TTB 2. Başkanı Gültekingil, ağır çalışma koşulları, yoğun nöbetler, malpraktis ve şiddet riskinin pediatriyi hekimler açısından giderek daha az tercih edilen bir alana dönüştürdüğünü belirtti.

2026 TUS 1. Dönem Uzmanlık Dalı Değişikliği sonuçlarında çocuk sağlığı ve hastalıkları kadrolarının birçok hastanede boş kalması dikkat çekti. Çocuk cerrahisinde de benzer bir tablo ortaya çıkarken, TTB 2. Başkanı Ayşe Gültekingil, uzman hekim sayısındaki azalmanın çocuk acilleri, yenidoğan ve yoğun bakım ünitelerinde kapasite kaybına yol açabileceğini belirtirken, çocuk sağlığı hizmetlerinde ciddi sorunlar yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Cumhuriyet’ten Taylan Gülkanat‘ın haberine göre 2026 Tıpta Uzmanlık Sınavı’nın (TUS) 1. Dönem Uzmanlık Dalı Değişikliği sonuçları, bazı uzmanlık alanlarının hekimler tarafından daha az tercih edildiğini ortaya koydu. Çocuk sağlığı ve hastalıkları alanındaki kontenjanların çok sayıda hastanede boş kalması dikkat çekerken, çocuk cerrahisinde de benzer bir durum yaşandı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi 2. Başkanı ve Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Acil Uzmanı Dr. Ayşe Gültekingil, pediatri alanındaki çalışma koşullarının hekimlerin tercihlerini etkilediğini belirtti. Gültekingil, pediatride asistanlık döneminde başlayan yoğun çalışma temposunun uzmanlık sonrasında da devam ettiğini belirterek, ayda 8-10 nöbete kadar çıkan çalışma düzeninin yanı sıra hekimlerin aynı anda yoğun bakım, acil servis, doğum ve yenidoğan yoğun bakım gibi yüksek risk taşıyan birimlerde görev yaptığını söyledi.
Pediatrinin eğitim süresinin uzunluğu, iş yükü, idari baskılar ve mobbingin yanı sıra malpraktis ve tazminat kaygılarının da hekimlerin üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Gültekingil, sağlık sistemindeki sorunların hekimlere yönelik şiddetle birleştiğini ifade etti. Gültekingil, “Yıllarca tutulan ve ayda 8-10’u bulan nöbetler, pediatri nöbetlerinde yoğun bakım, acil servis, doğum, yenidoğan yoğun bakım gibi pek çok yüksek seviyede özen ve emek gerektiren üniteye aynı anda bakılması, bu çalışma koşullarının getirdiği yorgunluk, yıpranma ve tükenmişliğin yüksek olması” ifadelerini kullandı.
Gültekingil, çocuk hastaların erişkinlere kıyasla daha hızlı kötüleşebilmesi ve yenidoğan, yoğun bakım ve acil hastalarının yüksek riskli gruplar arasında bulunmasının da hekimler açısından önemli bir baskı oluşturduğunu belirterek, “Yanlış tıbbi uygulama (malpraktis) ve şikayet, tazminat kaygısı ve sağlık hizmetinde yaşanan sistemsel sorunların hekime şiddet olarak ortaya çıkmasında ebeveyn kaygılarının da eklenmesi ile birlikte en riskli uzmanlık dallarından birisinin pediatri olması nedeniyle ne yazık ki pediatri gün geçtikçe daha az tercih edilen uzmanlık dallarından birisi haline gelmektedir” dedi.
Pediatri kontenjanlarının ülke genelinde boş kalmasının ilerleyen yıllarda sağlık hizmetlerine etkisine ilişkin değerlendirmede bulunan Gültekingil, uzman hekim sayısındaki azalmanın özellikle riskli çocuk hastalara erişimi zorlaştırabileceğini söyledi.
Gültekingil, “İlerleyen yıllar içerisinde bu alanda sağlık hizmeti sunumunun ve kalitesinin düşmesi ve özellikle riskli çocuk hastalara bakacak hekim bulunamaması riskinin ortaya çıkmasına yol açacaktır” dedi.
Yenidoğan, acil ve yoğun bakım gibi alanlarda da uzmanlık kadrolarının boş kalmasının sağlık hizmetlerinin kapasitesini etkileyebileceğini belirten Gültekingil, “Özellikle yenidoğan, acil, yoğun bakım gibi yüksek seviyede bilgi ve özen gerektiren yandal kadrolarının da boş kalması ilerleyen yıllarda çocuk aciller, yenidoğan ve yoğun bakım ünitelerinde çalışacak uzman doktor kalmamasına, bu ünitelerin sınırlı kapasite ile çalışması veya tamamen kapanmasına yol açacak” diye konuştu.
Bu tablonun çocuk sağlığı üzerindeki olası sonuçlarına da dikkat çeken Gültekingil, “Bunun da bebek ve çocuk ölümleri ve kronik sağlık problemlerinde belirgin bir artışa sebep olacağı net olarak öngörülebilir” ifadelerini kullandı.
Uzman sayısındaki azalmanın yalnızca hastanelerin acil ve yoğun bakım kapasitesini değil, çocukların rutin sağlık hizmetlerine erişimini de etkileyebileceğini belirten Gültekingil, poliklinik hizmetlerinin azalacağını ve kronik hastalığı bulunan çocukların takiplerinin zorlaşacağını söyledi.
Gültekingil, “Aşılama, demir ve D vitamini takviyesi gibi koruyucu uygulamaların ve büyüme gelişme izlemi gibi sağlık parametrelerinin takibinin yapılması güçleşecektir. Bu da başta çocuklar olmak üzere tüm toplumun sağlığını bozacaktır” dedi.
Gültekingil, uzman sayısındaki düşüşün mevcut hekimlerin iş yükünü daha da artırabileceğini belirterek, bunun istifaları ve uzman hekim sayısındaki azalmayı beraberinde getirebileceğini söyledi.
TTB’nin sağlık sistemine ilişkin önerilerini de aktaran Gültekingil, sağlık hizmetlerinin kâr yerine hizmet odaklı yürütülmesi ve performans uygulamalarından vazgeçilmesi gerektiğini savundu.
Gültekingil, “Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları gibi uzmanlık dallarında çalışma koşullarının iyileştirilmesini, insani şartlarda yaşanmasını sağlayacak nöbet ertesi izinlerin kullandırılmasını, mobbing ve idari baskıların tespit ve önlenmesini, eğitim ve akademik çalışmalara yeterince zaman sağlanmasını” istediklerini belirtti.
Hekimlere yönelik şiddetin önlenmesi için de yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğunu söyleyen Gültekingil, “En önemlisi de hekime yönelik şiddetle etkin mücadele edecek önlemlerin ve yapısal değişikliklerin bir an önce yapılması gerektiğini vurguluyoruz” dedi.
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/uzmanlar-cocuk-hastaliklari-br… )