Fehmi Koru: “ABD, İsrail’i tutuyor, İsrail kazanır” ya da “Haklı oldukları için Filistinliler kazanır” tezleri yaygın ama…

*Fehmi Koru
Ankara’da, yolcusu olduğum taksinin sürücüsü, tanıdığını belli ettikten sonra, yeni mevzuda derin fikirlerini benimle paylaştı.
Gazze’de yaşananlarla ilgili fikirlerini…
Filistinlileri tutuyor doğal olarakfakat Hamas’ın halini da tam onaylamıyor. Nedeni kolay: Amerika’yı yanına almadan hiçbir ülke istediği sonuca ulaşamaz. ABD başkanı Biden’in İsrail’e giderek Netanyahu ile yan yana poz vermesi onun hangi tarafı tuttuğunu ortaya koydu.
Şoför arkadaş Filistinlilerin bu kez da hayal kırıklığına uğrayacağına inanıyor.
Yolumuz cadde üzerinde park edilmiş çok sayıda Emniyet’e ait otobüs ile oraya gelmiş polislerin nöbet tuttuğu rezidansın bulunduğu yokuşa geldiğinde, sürücü arkadaş, Gazze yanlısı protesto aksiyonlarının boşuna olduğu kanaatini de paylaştı benimle.
Üzülerek anlattı bunları bana…
O görüş çok daha sertçe sözlerle savunuluyor. Aşağıda o görüşü özetledim:
Gazze’de başlayan kalkışma sırf İsrail’i perişan etmekle kalmayacak, bu ortada onu savunan Batılı ülkeleri de fonksiyonsuz bırakacak…
Özellikle ABD’yi…
ABD ve Avrupa’nın İsrail’i açıkça destekleyen devletleri tarihlerinde görülmedik çapta bir yenilgiyi Gazze’deki zulümleri yüzünden yaşayacaklar…
Herhalde sizler de benim burada biraz kabaca özetlediğim bu tezden ve onu kimlerin savunduğundan haberdarsınızdır.
İki görüş de benim aklıma yatmıyor.
“Amerika istemeden hiçbir şey başarılamaz; Biden ve onunla birlikte hareket etmeye mahkum Batılı liderler İsrail’i destekliyorlar bundan ötürü Gazze’de Filistinlilerin kazanması imkansız” tezi kolay.
Tersi tez de, aslında 1948’de İsrail devleti kurulduğu andan itibaren İslam dünyasında kendisine yer bulmuş olan görüşlere dayanıyor. “Biz haklıyız, öyleyse bizden olan Filistinliler de haklıdır ve sonunda kesinlikle haklı olan kazanır” diye düşünülüyor…
İyi de, 1948’den bu yana yapılan savaşlar, kalkışmalar, hareketlerle Ortadoğu cadı kazanı imajına büründü,Filistinliler istediklerini elde edemediler.
İsrail’in doğdukları topraklara dönmelerine izin vermediği için çoğu çevre ülkelerdeki kamplarda, birazı da farklı ülkelerde yaşayan Filistinliler 75 yıldır gurbetteler ve bir teki bile muradına erişemedi.
[Ankara’da çalıştığı medyayı temsilen bulunan bir Arap gazeteci, bir devlet ziyareti sırasında bizlerle birlikte İsrail’e gelmişti. Kendisini bir öbür Arap ülkesinin vatandaşı olarak biliyordum. Filistin asıllıymış. “Daha önce tekraren başvurduğum halde İsrail bana vize vermemişti” demişti. O gezi sayesinde ailesinin ana vatanına girebilmişti Filistin asıllı gazeteci.]
Şimdi ne olacak, Hamas’ın Gazze’de başlattığı, İsrail’in de mevt kusarak karşılık verdiği aksiyondan sonra farklı bir sonuç alınabilecek mi?
Gazze olayı başladığından beri siyasi yazıları ve televizyon mülakatlarıyla gündemi belirlemeye çalışan tanınan kitaplar yazarı İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari’nin, Washington Post gazetesinde yayımlanan yazısının başlığı, benim üstteki sorumla paralel olduğu için dikkatimi çekti. [Yazıyı dikkatime sunan dostuma teşekkür ederim.]
“Hamas savaşı kazanıyor mu?” başlığını uygun görmüş yazısına Harari.
Kapsamlı ve bilgi dolu yazının bir yerinde şunu yazıyor:
“Eğer Hamas’ın savaşla elde etmek istediği İsrail ile Suudi Arabistan arasında barış muahedesi imzalanmasını bozmak, olağanlaşma ve barışa erişme bahtını yok etmek idiyse, açık farkla bu savaşı Hamas kazanıyor.”
Ona göre, İsrail de Hamas’ın bu teşebbüsünü onun silahsızlandırılmasını sağlamak maksadıyla kullanıyor. Fakat, yeniden ona göre, İsrail silahsızlandırmayı başarsa bile bu askeri bir muvaffakiyettir; bundan ötürü bunun politik bir manası yok. Kalıcı barış için farklı beklentileri var Harari’nin…
Yazısı bütünüyle okunduğunda, 75 yıllık -hatta daha eski- sorunun yakın ve uzak tarafları açısından kalıcı bir sonuca -barışa- ulaşmasının o kadar kolay olmadığı anlaşılıyor. İsrail devleti var olmaya devam edecek; Netanyahu öyle istedi, Biden, Scholz ve Sunak gibiler ona sonuna kadar destek verdi diye Filistinliler yok olmayacaklar…
Unutmayalım: İhtilaflı topraklar binlerce yıl kanlı olaylara sahne oldu. Haçlı Seferleri Kudüs için yapıldı ve yalnız Filistin toprağı değil Haçlıların üzerinden geçtiği bütün coğrafya etkilendi.
Hiç rahat yüzü görmedi o coğrafya.
Kimileri sürücü arkadaş ya da hamaset yazıları yazanlar basitçe yaklaşıyorlar ya, gerçek durumun farklı olduğunun bilinmesini istedim.
Bu yazı, Fehmi Koru’nun ferdî bloğundan alınmıştır.