DOLAR
45,3532
EURO
53,5211
ALTIN
6.875,62
BIST
15.062,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Kaçakçılıkla Mücadele Başkanı anlattı: Son bir yılda Türkiye’den çalınan 180 kültür varlığı geri getirildi!

Yasadışı yollarla yurt dışına çıkarılmış 180 kültür varlığı, son bir yıl içinde Türkiye’ye geri getirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanı Zeynep Boz, getirilen eserlerin sayısındaki artış ve süreç hakkında konuştu …

Kaçakçılıkla Mücadele Başkanı anlattı: Son bir yılda Türkiye’den çalınan 180 kültür varlığı geri getirildi!
10.05.2026 13:20
0
A+
A-

Yasadışı yollarla yurt dışına çıkarılmış 180 kültür varlığı, son bir yıl içinde Türkiye’ye geri getirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanı Zeynep Boz, getirilen eserlerin sayısındaki artış ve süreç hakkında konuştu.

Hürriyet yazarı Zeynep Bilgehan’a konuşan Zeynep Boz, kültür eserlerinin iadesi çalışmalarının Osmanlı’ya dayandığını belirterek “Türkiye’nin kültür varlıklarını iadesiyle ilgili çalışmaları aslında Osmanlı dönemine dayanıyor; Saffet Paşa Truva hazinelerini kaçıran Henry Schliemann’a dava açıyor. Bakanlıktaysa Karun Hazinesi diye bilinen Lidya eserlerinin ve Elmalı sikkelerinin iadesi için çalışmalar yapılıyordu. Bana verilen ilk konu Zeugma dosyasıydı. Sonra Zeugma kökenli pek çok eserin iadesini sağlamak mümkün oldu” dedi.

Sürecin devamını anlatan Boz, UNESCO’nun kültür varlıkları kaçakçılığıyla ilgili 1970 tarihli sözleşmesine Türkiye’nin sözleşmenin 40.yıl toplantısında temsil edilmesiyle çalışmaların arttığını ifade etti:

“Normalde bu sözleşmenin genel kurulunun iki yılda bir toplanması lazım ama sözleşmeye taraf devletlerin bir kısmı bu işten faydalanan ‘pazar ülkeler’ olduğu için toplantıların yapılması pek öncelikleri olmamış. 2010’da, sözleşmenin 40. yılındaki toplantıda Türkiye’yi temsil ettik. Türkiye köken ülke olmasına rağmen sesi o zamana kadar biraz mütevazı. Bu yaklaşımın değişmesi için çalıştık. Prof. Dr. Sibel Özel ve o yıllarda UNESCO Daimi Temsilcimiz Büyükelçi Gürcan Türkoğlu çabamı görünce beni çok destekledi. Bir davanın parçası olduk, sesimizi daha gür çıkarmaya başladık.”

2014 yılında UNESCO Sözleşmesi Sekreterliği’nde çalışan, 2015 yılında ise UNESCO’nun BM Güvenlik Konseyi’nde görev alan Boz; “Suriye ve Irak’ta IŞİD’in saldırıları kültür varlıklarının terörün finansmanı için kullanılmaya başlandığı ortaya çıkınca bu işin ‘eser romantizmi’ değil ciddi bir mesele olduğu anlaşıldı. BM Güvenlik Konseyi bunu engellemek için Suriye ve Irak kökenli eserlerin yurtdışına çıkarılmasıyla ilgili olağanüstü karar çıkardı. İki yıl bu işin raportörlüğünü yaptım. O zaman eserlerin Türkiye üzerinden kaçırılmasına yönelik endişe vardı. Bu suçun mağduruyken kaçakçılığa kolaylık sağlayan ülke olmamamız gerekiyordu. Çok hassas çalışmalar yapıldı” sözlerini kullandı.

Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanı Zeynep Boz

“Yurtdışındaki arkeoloji piyasasını biraz üzdük ama yapacak bir şey yok” diyen Boz, kültür varlığı kaçakçılığını “rezil bir suç” şeklinde tanımlayarak silah kaçakçılığıyla iç içe olduğunu iddia etti.

Eserleri iade etmekte zorluk çıkaran müzelerin “biz olmasaydık yok olacaklardı” açıklamasına sinirlendiğini vurgulayan Boz, “Bu, bir hırsızın size kendinizi kötü hissettirme çabası! Hem mağdur ettiriyor hem kendini kötü hissettiriyor. Osmanlı Devleti ayakta kaldığı 600 yıl boyunca eserler varlıklarını sürdürmüş” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy‘un görevine atanmasıyla çalışmaların ivme kazandığını, “Ona meselenin önemini anlatınca Kaçakçılık İstihbarat Şubesi’ni Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi olarak yeniden yapılandırdı. Kadromuz ve kaynaklarımız artınca Türkiye bu işle ilgili bir ülkeyken artık bir oyun kurucu ülke oldu. Gelen eserlerin hem sayısında hem niteliğinde sıçrama yaşandı” şeklinde açıkladı.

Birim olarak hedeflerinin iade edilen eser sayısını artırmaktan ziyade suçun işlenmesini baştan önlemek olduğunu söyleyen Boz, kaçak eser barındıran müzelerin azalmasıyla 10 yıl içinde daha temiz koleksiyonlar oluşacağını vaat etti.

2002 yılından günümüze, toplam 13 bin 453 eser iade edildi. Boz, en çok hangi eserin iadesinin kendisini duygulandırdığı sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ayrım yapamam ama tarihsel gelişimi açısından Almanya’dan gelen Boğazköy Sfenksi önemli. İade çalışmaları İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin Osman Hamdi Bey’den sonraki müdürü Halil Ethem Eldem Bey zamanında başlıyor. Benim disiplinimin kurucu babası Halil Ethem Bey’dir. Boubon eserleri de Jale İnan hocamızın büyük gayretleriyle gelmiştir. Onun eli üzerimizdeymiş gibi hissederek çalışmıştık.”

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.