DOLAR
47,9061
EURO
55,4802
ALTIN
6.689,72
BIST
14.127,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Merkez Bankası’nın faiz artırımları, enflasyondaki yükseliş trendini tersine çevirmeye yeter mi?

Merkez Bankası’nın faiz artırımları, enflasyondaki yükseliş trendini aksine çevirmeye kâfi mi?

Merkez Bankası’nın faiz artırımları, enflasyondaki yükseliş trendini tersine çevirmeye yeter mi?
22.09.2023 07:40
60
A+
A-

Prof. Dr. Selva Demiralp
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dünkü toplantısında siyaset faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 30 düzeyine çekti. Karar öncesi piyasa beklentileri epey geniş bir banda yayılmıştı. Bu durum para siyasetinin benimsediği duruşun netlik kazanmamış olmasından kaynaklanıyordu. Dünkü karar, yolun bundan sonrasında TCMB’nin daha agresif ve kararlı bir dezenflasyon siyasetine geçtiğine dair beklentileri güçlendirdi.

Faiz artışının büyüklüğü ve metindeki açıklamalar ışığında edindiğim izlenim faiz artışlarına bir miktar daha devam edileceği ve siyaset faizinin geldiği düzeylerde uzunca bir süre tutulacağı şeklinde.

Geçmişe dönüp baktığımızda Mayıs 2023 seçimleri sonrası para siyasetinde iki kademeli bir düzeltme yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Para siyasetinde birinci dönem: Haziran-Temmuz 2023

Birinci dönem, 3 Haziran’da ortodoks siyasetlere yakınlığı ile bilinen Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığına gelişi ile başladı. 9 Haziran’da Hafize Gaye Erkan’ın TCMB Başkanı olarak atanması ile devam edip 27 Temmuz’daki enflasyon raporu toplantısına kadar devam etti.

Göreve başlarken yüzde 73 düzeyinde bir enflasyon ve yüzde 8,5 düzeyinde bir siyaset faizini devralan yeni takımdan umutlar büyüktü.

Kredibilitesi önemli şekilde erozyona uğramış ve yeni bir sayfa açmaya niyetlenmiş bir merkez bankası açısından ilk faiz kararı çok önemli bir sinyal bedeli taşır. Bu nedenle ilk faiz artışının büyüklüğüne dair beklentiler en az 10 puandan başladı ve 20 puana kadar geniş bir yelpazeye yayıldı.

Gelgelelim ilk toplantısında yalnızca 650 baz puanlık bir faiz artırımına giden Merkez Bankası sonraki toplantıda süratle vites küçültüp 2.5 puanlık bir faiz artışı ile yola devam etti. Bu sebeple, her ne kadar doğru yolda atılmış çok önemli adımlar olsa da düşük dozda uygulanan ilacın son 1,5 yılın hasarına derman olamayacağı kısa sürede ortaya çıktı.

Geçmiş devirde kura yapılan ağır müdahale geri çekildiği için kurdaki değer kaybı daha da hızlandı ve yeni bir enflasyon dalgası yarattı. Bunların üzerine maaş ayarlamaları, dolaylı vergiler ve akaryakıt fiyat artışlarını eklenince ironik bir şekilde faizler artarken yıl sonu enflasyon beklentileri de yüzde 70’lere ulaştı.

Enflasyon görünümündeki bu süratli kötüleşmeye karşılık Enflasyon Raporu toplantısında “gerekli görülürse” ve “kademeli” faiz artışlarına gidileceğinin not edilmesi “elden gelen bu kadar” mesajını vererek ileriye yönelik faiz artışı beklentilerini çok önemli ölçüde sınırladı.

Para siyasetinde ikinci dönem: Ağustos 2023 sonrası

Piyasaları faiz artışlarının söneceğine hazırlayan Enflasyon Raporu toplantısından bir gün sonra Para Siyaseti Heyeti’ne (PPK) üç yeni üye atandı. Cevdet Akçayi piyasa ve yabancı yatırımcılar nezdinde hayli saygın bir yere sahip olan isimlerin de yer aldığı yeni ekip ilk toplantısında 750 baz puanlık “jumbo” faiz artışı ile piyasaları selamladı.

Dün gelen 500 baz puanlık ek faiz artışı ile siyaset faizi yüzde 30’a yükselirken, metinde 2024 için yıllık enflasyon gayesi olan yüzde 33’ün tutturulması konusunda TCMB’nin “kararlı olduğu” ifadesi yer aldı.

Merkez Bankası yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha yaparak siyaset faizini yüzde 35’e çekerse, koymuş olduğu enflasyon beklentisi üzerinden hesaplanan gerçek faiz olumluya geçecektir.

Peki faizlerde bu düzey, enflasyondaki yükseliş trendini bilakis çevirmeye kâfi mi?

Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) iki gün evvelki toplantısında aynı bir soru başkan Jerome Powell’a soruldu.

Powell, siyaset faizinde tepenin nerede olduğu ve hangi noktada faizlerin geldiği düzeyin kâfi olduğuna ikna olacakları sorusuna aydınlatıcı bir yanıt verdi. Teknik bir hesaplama ile kesin bir sayı vermenin mümkün olmayacağına işaret ederek “politikanın gereğince sıkılaştırıcı olup olmadığını lakin görerek anlarsınız” dedi.

Bu karşılık elbet TCMB için de geçerli. Siyaset faizi 2024 için söylem edilen resmi enflasyon beklentisinin üzerine çekildikten sonra bu düzeyin kâfi olup olmadığını beklenti idaresindeki muvaffakiyet belirleyecektir.

Birikimli faiz artışları, yüksek enflasyonun yarattığı fakirleşme ile birleştiğinde (şayet faizlerde prematüre bir indirim söylediği söz edilen olmazsa) talep enflasyonu önümüzdeki altı ay içerisinde büyük ölçüde sönebilir.

Öte yandan, yüksek enflasyonun yarattığı yapışkanlığı yenmek lakin ve lakin bu süreçte sıkı para siyasetinden taviz vermeyecek ve ikinci bir “Naci Ağbal” olayı yaşanmayacağına piyasaları inandıracak bir Merkez Bankası ile mümkün olabilir.

Bu yolda yapılması gerekenler ise özetle şunları:

Ağustos itibarıyla başlayan şahin duruşun devamı

Merkez Bankası’nın enflasyon varsayımlarında kısa süre içinde sık revizyonlara gitmemesi (Çünkü son üç ayda olduğu enflasyon varsayımının yüzde 58’den yüzde 65’e doğru çekilmesi Merkez Bankası’nın teknik kapasitesinin yetersiz olduğu yahut kasıtlı olarak ilk iddiasında enflasyonun olduğundan düşük gösterildiği izlenimi yaratıyor)

İletişimin güçlendirilerek daha şeffaf bir yol haritası sunulması ve yanlışlı yönlendirmelerden kaçınılması (Örneğin “kademeli” faiz artışları dendikten sonra artış dozunun bir anda yükselmesi bir taraftan piyasa fiyatlamalarında yanlış rehberliğe sebep olurken, diğer taraftan da Merkez Bankası’nın çok da uzun soluklu plan yapamadığı izlenimi veriyor)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.