Aspartam hakikaten kansere yol açıyor mu?

James Gallagher | Sağlık ve Bilim Muhabiri
BBC Türkçe
Çok sayıda besin ve içecekte yer alan aspartamın “kanserojen olma ihtimali bulunan maddeler” listesine ekleneceği haberlere yansıdı.
“Kanserojen olma ihtimali bulunan maddeler” tarifi sıklıkla baş karışıklığına yol açıyor. Bunun sebebi de, kansere yol açma ihtimalinin yüksekliği ya da düşüklüğü hakkında hiçbir ipucu vermemesi.
Aynı kategoride yer alan diğer maddeler arasında aloe vera, dizel akaryakıt ve Asya’da üretilen zerzevat turşuları da var.
BBC’nin edindiği bilgilere göre Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) kanser araştırmaları yürüten ünitesi olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), kararını 14 Temmuz’da açıklayacak.
Aspartamın içinde ne var?
Şekerden 200 kat daha tatlı olan aspartam, bu sayede kalorisiz bir şekilde yiyecek ve içecekleri tatlandırabiliyor.
Diyet ya da şekersiz ürünlerin pek birçoklarında ve sakızlarda da bulunan aspartam Coca Cola Zero ve Pepsi Max aynıi içeceklerin vazgeçilmezi.
Aspartamın 6 bin farklı besin eserinde kullanıldığı tahmin ediliyor.
Bu tatlandırıcı besin güvenliği kurumlarından gerekli müsaadeleri aldıktan sonra on yıllardır kullanılıyor.
fakat bu süreçte aspartam hakkındaki tartışmalar da hiç eksik olmadı.
IARC bugüne kadar aspartam ve kanser arasındaki bağlantıyı inceleyen 1.300 araştırmayı tarama sürecini tamamladı.
Bu süreç hakkında bilgi sahibi kaynaklarla konuşan Reuters, aspartamın “kanserojen olma ihtimali bulunan maddeler” listesine ekleneceğini yazdı.
bu tarif ne manaya geliyor?
BBC’nin edindiği bilgilere göre resmi açıklama IARC tarafından 14 Temmuz’da yayımlanacak. tarihte besin katkı unsurları üzerine çalışan bir uzman komitesinin de açıklama yapması ve hakemli bilimsel mecmua Lancet Oncology’de bir makale yayımlanası bekleniyor.
IARC’nin kullandığı sınıflandırma şu şekilde:
kafa karışıklığına yol açan şey de tam olarak bu tanımlar.
Open University’den istatistik profesörü Kevin McConway, “IARC kategorileri bize aspartamın ne kadar riskli olduğu hakkında hiçbir şey söylemiyor, zira bu kategorilerin amaçladığı bu değil” diyor.
IARC kategorileri bir hususun ne kadar riskli olduğunu değil, kanserojen olup olmadığı konusunda ne kadar bilimsel bilgi bulunduğunu gösteriyor.
İnsan ya da hayvan deneylerinde “az ölçüde kanıt” varsa bir madde 2B grubuna alınıyor.
Prof. Conway, “2B kategorisinde bulunan unsurların kansere yol açabileceğine dair güçlü deliller yok. Olsaydı 2A ya da 1 kategorisinde yer alırlardı” diyor.
IARC kategorileri geçmişte de baş karışıklığına neden olmuş, gereksiz tasaya yol açtığı gerekçesiyle de eleştirilmişti.
Kırmızı et 2A grubuna alındığında, et yemenin riskini sigara içmekle eş tutanlar olmuştu.
Oysa 100 şahsa hayatlarının geri kalanı boyunca, olağanda yediklerine ek olarak her gün 50 gram daha domuz pastırması yedirsek, 100 şahıstan sırf birinde bağırsak kanseri ortaya çıkardı.
Aspartam için ise bunabir sayısal bilgi bulunmuyor fakat WHO ve Besin ve Tarım Örgütü’nün (FAO) ortak uzman komitesinin Temmuz’da yayımlayacağı raporla daha fazla bilgiye erişebiliriz.
WHO 1981’den bu yana günlük 40 miligramlık aspartam tüketiminin inançlı olduğunu söylüyor.
Bu da 60 kilogramlık birinin her gün inançlı bir şekilde, ne kadar aspartam içerdiğine bağlı olarak 12-36 kutu içecek içebileceği manasına geliyor.
Uluslararası İçecek Birlikleri Kurulu İcracı Yöneticisi Kate Loatman, “basına sızdırılan bu yorumlar” nedeniyle halk sağlığı kurumlarının “son derece endişelenmesi gerektiğini” söylüyor.
Loatman, tüketicilerin yanlış yönlendirilmeleri nedeniyle şekersiz alternatifler dururken şekerli içeceklere yönelebilecekleri ihtarında da bulunuyor.
Birleşik Krallık Besin Standartları Ajansı Bilimsel Başdanışman Vekili Rick Mumford ise IARC raporunu derinlemesine inceleyeceklerini belirtiyor ve ekliyor:
“Bizim görüşümüz bu tatlandırıcının çeşitli bilimsel komiteler tarafından incelendiği ve mevcut limitlerde kullanıldığında inançlı olduğudur.”
2000’lerin başında yapılan bir araştırma aspartamı farelerde kanserle ilişkilendirmişti. fakat araştırmanın bulguları diğer bilim insanları tarafından eleştirilmiş ve diğer hayvanlı deneylerde bir kanser riski bulunmamıştı.
Geçen yıl ise 105 bin kişinin katıldığı bir araştırmada, büyük ölçüde tatlandırıcı tüketen bireylerle hiç tatlandırıcı tüketmeyen şahıslar karşılaştırılmış, sonuç olarak yüksek ölçüde tatlandırıcı tüketimi daha yüksek kanser riskiyle ilişkilendirilmişti.
fakat yüksek ölçüde tatlandırıcı tüketen bireylerle hiç tüketmeyenlerin ömür üsluplarında büyük farklılıklar olması da bu bağlantıyı bir nedensellik sağlamaktan uzak tutuyor.
Uluslararası Tatlandırıcılar Birliği’nden Frances Hunt-Wood, “Aspartam tarih boyunca en çok araştırılan besin gereçlerinden biri ve dünya genelinde 90’dan fazla besin güvenliği kurumu bunun inançlı olduğunu söylüyor” diyor.