DOLAR
44,8500
EURO
52,8997
ALTIN
6.949,47
BIST
14.484,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fehmi Koru: Sanki mümkünmüşi hilafet ve tevhid bayrakları ile gündeme taşınan özentili ve cahilce çıkışlar…

Fehmi Koru: Güya mümkünmüşi hilafet ve tevhid bayrakları ile gündeme taşınan özentili ve cahilce çıkışlar…

Fehmi Koru: Sanki mümkünmüşi hilafet ve tevhid bayrakları ile gündeme taşınan özentili ve cahilce çıkışlar…
09.01.2024 06:40
44
A+
A-

Fehmi Koru*

Yeni yılın ilk günü İstanbul’da yapılan İsrail’i kınama hedefli mitingde ilk defa kullanılmıştı; akabinde,mitingden sonra kendisine hesap soran bir gençle takışan kişinin yüzüne inen yumruk sonrasında olay gündeme gelince yeniden kullanıma girmişti.

‘Hilafet bayrağı’…

Birileri sonradan o bayrağın ‘Hilafet bayrağı’ değil ‘Tevhid bayrağı’ olduğunu ileri sürdü.

Her iki bayrağın –‘Hilafet’ ve ‘Tevhid’ bayraklarının- isimlerini da o vesilelerle duyduk.

Konu ne zaman açılsa, birileri, o ‘Hilafet bayrağı’ndan hareketle Türkiye’de halifelik biçimi bir idarenin taraftarları bulunduğunu ve onların bunu sağlamak için harekete geçtiklerini ileri sürüyor, birileri de, bunu ileri sürenlere yanıt olarak, onun ‘Tevhid bayrağı’ olduğundan hareketle, bahsin yanlış ele alındığını savunuyor.

Ne palavra söyleyeyim, şaşırıyorum.

İki taraf da yanlışı savunuyor zira.

Literatürde ‘Hilafet bayrağı’ ya da ‘Tevhid bayrağı’ isimleriyle anılan bir bayrak yok zira.

Ne var pekala?

Özenti ve cahillik var.

Hayatının büyük kısmını, öğrencilik döneminde kendini yakın hissettiği ‘mukaddesatçı’ gruplar ve örgütlerin düzenlediği etkinliklerde -bazılarının düzenlemesinde de görev alarak- geçirmiş, sonrasında gazeteci olaraketkinlikleri gözlemlemiş biri olarak, hiçbirinde Türk bayrağı dışında bir bayrak gördüğümü hatırlamıyorum.

‘Mukaddesatçı’ denilirdi yurtseverliği ağır basan muhafazakarlara eski periyotlarda, Osmanlı’ya hayranlık vardı, CHP’li idarelerin genel uygulamalarından rahatsızlık duyulurdu, lakin hilafete özlem denilecek bir hissiyat kendisine sosyal ortamda temsilci bulamazdı.

Dini toplantılarda bile şimdinin yeşil yer üzerine ‘kelime-i tevhid’ yazılı pankartlarına rastlanmazdı.

Sanıyorum, daha çok Batı ülkelerinde düzenlenen birtakım İslami etkinliklerde belli bilinmeyen varlığı hissedilen o bayrağın ülkemize taşınmasından ibaret bir yeni durum söz konusu…

İşin özenti tarafı, tartışmanın bu arka-plana karşıt düşmesinden…

Cahillik daha fazla belirgin…

Tarihin hiçbir döneminde, Hilafet’in Osmalı’ya intikal etmesinden önce ve sonrasında, halifeyi ya da hilafeti özel olarak temsil eden bir bayrak hiçbir zaman olmadı.

Olması gerekmedi de ondan…

Peki, bu bayrağın ortaya çıkması ülkemizde birilerinin hilafetin yeniden canlandırılmasını arzuladığı ve bunun için örgütlenildiği manasına mı geliyor?

Sanmıyorum,elbette her ülkede her türlü kanıyı ve arzuyu şahsında sürdüren birilerine rastlanabileceği, “Keşke hilafet olsa” diye söylenen ya da “Türkiye İslam Dünyası’nın lider ülkesi olmalı, bu da hilafetle sağlanmalı”i bir fikre sahip insanlar da bulunabilir.

Cumhuriyet’in ilk döneminde böylelerinin bulunduğunu biliyoruz.

Nitekim, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan eden takım, onu ilan etmeden  bir yıl kadar önce, 1 Kasım 1922’de saltanata son vermişken hilafeti ilga etmemiş, 18 Kasım 1922 günü, Sultan Abdülaziz’in oğlu Abdülmecid Efendi’yi ‘halife’ ilan etmişlerdi. Hilafet, 4 Mart 1924 tarihinde ilga edilene kadar, onun şahsında varlığını sürdürmüştü.

Acaba neden?

Cumhuriyet’i kuran takım, vaktiyle imparatorluğun birer kesimi iken yeni devirde ondan kopmuş ögeleri olan ve sonradan bağımsızlığına kavuşacak ülkelerle irtibatı koparmamak için, Osmanlı İmparatorluğu’nu tasfiye ederken, onun bir özelliği olan hilafet kurumunu muhafazayı düşünmüş olabilir.

Tıpkı ‘üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk’ şöhretine sahip İngiltere’nin, ‘Commonwealth’ (İngiliz Milletler Topluluğu) yapılanması ile, evvelden kendisine bağımlı ülkelerle irtibatını koruması…

Hilafetin varlığını sürdürdüğü 1,5 yıl içerisinde bunun mümkün olmayacağı görülmüş olmalı ki, sonunda bundan vazgeçildi.

Dün -yani Cumhuriyet’in o ilk döneminde- olmayacağı görülen, bugün bütünüyle imkansız olarak karşımızda.

Bu bir hülya bile olamaz.

Olabilir diye düşünenler varsa yanılıyorlar.

Yanılanların başında da, güya bu türlü bir ihtimal varmış ve bunu gerçekleştirmek mümkün olabilirmişi, üzerinde Arapça yazılı ne görürlerse,saldırıya geçenler…

Cehalet tek taraflı değil, sizin anlayacağınız.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.