizmi’

Ayrıca bu durum yalnızca Batılı olmayan ülkeler için geçerli değil. Dünyaya “bide” sözünü armağan edenler Fransızlar.

Bideler, Fransa’da artık giderek gözden düşse de, örneğin İtalya ve Arjantin’de hala yaygın.

ABD ve İngiltere de dahil dünyanın büyük kısmı ise hala tuvalet kağıtlarına bağımlı.

Mimari tarihçisi Barbara Penner “Tuvalet” isimli kitabında, bu iki ülkenin “çağdaş tuvalet kültüründe diğer ülkeler kıyasla en büyük etkiyi yaptığını” söylüyor.

Aslında, Anglo-Amerikan tuvalet eğilimleri, 1920’lerde o kadar yaygınlaştı ki “hijyen emperyalizmi” ismi verilmeye başlandı.

Ancak suyla temizlik, İslami öğreti temizlik için su kullanımı tavsiye ettiğinden, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkelerde hala tercih edilen sistem.

Su mu, kağıt mı tartışmasıyla yakından ilgilenen biri de, tuvalete karşı kültürel ve tarihi tavırları araştıran, Avusturalya hükümetinden proje müdürü Zul Othman.

Othman’ın araştırması, birtakım Müslüman Avusturalyalıların Batı üslubu tuvaletlere adapte olduklarını ve hem tuvalet kağıdı hem de ya bir maşrapa yahut tuvaletlerin derhal yanına duşlar koyduklarını gösteriyor.

Ancak bu temizlik anlayışı, yalnızca Müslümanlarla da sınırlı değil.

Mumbaili bilgi mühendisi Ashtha Garg, son iki yıldır San Fransisco’da yaşıyor ve tuvaletine bir tas alabilmek için aramadık yer bırakmadığını anlatıyor.

Nihayetinde aradığını, bir Hintlinin dükkanında bulmuş.

“Bazı Hintliler, tuvale kağıdına ahenk sağlamış, fakat benim benzeri bir çoğu, hala suyu tercih ediyor” diyor ve ekliyor:

“ABD’de bir Hintli arkadaşımı her ziyaret ettiğimde, tuvaletinde ya bir plastik su şişesi yahut maşrapa olduğunu bilirim.”

Bu ortada Othman, Batılıların hep bir tıp kağıt kullanma ısrarının kendisini şaşırttığını anlatıyor. İngiltere’nin Sheffield kentinde tuvalet kağıdı biten bir sınıf arkadaşı, sonunda 20 sterlinlik bir banknotla temizlenmiş.

Müzisyen Kaiser Kuo da ikili bir tahlil benimsemiş.

3 yıl önce Pekin’den ABD’ye taşındığında, çoğu yeni gelen kimi Çinli alışkanlıklarını korumuş ve ABD’de yeni alışkanlıklar edinmiş.

Çocuklarının, yılda kişi başına 141 adet tuvalet kağıdıyla, bu alanda dünyanın en büyük tüketicisi olan ABD’de ne kadar çok tuvalet kağıdı kullandığına şaşırmış.

Ashtha Garg da tuvalet kağıdını baş karıştırıcı bulmuş. “Klozete atıp atmayacağımı bilemedim” diyor.

Maliyeti ve etrafa verdiği zarara ek olarak, “Tuvaletleri tıkıyor. Her dört tuvaletin birinde tesisat sorunu var benzeri geliyor bana” diye de ekliyor.

Kuo’nun ailesi şu anda daha az tuvalet kağıdı kullanıyor ve bunu klozete atılabilen ıslak mendiller takip ediyor.

Birçok kültürün yüzyıllardır bildiği gibi, su daha iyi temizliyor.

Oturmak mı, çömelmek mi?

Kuo’nun ailesi, tuvalet alışkanlıkları konusundaki bir diğer bölücü soruda da, oturmak mı, çömelmek mi konusunda da orta yolu bulmuş.

Her iki tipte tuvalet de Han Hanedanı döneminde (M.Ö 206-M.S 229) kullanılmış. Çin’de bu hususta bölgesel farklılıklar olsa da, şimdi ülke genelindeki umumi tuvaletlerde çömelmek hakim.

Bugün bile, dünyanın üçte ikisinin çömeldiği tahmin ediliyor.

Ancak birçok Batılı, “porselen tahttan” daha mantıklı ve yararlı bir modele karşı direnmeyi sürdürüyorlar.

Anatomik olarak çömelmek daha iyi ve açı dışkının daha rahat çıkışını sağlıyor.

Bağırsak hareketleri daha süratli oluyor ve daha az ıkınılıyor.

Ayrıca çömelmenin birçok faydası da var. Yaşlı Çinlilerin gücü ve esnekliği genç beyazları utandıracak seviyede olabiliyor.

Amerikalılar için ise tuvalette geçirilen uzun süre bir tıp cümbüş oldu.

Genelde kıymetsiz kısa kıssalar yahut latifelerden oluşan, büyük bir tuvalette otururken okunacak kitaplar pazarı var.

Bu da Kuo’ya garip geliyor;

“Bütün Çinli anne ve babalar size şunu söyler: Tuvalette bir şey okumayın. Hemoroid olursunuz.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.