Sıbistan’ın Niş kenti sakini Suzana İliyeva, 25 yıl önce NATO’nun Yugoslavya’ya başlattığı operasyona tanıklık etti. Görgü şahidi, NATO uçaklarının kentin kenar mahallerinden birine, yerel sakinlerin daha sonra ‘dişi domuz’ ismini verdiği bomba attığını ve grafit bombalarını sivil altyapılar üzerinde test ettiğini belirtti.

Sırbistan’ın en büyük üçüncü kenti olan Niş, NATO Hava Kuvvetleri’nin ana amaçlarından biriydi. Kente yapılan hava taarruzlarında 26 sivil, 22 asker ve 9 polis hayatını kaybetti. Ordu ve polis yapılarının yanı sıra, okullar ve diğer eğitim kurumlarının binaları, hastaneler, sanayi tesisleri, sosyal toplum merkezleri ve konutlar hasar gördü.
Bu görüntüyü görüntülemek için lütfen JavaScript’i etkin hale getirin ve bir ağ tarayıcınızı HTML 5 görüntüleri destekleyen bir hale getirmek için güncelleme yapmayı düşünün.
Sputnik’e konuşan Suzana İliyeva, “İngilizce öğretmeni olduğum için internette İngilizce mecmualar okurdum. Bombalanacağımızı oradan öğrendim. Okuldaki meslektaşlar ve müdür, Avrupa’da bu türlü bir suçun, bu türlü bir vahşetin, eşi gibi görülmemiş bir şeyin olabileceğine inanmıyorlardı” dedi.
İliyeva, “Bu olay yaşandığında ben okuldaydım, çalışıyordum. İlk sireni hatırlıyorum. Çarşambaydı. Sirenler çaldığında çocuklar, 40 öğrenci, yüzleri bembeyaz o denli oturuyorlardı. Vahimdi. Ne onların gitmelerine izin verebilirdim, ne de onları bırakabilirdim” diye anlattı.
Günlerden birinde, Niş’e iki kilometre aradaki bir yere büyük bomba atıldı. Yerel sakinler onu ‘dişi domuz’ olarak isimlendirdi.
Görgü şahidi, “Pencerenin önünde duruyordum. Geceydi. Birden gökyüzü açık yeşile boyandı. Bizi hakikaten ilah kurtardı. Meskenin bomba modüllerinden etkilenmeyen tek kısmı, Meryem Ana’nın ikonasının bulunduğu doğu kısmıydı. Şu Anda orada Aziz Ostroglu Basil ikonu duruyor” sözünü kullandı.
NATO sonra grafit bombalarıyla ataklar düzenledi.
Grafit bombası, elektrik şebekelerini devre dışı bırakmak için kullanılan ölümcül olmayan bir silah olarak tasarlanırken, bomba, transformatörler ve elektrik sınırları benzeri hava yalıtımlı yüksek tansiyon tesisatlarının üzerine son derece ince, kimyasal olarak işlenmiş karbon filamentlerinden oluşan ağır bir bulut yayarak kısa devrelere ve akabinde bir bölgede ve hatta küçük bir ülkenin tamamında elektrik arzının kesilmesine neden olabiliyor.
İliyeva, “Evime iki kilometre aralıktaydı. Niş’in hidropati merkezinin bulunduğu taraftaydı. Büyük trafo merkezleri ve birçok elektrik ünitesi vardı vardı. Grafit bombaları onlar üzerinde test ettiler” dedi.
“Niş’te çok bombalama oldu” diyen Sırp kadın, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bahsettiği yerler arasında askeri gayelerin bulunmadığını kaydeden İliyeva, “Sanayi tesisleri bombalandı. Tütün fabrikası dehşetli bir şekilde bombalandı. Sonra Amerikalılar gelip onu aldı. Sırbistan Petrol Sanayisi şirketine ait bir tesisi bombaladılar. Bu akınlar il için yalnızca tuğla yığını değil, aynı vakitte hava kirliliği ve gibi sonuçlar doğurdu. Sonra kentin etrafını bombaladılar. Aslına ne bombalamak istediklerini bilmiyorum, kimse bilmiyor. Son bize dediler ki, üzerimize attıklarını bilmiyorlarmış, yalnızca bombaları test ediyorlarmış” diye ekledi.
1999’da, Kosova Kurtuluş Ordusu’ndan Arnavut ayrılıkçılar ve Sırbistan güvenlik güçleri arasındaki silahlı karşı durma, NATO güçlerinin Yugoslavya’yı bombalamasına yol açmıştı.
Askeri operasyon, BM Güvenlik Konseyi’nin onayı alınmadan, Yugoslavya idaresinin Kosova’da etnik temizlik yaptığı ve bölgede insani felakete yol açtığı iddiası temelinde gerçekleştirilmişti.
24 Mart 1999’da başlatılan ve yaklaşık üç ay süren NATO’nun hava saldırılarında 87’si çocuk 2 bin 500’den fazla sivil hayatını kaybetmiş, 100 milyar dolarlık zarar verilmişti.