Mahfi Eğilmez: KKM sorunu

Dr. Mahfi Eğilmez
2021 yılı Eylül ayında, enflasyon da siyaset faizi de yüzde 19 iken ve de enflasyon yükseliş sinyalleri verirken Merkez Bankası’nın faizleri düşürmeye başlamasıyla girilen irrasyonel sürecin faciaya doğru gittiği kısa sürede anlaşıldı. Bunun üzerine faiz indirme kararından birkaç ay sonra, müsaadesi olmadığı için faizleri yükseltemeyen, ekonomi yönetimi bu defa panzehir olarak kur korumalı mevduat hesabını (KKM) icat ederek devreye soktu. Bu hesabı açanlar, ya TL yahut döviz mevduat hesabındaki paralarını muhakkak bir vade ve faiz karşılığı KKM’ye yatırıyorlar. Vade sonu geldiğinde, Merkez Bankası tarafından ilan edilen döviz alış kuru ile hesap açılışındaki döviz alış kuru karşılaştırılıyor, vade sonundaki kur farkı, hesabın faiz getirisinden yüksekse kur farkı, faiz getirisi kur farkından yüksekse o zaman da faiz ödeniyor. Böylelikle bu modelle mevduat ister TL isterse döviz cinsinden olsun kurdaki değişmelere karşı korunmuş oluyor. KKM hesaplarından elde edilen faiz yahut primlere vergi kesintisi (stopaj) uygulanmıyor, bir diğer sözle ödeme net yapılıyor. Bundan Ötürü buradan Hazineye bir katkı gelmiyor.
Temmuz ayı sonu itibarıyla KKM hesaplarında 3,3 trilyon lira para bulunuyor. Bu meblağ toplam mevduatın (TL + yabancı para) yaklaşık yüzde 26’sına denk geliyor.
Başlangıçta TL mevduatın kur farkları Hazine tarafından bütçeden, döviz tevdiatından gelen kur korumalı hesapların kur farkları da Merkez Bankası tarafından ödeniyordu. Yakın vakitte çıkan yasa ile her iki yükümlülüğün de Merkez Bankası tarafından karşılanması karara bağlandı. Bununla birlikte geçmişten gelen yükler nedeniyle, bütçeye yük gelmesi devam ediyor. KKM’nin 2023 bütçesine yükü ilk yedi ayda 59,5 milyar TL oldu (2022 yılında yıllık yük 92,5 milyar TL idi.) Bu ödemeler artık Merkez Bankası’na devredildiği için yılsonunda da miktar burada kalacak.
Merkez Bankası’nın KKM hesapları için ödediği kur farkının miktarı açıklanmadığı için bilinmiyor. Bu ödemelerin açıklanmaması, günlük bilanço açıklayan bir merkez bankası açısından, çok önemli bir eksiklik olarak görülüyor. Bu durumda Merkez Bankası’nın ödeyeceği KKM farkları için çeşitli varsayımlar ortaya atılıyor. Piyasada yapılan varsayımlar Merkez Bankası’nın bu yıl KKM için yapacağı ödemelerin 500 – 550 milyar TL’den aşağı olmayacağı yönünde. Bu durumda KKM için Hazine ve TCMB’den bu yıl yapılacak toplam ödemelerin 600 milyar TL’yi aşacağını tahmin etmek mümkün.
Merkez Bankası analitik bilançosunda İç Varlıklar kaleminin alt kalemlerinden Diğer kalemi Bankanın kâr/zarar gelişimini gösterir. Bugün itibarıyla elimizdeki meblağ ile geçen yılsonu meblağını karşılaştırdığımızda bu yılın ilk 7 ayında bu kalemde 387 milyar TL’lik artış olduğunu görüyoruz. Bu artış büyük ölçüde KKM ödemelerinden gelen zararı gösteriyor. Bu durumda geçtiğimiz yıllarda kâr açıklayan ve elde ettiği kârı Hazine’ye devreden Merkez Bankası’nın bu yıl önemli oranda zarar edeceğini ve Hazine’ye kâr devredemeyeceğini görüyoruz.
Merkez Bankası, ziyanını para basarak karşılar. Geçen yılsonundan bugüne kadar M0 dar para arzında (dolaşımdaki para) yüzde 31, M2 geniş para arzında yüzde 42 artış olması para basıldığını ortaya koyuyor.
Özetle söylemek gerekirse faizi, enflasyonun altına çekerek yarattığımız feci tablo ile geldiğimiz durum şöyledir: (1) Bankaların müşterilerine ödemesi gereken faizin kısmen yerini almış olan KKM primleri Hazine ve Merkez Bankası üstlenmekte ve halkın vergileriyle yahut para basarak bu ödemeler yapılmaktadır. (2) Burada sorumlu, paralarını KKM’ye yatırıp buradan gelir elde edenler değildir. Bu insanlar ve kurumlar yüksek enflasyon karşısında negatif getiri almamak için devletin önerdiği bu yola girmişler hatta zorlanmışlardır. (3) Şayet faiz bu şekilde enflasyonun çok altında olmaya zorlanmasaydı ve bu paraları bankalar müşterilerine faiz olarak ödemeye devam etselerdi devlet bu ödemelerden gelir vergisi (stopaj) alacaktı. KKM faiz ve prim ödemeleri vergiden hariç tutulduğu için devlet bu vergilerden de yoksun kalmaktadır. (4) Merkez Bankası, bu ödemelerde yer almasa kâr edecek ve kârını Hazineye devredecekti. Bu sistemle zarar etmekte ve ziyanını para basarak karşılamak zorunda kalmaktadır.
Bu yazı Mahfi Eğilmez’in blog sitesinden alınmıştır